AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

Y A Z A R L A R
Kurban ve ölüm

Ölümün anlamlı olanı olduğu gibi, kurbanın da anlamlı olanı var. Gene ölümün anlamsız olanı olduğu gibi, anlamsız kurban da var. Bir amaç uğruna gerçekleş(tiril)miş ölüm anlamlıdır. Bir amaç uğruna gerçekleştirilmiş kurban da anlamlıdır. Ama hiçbir şey uğruna gerçekleşmemiş bir ölüm vuku bulmuşsa ona bir anlam yükleyebilmek mümkün olabilir mi?

Kurban anlamını kendi içinde taşıyan fedakârlık, feragat, vazgeçiş, bağışlayış, teslimiyet, kendini veriş, kendinden veriş anlamlarını ve daha fazlasını içeren bir eylem biçimidir. Ali Şeriati'ye bakarsanız, kurban, insanın, kendisi için değerli saydığı her ne var ise, Allah uğruna ondan vazgeçişinin bir ifadesidir. İbrahim Aleyhisselam indinde koç, İsmail'in yerine kaim olmuş bir bedeldir: İsmail'in karşılığıdır. İbrahim Aleyhisselam, sevgili oğlu İsmail'i kurban kesmeye karar vermekle onun yerine bir koçun ikamesiyle mükâfatlandırılmıştı.

Ölüm, bir amaç uğruna gerçekleşmemişse, insanda yücelik hissi uyandırmak yerine esef hissi uyandırır. Futbol maçlarında vuku bulan ölüm ve yaralanma olaylarını hatırlayın. Bu türden ölüm ve yaralanmalar, hiçbir amaç uğruna gerçekleştirilmiş olmadığından boşunadır ve gene aynı nedenle esef vericidir. Ülkemiz açısından bakıldığında, işin daha da esef verici yanı, bu tür olaylarda verilen "kurbanlar"ın, kendi kültür kodlarımızla bir ilişiğinin bulunmamasıdır. Futbolun ve öteki spor faaliyetlerinin kendileri gibi, sonuçları da, menşe ülkelerden aktarılıyor. Bu da bize, spor gibi masum görünen bir kültür etkinliğinin bile, menşe ülkenin sonuçlarını doğurmaktan âri olmadığını gösteriyor.

Ali Murat Daryal'ın yaptığı tasnifle, futbol, kurban kesmeyen milletlere mahsus bir spordur. Daryal, spor faaliyetlerini kurban kesen ve kurban kesmeyen milletlerin sporları olarak ikiye ayırıyor. Kurban kesmeyen milletlerin yalnız gündelik hayatları değil, fakat aynı zamanda sporları da kan-ateş-ölüm üçgeni üzerine kurulmuştur. Bu milletlerin sporlarının bazıları oyuncuları bakımından kan, ateş, ölüm saçar (boks maçı, boğa güreşi, otomobil yarışı gibi); bazıları da seyircileri bakımından bu sonucu doğurur, futbol gibi (Kurban Kesmenin Psikolojik Temelleri, İst. 1980, s.33 vd.).

Söz konusu anlamsız ölüm olayları sadece İngiltere veya Latin Amerika ülkelerinde cereyan etmiyor; dünyanın her tarafında ve kendi ülkemizde de oluyor. Öyleyse sonuç: bir ülkeye giren yabancı kültür kurum ve kavramları, spor gibi masum sayılan alanlarla bile ilgili olsa, kendi sonuçlarını da yeni girdikleri yerlere taşımaktan geri durmuyor. Bu kurum ve kavramlar, yeni ülkelere kendi öz kültürlerinin kodları ve sonuçlarıyla birlikte giriyor. Menşe ülkenin kültür kodunun yeni ülkede karşılığı olup olmadığı önem taşımıyor: o, kendi sonuçlarını yedeğinde getiriyor.

Demek ki, bu iki ölüm türü arasında, insanda uyandırdığı iki farklı duygu açısından fark tespit ediyoruz. Futbol veya boks maçından veya faşing gibi eğlence olayında ölen/öldürülen insanlara karşı içimiz esef ve kahır duygusuyla yüklenirken; bir amaç uğruna gerçekleştirilmiş olan ölümde veya kurban olayında içimizde şefkat ve merhamet duygusuyla birlikte yücelik duygusu da uyanıyor. Durum, bu iki ölüm olayının mahiyetinin farklılığından ileri geliyor.


1 Şubat 2004
Pazar
 
RASİM ÖZDENÖREN


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED