AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

Y A Z A R L A R
Geziden son izlenimler

AB'nin başbakanı sayılan Romano Prodi Türkiye'ye geldiğinde, kendisi için düzenlenen dar kapsamlı akşam yemeğine konuk listesi hazırlanırken, "Türkiye'de en iyi tanıdığı kişi bir işadamı, onu da çağıralım" diye düşüldüğünü duymuştum. On kişilik yemekte o işadamı da bulunmuş. Bu bilgiyle, ben de, "Herhalde heyetten Harvard irtibatlı tek kişi olduğumu bilir ve Başbakan Erdoğan'ın Boston'a yapacağı çıkartmaya beni de dâvet ederler" diye bekledim. Ya bilemediler, ya da umursamadılar...

Harvard'taki konuşmada bulunamadım. Yazıştığım, çevreyi iyi tanıyan ve Ak Parti'ye fazla bir sempati duymadığını sandığım bir bayan okurumun gönderdiği nottan karşılaşmanın iyi geçtiğini öğrendim. Şöyle yazdı okurum: "Bugün ilk defa Sn. Erdoğan'ı dinleme fırsatım oldu, Harvard'ta. Bana diğer politikacılardan farklı geldi. Farklı olan yönü diğer politikacılar gibi kıvırmaması. Ne düşünüyorsa açıkça ve hiç başka yola sapmadan dile getiriyor. Buradaki Türk derneğinin uyarısı üzerine konuşmaya erken giderek diğer grupların seslerinin çok çıkmasını engellemiş olduk. Yine de küçük bir grup, toplantı çıkışında, 'Türkler Irak'tan defolun' türü sloganlar atmayı başardı. Her ne kadar büyük çoğunluğumuz Sn. Erdoğan'ın ve partisinin yaklaşımından çok uzak olsak da dürüst ve açık şekilde verdiği cevaplardan etkilendik."

"Slogan atan grup" değinisi, aynı sabah Washington'da tanığı olduğum bir olayı hatırlattı. ATAA adlı Türk kuruluşunun düzenlediği toplantının açılışını Tayyip Erdoğan yapacaktı. Erkenden salona gittim. Basına ayrılan arka masalardan birine yeni oturmuş, oraya yerleşik bir gazeteciyle konuşmaya başlamıştım ki, o gazeteci hemen karşımızda oturan kişiden irkildi. Meğer, bir gün önce, American Interprise Institute önünde gösteri yapanları megafonla yönlendiren kişiymiş. Adı Kani Gulam. Gazeteci, nâzikçe, "Elleri kanlı Erdoğan diye bağırıyordunuz; Erdoğan'ın elleri neden kanlı?" diye sordu adama... Biraz sonra da, ATAA'nın dâvetlisi olmasına rağmen, Kani Gulam'ı, Amerikalı korumalar salondan dışarı çıkardılar...

Başbakanın gelmesini beklerken bir ileri masada oturan kişi ilgimi çekti. Hayır, Washington çevresinde yaşayanlardan değilmiş... Hayır, bizim grupla buraya gelenlerden de değilmiş... Hayır, büyükelçilik ve diğer Türk kurumlarında görevli bir bürokrat da değilmiş... Çok âşina simanın kime ait olduğunu yine ben çıkardım: Emekli general Veli Küçük... Bir ara adı 'Yeşil' ile birlikte anılan Gen. Küçük de, ATAA'nın dâvetiyle buraya gelmiş; toplantının bir bölümünde yapılacak panelde konuşacakmış... Bir diğer panelde konuşacak kişi de tanıdıktı: Zekeriya Beyaz...

Açılışı 'Assembly of Turkish American Associations' (Türk-Amerikan Dernekleri Asamblesi) olan ATAA ilginç bir kuruluş herhalde.

Biz Türkler programlı oturumları fazla sevmiyoruz da, dışarıya çıkıp temiz hava almak, etrafı gezip gönlü gözü açmak varken otel lobisinde oturmaktan müthiş hoşlanıyoruz. Avucumun içi gibi bilmesem de defalarca geldiğim için merakımın fazla ayakta olmadığı bir kent Washington; buna rağmen her fırsatta kendimi otelden dışarı atıp sağı-solu yeniden gezdim. Öyle heyet üyeleri var ki, geldikleri gibi geri döndüler... Zorunlu kalmamışsa otelden dışarı adım atmadan...

İşadamı ağırlıklı heyetimiz ilk gün otelde küçük bir panik yaşattı, yangın alarmı çalmasına sebep olarak... İtfaiye gelip herkesin oteli terk etmesini istedi; başbakan ve bakanların bile... Sonunda alarmı çaldıranın ne olduğunu gözleriyle gördüler de yangın tehlikesi bulunmadığı için herkesi dışarı çıkarmada ısrarcı olmadılar. Bu sayede lobi meraklıları pürolarını tüttürmeye devam edebildiler... Bir gözlemci, "20 kişi küçük bir mekânda aynı anda püro içer ve dumanını savurursa, en vurdumduymaz alarmı bile ayağa kaldırır" dedi bana...

Bir dostum, son ana kadar, "Bu ülke bana göre değil" dedi durdu. Sebep, gönül rahatlığı ile sigara içilememesi... New York başta olmak üzere bazı eyaletlerde kapalı mekânlarda sigara içme yasağı var ve sert biçimde uygulanıyor. Bırakın lokantaları, eğlence yerlerinde, barlarda, kulüplerde bile sigara içmek yasak New York'ta. Otel lobilerinde de sigara içene müdahale ediliyor. Müthiş soğukta dışarıya çıkıp sigara içmek bazıları için ölümden farksız.

Washington'da bulduğu sigara serbest lobideki koltuğundan hiç kalkmayanların yerlerinden kımıldamamalarının bir sebebi de bu. Başka yerde pürosunu içemiyor, ne yapsın adam?

Başbakanın da kaldığı Ritz Carlton Oteli'nin lobisinde oturanların kendilerini ülkemizde gibi hissetmelerinin bir sebebi de, Dünden Bugüne Tercüman gazetesini günü gününe okuyabilme mazhariyetiydi. Son gün, Nazlı Ilıcak kendi eliyle dağıttı gazetesini... Amerika'da da baskı tesisleri var gazeteyi çıkartan şirketin ve biz orada olduğumuz günlerde heyetin kaldığı otelde günlük Türk gazetesi ihtiyacı Tercüman tarafından karşılandı.

Heyet çok soğuk bir gün New York'a inmişti, soğuk bir Washington akşamı ülkeye döndü. Ben ise, birkaç gün daha buralarda kalıp hem gezi sonrası izlenimler toplamaya hem de ABD'deki önemli siyasî gelişmelerden sizleri haberdar etmeye karar verdim. Nasıl olsa önümüz bayram...

Hepinizin Kurban Bayramı'nı en içten dileklerimle kutlarım.


1 Şubat 2004
Pazar
 
TAHA KIVANÇ


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED