|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Dünyanın bütün seslerini toplayın, bir 'sessizlik' kadar etmeyeceğini göreceksiniz. Hele hele, hacimli ve derin bir 'sükût'un kıyısından dahî geçemeyecektir bu toplam.. Tüm seslerin her türlü güzelliği ya da çirkinliği içeren ömrü, önünde sonunda, gelip 'sessizlik'e dayanır. 'Sessizlik'in büyük denizinde kaybolup gider.. Sessiz kalış ve bunun bir adım ötesi olan 'sükût' hâli, saf bir varoluş biçimidir. Hayatın her türlü dayatmasına, belirlemesine karşı bir savunma biçimidir de aynı zamanda.. Hayata rağmen, 'hayat'a tutunmadır.. Sesi çok çıkanın, habire ortalarda dolananın daha fazla bilindiği, tanındığı, konuşulduğu, popülerleştiği bir dünyada yaşıyoruz, evet. Dolayısıyla bağırıp çağıranlar, avaz avaz tepinenler, gürültü çıkaranlar durmadan çoğalıyor. Öyle sanıyorlar; ne kadar gürültü çıkarır, kıyametleri koparırsan, sesine o kadar çok kulak veren çıkar.. Evet, çoğu zaman sandıkları gibi de oluyor günümüzde: Sesin fizîkî gücü, 'sessizlik'in haysiyetini ezmiş görünüyor. Aldatıcı, gelip geçici bir durum bu.. Yoğun bir bunalım hâli aslında.. Kaotik bir görüntü.. Oysa, beri yanda 'sessizlik'e kabartılan kulaklar aranıyor. 'Sessizlik'in rûhuna, içeriğine kabartılmış kulaklar.. Dahası, 'sükût hâli'ne hiç değilse komşu olmayı, akraba olmayı, dost ve arkadaş olmayı vazife bilen kulak sahipleri.. Aranıyor!.. Bu 'sessizlik' arayışında, işte 'sesimiz' ancak bu kadar 'sessiz' çıkıyor! Ne ki, çağrımız içtendir ve içtekinedir: Siz, ey sessizler, sessiz kalmayı bilenler; buraya! Yalnız onlar mı? Elbette hayır: Kendi kendine söylenenler! Konuşurken yüzü kızaranlar! Cümle kurarken zorluk çekenler! Topluluk karşısında utanıp sıkılan, eli-ayağı birbirine dolaşanlar! … Haydi, hepiniz buraya!..
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |