AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

6 5 7 ' L İ L E R   A İ L E S İ
Hangi Öğretmenler Ek Eğitim Öğretim Tazminatı Alır?

Bilgisayar öğretmenlerinin maaşlarını hesaplarken kullandığınız ve yan ödeme kararnamesinde geçen %15 ek tazminat ile ilgili bilgi almak istiyorum. Bu %15 ek tazminat sadece meslek liselerinde mi geçerlidir? Yoksa normal Anadolu Lisesi öğretmenleri de bundan yararlanabilmekte midir?

Yan ödeme Kararnamesi olarak bilinen 98/10548 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının "Diğer tazminatlar" başlıklı III sayılı cetvelin "A. Eğitim Öğretim Tazminatı" başlığında, dereceler itibariyle öğretmenlerin alabilecekleri tazminatlar belirtilmiş ve bu başlık altında "II- Milli Eğitim Bakanlığına bağlı ek V Sayılı Cetvelde sayılan mesleki ve teknik öğretim okul ve kurumlarına, atölye, laboratuar veya meslek dersleri öğretmeni olarak Eğitim-Öğretim Hizmetleri Sınıfına dahil Öğretmen unvanlı kadrolara atananlara, atandıkları branşa göre aşağıdaki oranlarda ilave Eğitim Öğretim Tazminatı ayrıca ödenir." hükmü ile branşlar ve öğrenimler bazında ek Eğitim Öğretim Tazminatı alabilecekler sıralanmıştır. İşte bu bölümün (a) bendinde en az dört yıllık yüksek öğrenim mezunu bilgisayar öğretmenlerinin ek olarak %15 oranında ilave Eğitim Öğretim Tazminatı alacağı belirtilmiştir. Ancak, bu ek tazminat sadece madde hükmünde yer alan ve yan ödeme kararnamesine ekli V sayılı cetvelde yer alan mesleki ve teknik öğretim okul ve kurumlarında çalışan öğretmenlere ödenmekte olup, normal Anadolu liseleri (V) sayılı cetvel de yer almamaktadır. Hem yan ödeme kararnamesine hem de bu (V) sayılı cetvelin tam listesine memurlar.NET'in Mevzuat/BKK bölümünden erişebilirsiniz.

Üniversitelerde Fakülte Sekreteri Olarak Atanabilmenin Şartları?

İki Yıllık Yüksekokul mezunu ve 12 yıl hizmeti bulunan birinin ek göstergesi 3000 olan Üniversite Bünyesinde bulunan Fakülte Sekreteri olarak atanabilir mi?

Yükseköğretim Üst Kuruluşları İle Yükseköğretim Kurumları Personeli Görevde Yükselme Yönetmeliğinin Hizmet Gruplarını düzenleyen 5'inci maddesinde; Yönetmeliğe tabi personel kadro unvanlarından Yönetim Hizmetleri Grubu, Genel Sekreter, Genel Sekreter Yardımcısı, I.Hukuk Müşaviri olarak belirlenmiştir. Ayrıca, Yönetmeliğin Atanma Şartlarını düzenleyen 6'ncı maddesinde ise;"Görevde yükselme suretiyle atanabilme şartları, hizmet grupları itibariyle aşağıdaki şekildedir: "a) Bu Yönetmeliğin 5 inci maddesinin (A) bendinin (a), (b), (c), (d), (e), (f), (g), (h), (i) ve (j) alt bentlerinde sayılan unvanlı kadrolara atanacakların en az dört yıllık yükseköğrenim görmüş olmaları, (e) bendinde sayılan Hukuk Müşaviri kadrosuna atanacakların en az 10 yıl avukat olarak çalışmış olmaları ve ilgili mevzuatta belirtilen şartları taşımaları gerekir." hükmü, Geçici 1'inci maddesinde ise; "18/04/1999 tarihinde Kurum kadrosunda bulunanlar için diğer şartları haiz olmak kaydıyla; genel sekreter haricindeki ünvanlar itibariyle belirlenmiş bulunan öğrenim düzeylerinin bir alt öğrenim düzeyi uygulanabilir." hükmüne yer verilmiştir. Bu hükümler çerçevesinde, Genel Sekreter kadrosuna atanabilmek için en az dört yıllık yükseköğrenim görmüş olmak gerekmektedir. Ayrıca, 3000 ek göstergeli Genel Sekreter kadrosuna atanabilmek için 657 sayılı Kanunun 68/B bendi gereğince 10 yıllık hizmetin (hizmet kavramının içerisine nelerin girdiği bu maddede belirtilmiştir) olması gerekmektedir. Dolayısıyla en az dört yıllık yüksek öğrenim görmediğiniz için Genel Sekreter kadrosuna atanamazsınız. Ancak, iki yıllık yüksek okul mezunu olmanız ve 12 yıllık hizmetinizin olması nedeniyle Genel Sekreter dışındaki 3000 ek göstergeli Enstitü Sekreteri ve Fakülte Sekreteri kadrolarına atanmanız mümkündür.

Doçentlik ve Profesörlük Kadrolarının İlanı ve Rektörlerin İnisiyatifi

Bilindiği gibi mevcut sistemde Doçentlik ve profesörlük kadrosuna geçmede kadro ilanları tümüyle rektörlerin elindedir. Bu konuda bu keyfiliği ortadan kaldıracak alınmış herhangi bir Danıştay Kararı var mıdır?

2547 sayılı Kanunun Doçentliğe atamayı düzenleyen 25'inci maddesinde; "Bir üniversite biriminde açık bulunan doçentlik kadrosu, rektörlükçe, isteklilerin başvurması için kadroların devamlı veya kısmi statüleri belirtilerek ilan edilir. Müracaat eden adayların durumlarını incelemek üzere rektör tarafından varsa biri ilgili birim yöneticisi, en az biri de o üniversite dışından olmak üzere üç profesör tespit edilir. Bu profesörler, adaylar hakkında ayrı ayrı mütalaalarını rektöre bildirirler. Rektör, bu mütalaalara dayanarak, üniversite yönetim kurulunun görüşünü de aldıktan sonra atamayı yapar..." hükmü, Profesörlüğe yükselme ve atamayı düzenleyen 26'ncı maddesinde ise; "Üniversitelerde veya yüksek teknoloji enstitülerinde profesörlük kadroları boşaldığında, rektörler boşalan kadroları ve o kadro ile ilgili olarak adaylarda aranacak nitelikleri, kadronun devamlı veya kısmi statüde olduğunu da belirterek ilan ederler." hükmü yer almaktadır.

Bu hükümler doğrultusunda, Doçent ve Profesör kadrolarının ilana çıkılması rektörlükler tarafından olmaktadır. Bu durumun keyfi olarak kullanılıp kullanılmadığının yargıca tespiti mümkün değildir. Ayrıca, yargı organlarınca Rektörlüğün bu kadrolar için ilana çıkması zorlanamaz. Bu nedenle bu tür bir yargı kararı olamaz.

Şefliğe Vekalet Eden Memur, Şefin Özel Hizmet Tazminatını Alabilir mi?

… Üniversitesi İİBF bünyesinde 2 yıldır öğrenci işleri şefliğine vekaleten bakmaktayım. Vekaleten baktığım şefliğin özel hizmet tazminatından yararlanabilir miyim?

657 sayılı Devlet Memurları Kanununun "Vekalet, İkinci Görev Aylık ve Ücretleri ile Diğer Ödemeler"i düzenleyen 175'inci maddesinde;"Bir göreve vekaleten atanan memurlara vekalet edilen görevin kadro derecesinin birinci kademesinin üçte biri, açıktan atananlara ise (Köy ve kasaba imamlığı kadrolarına atananlara 146 ncı maddede yazılı asgari ücret aylık tutarından aşağı olmamak üzere) üçte ikisi verilir. Bulundukları yerden başka bir yerdeki bir göreve vekalet suretiyle atananlara, Harcırah Kanununun geçici görevle başka yere gönderilenlere ilişkin hükümleri uygulanır. Ancak, kurum içinden veya diğer kurumlardan vekalet edenlere vekalet aylığı ödenebilmesi için, vekilin asilde aranan şartları taşıması zorunludur." hükmüne yer verilmiştir.

Ancak, 1999 yılında yayımlanan Devlet Memurlarının Görevde Yükselme Esaslarına Dair Genel Yönetmelik hükümleri gereğince görevde yükselme niteliğinde yapılacak atamalar için görevde yükselme eğitimi almış olmak ve bu eğitim sonunda yapılacak sınavdan başarılı olmak şartı getirilmiştir. Bu çerçevede, boş Şef kadrosuna vekalet eden memurlara vekalet aylığı ödenebilmesi için;

1- Asaleten Şef kadrosuna atanabilmek için gerekli olan Görevde Yükselme Eğitim ve Sınavına girerek başarılı olunması,

2- Asaleten Şef kadrosuna atanmanın usulüne uygun olarak atama yapılması gerekmektedir.

Yukarıda belirtilen hususa uygun olarak atama yapılmadığı takdirde vekalet aylığı veya zam ve tazminatlardan farklı olanın ödenmesi mümkün değildir.


Kendisine Hataen İzin Verilen Aday Memurun
Bu İzni Düşülebilir mi?

16 Aralık 2002 tarihinde aday memur olarak göreve başladım. Bana, müdürümüz izindeyken, 2003 Temmuzunda, adaylığım kalkmamış olmasına rağmen 10 gün yıllık izin verildi. Müdürüm izin dönüşünde bu iznimi 2004 yılında hak edeceğim izinden düşeceğini söyledi. Bu mümkün müdür?

657 sayılı Kanunun Yıllık İzni düzenleyen 102'nci maddesinde; "Devlet memurlarının yıllık izin süresi, hizmeti 1 yıldan on yıla kadar (On yıl dahil) olanlar için yirmi gün, hizmeti on yıldan fazla olanlar için 30 gündür. Zorunlu hallerde bu sürelere gidiş ve dönüş için en çok ikişer gün eklenebilir." hükmü, Yıllık İzinlerin Kullanılışını düzenleyen 103'üncü maddesinde ise; "Yıllık izinler, amirin uygun bulacağı zamanlarda, toptan veya ihtiyaca göre kısım kısım kullanılabilir. Birbirini izleyen iki yılın izni bir arada verilebilir.Cari yıl ile bir önceki yıl hariç, önceki yıllara ait kullanılmayan izin hakları düşer." hükmü yer almaktadır.

Bu hükümler birlikte değerlendirildiği takdirde, 16 Aralık 2002 tarihinde memuriyete başladığınız dikkate alındığında yıllık izne hak kazanma tarihinizin 16 Aralık 2003 tarihi olması gerekirdi. Ancak, kurumunuz size yanlışlıkla zamanından önce bir izin kullandırmıştır. Sonuç olarak, 2003 ve 2004 yıllarında toplam 40 gün izin kullanma hakkınızın olduğu dikkate alındığında, size yanlışlıkla kullandırılan iznin bu sürelerden düşmesi mümkün değildir. Çünkü, sizin 2003 yılı Temmuz ayında kullandığınız izin yıllık izin değildir. Bununla birlikte yapılan işlemlerle ilgili olarak mesuliyeti bulunanlar hakkında disiplin işlemi yapılması mümkündür. Anlaşılan o ki şuana kadar disiplin işlemine başlanmadığı için zamanaşımına uğramış görünüyor.

İsteğe Bağlı Olarak Emekli Olan Eşten Dolayı Eş Yardımı Alınabilir mi?

İsteğe bağlı olarak emekli olup maaş alan bir ev kadını için eşi üzerinden de eş yardımı parası verilir mi?

657 sayılı Kanunun Aile Yardımı Ödeneğini düzenleyen 202'nci maddesinde; "Evli bulunan Devlet memurlarına aile yardımı ödeneği verilir. Bu yardım, memurun her ne şekilde olursa olsun menfaat karşılığı çalışmayan veya herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşundan aylık almayan eşi için 1250, çocuklarından her biri için de 250 gösterge rakamının aylık katsayısı ile çarpılması sonucu elde edilecek miktar üzerinden ödenir..."hükmüne yer verilmiştir. Bu hükme göre, eşiniz herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşundan aylık aldığı için eşinizden dolayı aile yardımı ödeneğinden yararlanamazsınız.

DMS'ye İlköğretim Düzeyinde Giren, Ancak Şimdi Lise Mezunu Olan Adayın Durumu

1999'daki DMS'ye ilköğretim düzeyinde girdim. Şimdi de 3 yıldır lise mezunuyum. Lise mezunu olmama rağmen KPSS'ye girmediğimden dolayı yerleştirmelere katılamayacağım söylenmektedir. Böyle bir şey olabilir mi?

Kamu Görevlerine İlk Defa Atanacaklar İçin Yapılacak Sınavlar Hakkında Yönetmeliğin Yerleştirmeyi düzenleyen 23'üncü maddesinde; "Adaylar, ÖSYM tarafından (B) grubu kadrolara; KPSS puanları, tercihleri, kadro sayıları ve koşulları göz önünde tutulmak suretiyle yerleştirilir. Yerleştirme işlemlerinde, diğer koşullar saklı kalmak kaydıyla, yerleştirmenin yapıldığı tarihte aynı adaya ait geçerlilik süresi bitmeyen sınavlardan alınan en yüksek KPSS puanı dikkate..." hükmü, Geçici 2'nci maddesinde ise; "Bu Yönetmeliğin yayımından önce bu Yönetmeliğin 29 uncu maddesi ile yürürlükten kaldırılan yönetmeliklere göre yapılmış sınavlardan kazanılmış haklar, (A) ve (B) grubu kadrolara atanacaklar için süreleri bitinceye kadar saklıdır. 17/10/1999, 12/12/1999 tarihlerinde Devlet memurları için yapılmış olan merkezi sınavlarda yetmiş ve daha yukarı puan alarak başarılı olmuş adayların hakları, (B) grubu kadrolara yapılacak yerleştirmeler için bu Yönetmeliğin yayım tarihinden itibaren iki yıl süreyle geçerlidir." hükmü yer almaktadır.

Ancak, KPSS Klavuzlarında "DMS'ye girildikten sonra öğrenim düzeyinde değişiklik olanların (üst düzeydeki bir öğretim kurumundan mezun olanların) DMS puanları geçerliliğini yitireceğinden, KPSS'nin başvurma koşullarını karşılayabildikleri takdirde bu adayların 2002-KPSS'ye girmeleri gerekir. B Grubu Kadrolar için lisans düzeyinde öğrenim görenler ile sadece adalet ve teknik alanlarındaki kadrolara atanabilecek niteliklere sahip önlisans veya ortaöğretim düzeyindeki adaylar 2002-KPSS'ye girebileceklerdir." ifadelerine yer verilmiştir. KPSS Kılavuzlarında yer alan bu ifadeye göre, 17/10/1999, 12/12/1999 tarihlerinde yapılan DMS sınavına girdikten sonra öğrenim durumu değişenlerin KPSS sınavına girmesi gerekmekteydi. Ancak, KPSS Kılavuzlarında yer alan bu hükümlerin hukuki bir temeli bulunmamaktadır. Zira, yukarıda yer verdiğimiz yönetmelik hükmü sadece yerleştirmenin yapıldığı tarihte aynı adaya ait geçerlilik süresi bitmeyen sınavlardan alınan en yüksek KPSS puanının dikkate alınacağını belirtmektedir. Dolaysıyla, şu an lise mezunu olsanız dahi, KPSS sınavına girmemiş olmanız halinde, ilköğretim düzeyinde girmiş olduğunuz sınav puanı geçerlidir. Belirtilen bu husus dışında, ÖSYM tarafından yapılacak aksi tüm işlemler yanlış olup, adayların haklarını yargıda aramaları gerekmektedir.

Memuriyete Girdikten Sonra Özürlü Olanların Emekliliği

30.05.1985 tarihinde Adıyaman Valiliğinde normal memur olarak işe başladım. Sağ bacağımda "Polio Sekeli" yani felç var. Raporun oranı % 45. İşe girerken özürlü kontenjanı yoktu. Şimdi 15 yılımı doldurduğum için emekli olabilir miyim?

5434 sayılı Kanunun 39'uncu maddesinin (j) bendinde; Sakatlıkları sebebiyle ilgili mevzuat uyarınca göreve alınanlardan en az 15 yıl fiili hizmeti bulunanların istekleri üzerine emekliye ayrılabileceği hüküm altına alınmıştır. Buna göre özürlülerin emekli olabilmesi için gerekli olan hizmet süresi 15 yıldır. Özürlü memurlarda diğer memurlarda olduğu gibi ayrıca bir yaş şartı yoktur. Diğer taraftan, memuriyete normal statüde giren ancak daha sonra özürlü olduğunu belgelendiren kişilerin de 15 yıl hizmet yapması halinde emekli olup olamayacağı sorunu henüz tam olarak açıklığa kavuşmamıştır. 5434 sayılı Kanunun Ek Geçici 22'nci maddesi gereğince, Ankara 3. İdare Mahkemesi bu konuda özürlülerin lehine karar verirken, Danıştay, temyizen incelemede bu kararı bozmuştur. Bu konuya ilişkin düzenleme Ankara 3. İdare Mahkemesinin vereceği karara göre belirlenecektir. Ümidimiz odur ki yukarıda yer alan yargı kararıyla ilgili olarak, İdare Mahkemesinin Kararında ısrar etmesi ve Danıştay'ca da (Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulunca) bu karara uyulmasıdır.


Hazırlayan: Ahmet Ünlü
(memurlar.net editörü)

Faks: (0312) 472 68 80

7 Şubat 2004
Cumartesi
 
HAZIRLAYAN: Ahmet Ünlü


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED