|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Yüzyıllar boyunca geniş aile yapısını da muhafaza etmemize rağmen, sanayileşme ve kentleşme ile geniş aileden dar aile tipine geçiş olmaktadır. Zamanımızda kitle iletişim vasıtaları fevkalade gelişmiş ve maalesef bunlar hayırdan ziyade şerrin propagandası için kullanılır hale gelmiştir. Bu zamanda Müslüman ailelerine bile bulaşmış manevî hastalıklara karşı koruyucu ve tedavi edici aşıları bilmeden ve kullanmadan, sadece yuva kurup aile olmayı düşünmek, basiretsizliktir, tedbirsizliktir; dünya ve âhiret saadetini tehlikeye atmaktır. Kadın hakkında ne kadar çok şey yazılmıştır, bilinmez. Kadının nasıl olması icabettiği de bu yazılanların bir kısmını teşkil eder. "Kadın nasıl olmalı?" sorusu bana sorulsa, bir tek kelimeyle cevap vermeyi kâfi görürüm: "Meczûbe.." Bu da ne demek oluyor, diye merak ve tecessüsle birbirine sormaktan, lügat arayıp karıştırmaktan kurtarmak için manâsını da burada vereyim: "Cenab-ı Hakkın emirlerine, kendinden geçercesine, titizlikle itaat eden." Kadının hiçbir vasfı, bu vasfından daha öncelikli olamaz; diğer vasıfları ancak bu vasfından sonra gelebilir ve dikkate alınması uygun olabilir. Bu şahsî bir tercih değil, yaradanın koyduğu bir ölçüdür. "Kadın nasıl olmalı?" sorusu, "saliha kadın"ı da hatıra getirir. Mü'min, dünyada takvâdan sonra, saliha kadın bir eş kadar hiçbir hayır ve mutluluktan faydalanmış değildir. Bir hadis-i şerifte: "Saliha kadından daha kıymetli bir dünya nimeti yoktur" buyurulmaktadır. Sevgi, itaat ve sadakat, saliha kadının vasıflarıdır. Bunları ibadet bilecek, kocasını bu hususlarda memnun etmeyi kendisi için en büyük cihad olarak benimseyecek eş, saliha bir kadındır. Diğer bir hadis-i şerifte Peygamberimiz (SAV) saliha kadının şu vasıflarını belirtmiştir: "Yüzüne baktığı zaman kocasını sevindirir, emrettiği zaman itaat eder, yanında olmadığı zaman da kocasının haklarını korur." Mümine hanımların kendilerine örnek alabilecekleri Hz. Aişe validemiz, Hz. Peygamber'in arzu ve isteklerini fevkalade bir hassasiyetle dikkate aldığı için, Hz. Peygamber'in: "Sen gurab-ul âsamsın." iltifatına mazhar olmuştur. (Senin gibisine çok nadir rastlanabilir, manâsında). Bazı sözlükler, saliha kadına "uygun ve uyumlu eş" manâsını vermekle, manâsını çok geniş tutmuşlardır. Bu durumda her aile reisinin kendi düşünce ve yaşayışına uygun, yani "eşi ile uyumlu" olan kadın, bu sözlüklere göre "saliha" kabul edilmiş olmaktadır. Ancak, "aile reisinin kendi düşünce ve yaşayışı"nın Yaradan'ın onun için çizdiği programa uygunluk göstermediği hallerde de "eşi ile uyumlu" olan bir kadına, "saliha kadın" sıfatını yakıştırmak isabetli olabilir mi? Bu lügat manasına itibar edilmeyip, saliha kadınlığın ancak Yaradanın insan için çizdiği program dahilinde söz konusu olabileceğini kabul etmek doğru olur. DÜNYADAKİ SAADET Dünya hayatının saadeti, âhiret hayatının huzuru, dindar aile ve saliha kadın ile yakından alâkalıdır. Ahmet bin HANBEL'in rivayet ettiği bir hadis-i şerifte, Resulullah (SAV) Efendimiz'in saliha hanım, uygun mesken ve iyi bir bineği insanoğlunun dünyadaki saadet vesileleri arasında saydığı ifade edilmektedir. Hz. Ali (RA)nin "Rabbenâ âtinâ fiddünyâ haseneten ve fil-âhireti haseneten fe kina azâben-nâr..." duasını çeşitli kadın tiplerine göre yorumlayarak; "Dünyada bir iyilik: Saliha eş, ahirette bir iyilik: Huru'l-iyn, bizi cehennemden koru: Eşine hükmetmeğe çalışan kadın (el-Meret-üs-selita)dan koru." manâsını verdiği rivayet edilmektedir (Tiybî). Saliha eş de, eşine hükmetmeğe çalışan eş de, dünya hayatı içinde kurulan aile topluluklarında olur. Aile, karı, koca ve çocuklardan meydana gelen fıtrî bağlar üzerine kurulan küçük fakat sosyal bir topluluk olarak tarif edilebilmektedir. Aile tipleri olarak: 1) Ananın hâkim olduğu aile (Patriyarkal aile, Roma ailesi), 2- Babanın hakim olduğu aile (ataerkil aile), 3- Yalnız ana-baba ve çocuklardan ibaret aile (Modern aile, çekirdek aile, dar aile), 4- Büyük anne, büyük baba ve yakın akrabalar dahil olan aile (Geniş aile)den bahsedilmektedir. Bizim dinimize, köklü geleneğimize uygun olanı ananın değil, babanın hâkim olduğu ailedir. Yüzyıllar boyunca geniş aile yapısını da muhafaza etmemize rağmen, sanayileşme ve kentleşme ile geniş aileden dar aile tipine geçiş olmaktadır. Zamanımızda kitle iletişim vasıtaları fevkalade gelişmiş ve maalesef bunlar hayırdan ziyade şerrin propagandası için kullanılır hale gelmiştir. Güya kadın haklarını savunan, aslında kadını yaradılış programından, yüksek ahlâk ve seciyelerinden uzaklaştıran azgın feministlerin propaganda ve iğfallerine kapılmamak, kendilerini asıl değerli kılacak vasıfları kazanmaya ve yaşamaya çalışmak, bu zaman diliminde yaşayan kadınlarımızın ve kızlarımızın gayesi ve hedefi olmalıdır. Bu zamanda Müslüman ailelerine bile bulaşmış manevî hastalıklara karşı koruyucu ve tedavi edici aşıları bilmeden ve kullanmadan, sadece yuva kurup aile olmayı düşünmek, basiretsizliktir, tedbirsizliktir; dünya ve âhiret saadetini tehlikeye atmaktır. "Kadın nasıl olmalı?" sorusunu, erkeklerden önce onların karşı cinsleri düşünmeli ve gereğini yapmalıdır.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |