|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
WASHINGTON- Başbakan Tayyip Erdoğan'ın resmî bölümü sona eren ABD gezisi pek çok bakımdan başarılıydı. Özellikle Irak konusunda Türkiye'nin hassasiyetlerine uygun yapılan 'ince ayar', eğer Washington sözüne sâdık kalırsa, tedirginlik kaynağı gelişmelerin önünü kesebilir. Türkiye'nin şu sıralarda Irak'tan gelebilecek tehditler konusunda başının dinç olmaya ihtiyacı var. Türkiye'de bazı çevrelerce seslendirilen "Geziyle AKP kazandı, Türkiye kaybetti" türü yakıştırmaların hiçbir anlamı yok. Bundan murat, Bush yönetiminin Erdoğan'ın şahsında hükümete verdiği destek ise, bu, Türkiye'nin yararına önemli sonuçlar doğurabilecek bir yeni gelişmedir; Ak Parti ile Türkiye'nin çıkarlarının çatışması söz konusu olamaz zaten. Bu yakıştırma ile, yeni gelişmenin, Türkiye'de yerleşik 'iktidar dengeleri'ni sarsacağı anlatılmak isteniyorsa, bu ihtimali bütünüyle yadsıyamayız. Ancak, sivilleri ön plana çıkaran ve seçilmişleri demokratik sistemin nirengi noktası haline getiren bir gelişme neden Türkiye'nin aleyhine olsun? Yine de, bu gezinin, tedbir alınmazsa ileride sorun olabilecek bir yönü var. ABD bütün dünya için kritik sonuçlar doğurabilecek bir seçim sürecine girdi. Kasım ayında yapılacak seçimle, Amerikalılar, kendilerini dört yıl yönetecek birini seçmeyecekler yalnızca, dünyanın alacağı istikameti de dolaylı yoldan oylarıyla belirleyecekler. Şimdilik George W. Bush daha şanslı görünüyor; ancak Demokrat Parti'nin adayı belli olduktan sonra başlayacak esas kampanya sürecinde ibre karşı tarafa doğru dönebilir. Beyaz Saray'ın bir sonraki sâkininin bir Demokrat olması ihtimal dahilinde. Bu da, 1992'de Baba Bush'un yaşadığı hayal kırıklığının oğlu tarafından tekerrür ettirilmesi anlamına geliyor... 1992'de hayal kırıklığına uğrayan bir tek Baba Bush değildi; bütün kozlarını onun yeniden seçileceği varsayımına bağladığı için, 'kaybedenler' arasında Türkiye de yer almıştı. Türkiye kendini o kadar Bush'un câzibesine kaptırmıştı ki, o kampanyayı Washington'da izlediğimden biliyorum, Büyükelçilik, seçimden bir kez daha muzaffer çıkacağına kesin gözüyle bakılan Bush için bir dâvet hazırlığı bile yapmıştı. Bill Clinton'un seçim başarısı, Körfez Savaşı sırasında Turgut Özal ile George Bush arasında oluşan yakınlık üzerine oturan Türk-Amerikan ilişkilerini de bir süreliğine etkiledi. Türkiye, bu defa aynı hataya düşmemeli. George W. Bush'un yeniden seçilme şansı kadar, karşısına güçlü bir rakip çıkarsa süresini dört yıl daha uzatma niyetinin seçmenler tarafından akamete uğratılması tehlikesi de var. Başka bir zaman olsaydı, başkan değişikliği iki ülke arasındaki ilişkileri fazla etkilemeyebilirdi. ABD, "Devlette süreklilik esastır" diye özetlenen temel kabulün en fazla geçerli olduğu ülkelerden. Başkanın Demokrat Parti veya Cumhuriyetçi Parti'den olması sonuçta teknik bir durum; politikayı belirleyen kadrolar hep belli kaynaklardan gelip bilinen çizgiyi sürdürdükleri için, genellikle köklü altüst oluşlar yaşanmıyor Amerikan dış politikasında. Ancak, 11 Eylül uğursuz eylemleri bir büyük sapmayı zorladı; bu sebeple, Bush'un Beyaz Saray'dan ayrılması ABD için farklı tercihleri gündeme getirebilecektir. Beyaz Saray'da gerçekleşen Bush-Erdoğan buluşmasında konuşulanlar ve varılan mutabakat, Türkiye açısından ne kadar 'olumlu' sayılırsa sayılsın, bugünkü siyasî durumla fazlaca ilintili olması sebebiyle, ileride bir anlam taşımayabilir. Bush'un Erdoğan'a verdiği sözler, seçimi bir Demokrat kazanırsa, yeni başkan için de geçerliliğini koruyacak mı? ABD, Beyaz Saray'a egemen olan kadronun açtığı savaş yüzünden Irak'a ve bölgeye karşı değişik yükümlülükler altına girdi; Bush'un Erdoğan'a gösterdiği olağanüstü ilgi, o dengelerde Türkiye'ye önemli bir rol biçildiği içindir... Dengeler darmadağın hale geldiğinde Türkiye'nin durumu fark etmeyecek mi? Aslında, Irak'ın içine düşürüldüğü kargaşadan kurtulması ve yeniden işleyen bir sisteme kavuşabilmesi için Türkiye vazgeçilmez bir ülke; ABD'nin başında Bush veya bir başkasının bulunması bu bakımdan fazla önemli değil. Hatta, Bush'un yerine gelecek kişinin politikaları Türkiye'yi daha fazla 'anahtar' konumuna da getirebilir. Türkiye, bu sebeple, kendini bütünüyle Bush'un politikalarına kilitleme yanlışlığına düşmemelidir. Erdoğan'ın gezisi, ancak Türk dış politikasını kişiler ve olaylardan etkilenmeyecek bir cevvalliğe kavuşturmakla başarıya ulaşacaktır. Bayramı o zaman daha fazla hak edeceğiz. Yine de hepinize iyi bayramlar diliyorum...
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |