AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

Y A Z A R L A R
Erdoğan ve Amerika gezisi...

Hatırlatmakta ve unutmamakta yarar var!! Recep Tayyip Erdoğan AK Parti lideri olarak ilk Washington ziyaretini yanılmıyorsam Ocak 2002'de gerçekleştirmişti.

Abdullah Gül ile ABD başkentine giden Erdoğan o sıralarda Amerikan yönetiminden görüşecek adam bulamamıştı..

'Karanlıklar Prensi' olarak anılan Richard Perle ile bir araya gelebilen Erdoğan oldukça rahatsız edici soru ve uyarılarla karşılaşmıştı..

Kendisini ve partisini Amerikalılar'a ve özellikle lobicilere anlatmaya çalışan Erdoğan onları inandıramamıştı ama kendisi başka bir şeye inanmıştı..

'Amerikan desteği olmadan da iktidara gelebileceğini onlara kanıtlamalıydı'..

Ve Erdoğan bunu yaptı..

Erdoğan ile görüşmeye yanaşmayan Amerikan yöneticileri bir gün gelip onu Türkiye'deki en büyük partinin lideri olarak karşılarında göreceklerdi.. 10 Aralık 2003'te Başkan Bush ile yan yana oturan Erdoğan'ın içinden Allah bilir neler geçiriyordu..

Ama oturuşunu ve rahatlığını hatırlayanlar onun o sırada şöyle düşündüğünü tahmin edebilirler 'Ben size rağmen buradayım'..

Ve 1 Mart tezkeresi geçmedi..

Bu kez ' bilinen çevreler' Amerikanın Türkiye'yi mahvedeceğini söyleyip durdu..

Bu çevreler Savunma Bakan Yardımcısı Paul Wolfowitz'in Mayıs 2003'te Birand ve Çandar'a yaptığı açıklamaları gündeme getirerek neredeyse Türkiye'nin sonunun geldiği müjdesini veriyorlardı!

Wolfowitz 'artık bundan sonra Erdoğan'ın telefonlarına hiç kimse çıkmaz ' gibilerinden tehditlerde bulunarak Ankara'nın Amerika'dan özür dilemesini istiyordu..

Wolfowitz ile telefon görüşmelerine devam eden Türkiye'deki o 'malum çevreler' onun Türkiye'yi tehditlerinden haz alıyorlardı..

Biz de çıkıp o sıralarda hep 'Amerika'nın hiçbir halt yapamayacağını, Erdoğan ve AK Parti'nin giderek güçleneceğini, Türkiye'nin bölgesel ve uluslararası politikalarda öneminin hep artacağını ve Amerika'nın er ya da geç Ankara'ya muhtaç kalacağını' söylüyorduk ..

İşte son görüşmeden bir yıl sonra Erdoğan bir kez daha Beyaz Saray'da. Üstelik bu kez AK Parti lideri olarak değil de Türkiye Cumhuriyeti'nin Başbakanı olarak..

Merak ediyorum 'Erdoğan'ın telefonlarına artık hiç kimse çıkmaz' diyen Wolfowitz ve onun Türkiye'deki yandaşları acaba bundan böyle ne yapacaklar!!

Aslında yapacakları şey belli..
Bükemedikleri eli öpecekler ..
Nitekim de öyle yaptılar..

1 Mart'ta Erdoğan ve Ak Parti hükümetine söylemediğini bırakmayan o malum çevreler bu kez 'Erdoğan istediğini aldı' gibilerinden yorum yapıyorlar..

Wolfowitz ise daha kötüsünü yapmak zorunda kalıyordu..

Ziyaret sonrasında yine Birand ve Çandar'a konuşan Wolfowitz nasıl oldu da bu kez 'sütten çıkmış kaşığa' benziyordu..

Mayıs'taki konuşmasında söylediği her şeyi inkar eden bu zat ülkesi ile Türkiye arasındaki önemli ilişkilerden dem vuruyordu..

Oldum olalı bu adama güvenmem ..
Tabiî Amerikan yönetimlerinin tüm sözlerine de!
Wolfowitz ve benzerleri sürekli yalan söylerler..
Bu tür kişlierin ne yapacağı hiç belli olmaz!!
Bu nedenle Sayın Erdoğan hep dikkatli olmalıdır..

Çünkü Sayın Erdoğan ve Sayın Gül Amerikan muhatapları ile yaptıkları görüşmelerde inandıklarını söyleyerek yine Amerikalılar'ı kızdırmışlardır..

Sayın Başbakan ve Sayın Dışişleri Bakanı Türkiye'nin Suriye ve İran ile ilişkilerini anlatarak bu iki komşu ülkenin de gerçekten barış istediklerini savundular..

Bunu söyleyen Başbakan Erdoğan aynı zamanda Şaron'a rağmen Türkiye'nin bölge barışı için elinden geleni yapacağını hatırlatıyordu..

Bu ise Amerika'da birçok çevreyi ve doğal olarak İsrail'i rahatsız eder..

Çünkü bunu Adalet ve Kalkınma gibi bir partinin ve Türkiye gibi bölgenin en önemli ülkesinin lideri yapıyor.

Erdoğan ve AK Parti hükümeti bugünkü politikalarına devam ettikleri sürece Amerika'daki bazı çevrelerin ve İsrail'in güvensizliği daha da artacaktır..

Çünkü böyle bir politika ile Türkiye bölgenin en önemli ülkesi olacaktır. Bu ise asla İsrail'in kabul edebileceği bir durum değildir.

Ama İsrail ve onun Amerika'daki lobileri yine de Erdoğan'ı kendi yanlarında göstererek Araplar'ı ondan ve genel olarak Türkiye'den uzak tutmayı hesaplamaktadır..

İsrail bunu hep yapıyor Araplar da bunu yutuyordu..

Türkiye ile ilişkilerini hep abartarak medyaya yansıtan İsrail Ankara'yı hep kendi müttefiği gibi göstermeyi başarıyordu. İsrail'in bu propagandasına kanan Arap ülkeleri de giderek Türkiye'den uzaklaşıyordu.. Böylece herkes İsrail'in ve lobilerinin oyununa geliyor ve onların kurbanı oluyordu..

Arap liderler ile samimi ve güven verici ilişkiler kuran ve geliştiren Erdoğan-Gül ikilisinin bu oyunları bozacak cesaret ve beceriyi göstereceklerine güveniyorum.

O zaman da Beyaz Saray'dakiler Erdoğan'ın telefonundan kaçmaz, tersine onun telefonunu beklerler !!

Not: Tüm okurlarımın Kurban Bayramı'nı tebrik eder, sağlık, mutluluk ve esenlikler dilerim.


1 Şubat 2004
Pazar
 
Dr. HÜSNÜ MAHALLİ


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED