|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Kıbrıs ile ilgili son görüşmeler yarın New York'ta başlıyor.. Bu görüşmeler 21 Nisan'da adanın her iki tarafında yapılacak referandum ile son bulacak ve ada 1 Mayıs'ta birleşik olarak Avrupa Birliği'ne katılacak.. Dolaysiyle New York'taki görüşmelere katılanlar Annan'ın daha önce önerdiği çözüm planına ya Evet ya da Hayır diyeceklerdir. Çünkü Kıbrıs'ın her iki tarafı plan ile ilgili olarak söylemek istediği her şeyi şimdiye kadar söylemişti. Redikal gazetesinde meslektaşımız Erdal Güven'in derlediği Kıbrıs dosyasında bu konu ile ilgili olarak ilginç rakamlar ve bilgiler var.. Buna göre son ikili görüşmelerin (Denktaş-Klerides) başladığı 3 Aralık 1999 ile Annan Planı'nın sunulduğu 11 Kasım 2002 arasında, Genel Sekreter Annan liderlerle 11 kez bir araya geldi. Yardımcısı Alvaro De Soto ise yine aynı liderlerle 54 kez buluştu. Klerides, Denktaş ve De Soto ise birlikte 72 toplantı yaptı. Bu süreç içinde De Soto liderlerle 100'den fazla telefon görüşmesi yaptı ve bu süre içinde 30 kez Atina ve Ankara'yı ziyaret etti. Buradan çıkan sonuç; tarafların söylemek istedikleri her şeyi Annan'a söylemiş olmalarıdır. Nitekim planına 26 Şubat 2003'te son şeklini veren Annan son kez 10 Mart 2003'te Denktaş ve Klerides ile bir araya geldi ve aralıksız olarak 19 saat süren yoğun görüşmelere rağmen onları ortak bir noktaya getiremedi. O zaman Annan başarsızlığını kabul ederek bu işten vazgeçtiğini söylemek zorunda kalmıştı. Ancak Ankara'da Erdoğan'ın Başbakan oluşu, Güney Kıbrıs'ta Tasos Papadopulos'ın Başkan seçilmesi, KKTC'de çözümden yana Mehmet Ali Talat'ın seçimleri kazanarak Başbakan olması ve son olarak Başbakan Erdoğan'ın 24 Ocak'ta Annan ile Davos'ta buluşması konu ile ilgili gelişmelere yeni bir boyut kazandırdı. Üstelik Sayın Başbakan Annan'a planı çerçevesinde Kıbrıs'ta bir çözüme evet diyebileceğini' söylemişti.. İşte şimdi bütün mesele Sayın Başbakan tarafından Davos'ta söylenen bu 'Evet'in ilgili taraf olarak Kıbrıslılar tarafından da Annan'a New York'ta söylenmesidir. Çünkü AB ve Washington'un mutlak desteğini alan Annan Evet veya Hayır'dan başka hiçbir şey duymak istemeyecektir.. Nitekim Annan Ankara, Atina ve Lefkoşe'nin her iki kesimine gönderdiği mektuplarda bunu net olarak söylemişti. Peki şimdi ne olacak? Washington ve AB'nin desteğini alan Annan bu kez geri adım atmayacaktır. 1 Mayıs'ta AB'ye girme garantisini elde etmiş olan Rumlar ise Denktaş ve Ankara'nın tüm taleplerine hayır diyerek Kıbrıslı Türkleri AB dışında tutmaya ve AB kapılarını Türkiye'nin yüzüne kapamaya çalışacaklardır.. Başka bir ifade ile Sayın Denktaş'ın herhangi bir konuda direnmesini fırsat bilecek olan Rumlar kendileri de daha da katılaşacaklardır. Tıkanan her konunun çözümü ise Annan'ın insafına kalacaktır.. Çünkü Annan taraflara gönderdiği mektupta herşeyin sınırını o kadar net koymuştu ki, hiç kimse bu konulan çerçevenin dışına çıkamayacaktır. 16 Şubat'ta teknik komiteler anayasal ve federal yasalar üzerindeki son çalışmalarına Kıbrıs'ta başlayacaklardır. 28 Şubat'ta komite üyeleri birleşik Kıbrıs'ın milli marşını ve bayrağını seçecektir. 12 Mart'ta bayrak ve milli marş onaylanması için liderlere sunulacak ve Annan'a federal çatıyı oluşturacak iki devletin anayasası verilecektir. 19 Mart'ta geçici Merkez Bankası ile geçici Yüksek Mahkeme üyeliğine adaylar belirlenecektir. 22 Mart'ta Türkiye ve Yunanistan güvenlik anlaşması üzerindeki görüşmeleri tamamlayacaklardır. 31 Mart'ta Plan üzerindeki tüm görüşmeler ve değişiklikler tamamlanacak. Annan, üzerinde anlaşma sağlanamayacak geri kalan tüm konular ile ilgili olarak kendisi son sözü söyleyecek. 9 Nisan'da Türkiye, İngiltere ve Yunanistan yeni Kıbrıs Cumhuriyeti'ni güvence altına alan anlaşmayı onaylayacaklar. 21 Nisan'da Kıbrıs'ın her iki kesiminde ayrı ayrı referandum yapılacak ve Birleşik Kıbrıs 1 Mayıs'ta resmen AB üyesi olacak. İşte böyle bir çerçevede ve anlayış ile herkes masaya oturacak.. Elbette taraflar kendi çıkarlarını kollayarak birtakım manevralar yapacaklardır. Ancak bu manevraların sınırlarının da çok kısıtlı olduğu ortadadır. Çünkü son 4 yılda yapılan tüm görüşmelerde herşey en ince detayına kadar konuşulmuştu.. Örneğin Birleşik Kıbrıs'ın yeni milli marşı için 50 ülkeden 111 teklif alındı. Bayrak için ise 156 teklif incelendi. Yani şimdi taraflardan herhangi biri çıkıp da ben bu kadar tekliflerden bir şey beğenmedim diyemeyecektir. Taraflar bu tekliflerden birine Evet demek zorundadırlar. Hayır diyen o zaman çözümü kabul etmeyen taraf olarak ilan edilecektir. Bu tarafın Denktaş olması durumunda Türkiye ve Kıbrıslı Türkler çok şey kaybedeceklerdir. Ama dikkatli, zekice ve bölgesel ve uluslararası koşulları çok iyi değerlendirerek söylenecek bir Evet Türkiye'ye ve Kıbrıslı Türkler'e belki de 40 yıldır bekledikleri herşeyi kazandıracaktır.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |