|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Rıfat N. Bali, bir süredir komplo teorilerini/teorisyenlerini ve bu saçma, hastalıklı, kimi zaman önyargılı teoriler yüzünden yaygınlık kazandığını iddia ettiği "antisemit" tutumu eleştiriyor. Yakın zamanda bu konuda, biri Radikal-2'de, diğeri Birikim dergisinde yayımlanmış iki yazısını okudum. Bir kez de, aynı konuların tartışıldığı bir televizyon programında izledim. O gün, olağanın da ötesinde, fevrî ve saldırgandı; herkese ağzının payını verdi, herkese haddini bildirdi. Bali, komplo teorisyenlerini "faşist", "paranoyak" ve "antisemit" olmakla suçluyor. Hedefteki bazı yazarlar Bali'ye gerekli cevabı verdiler; "komplo teorileri"nin nerden kaynaklandığı ve niçin bazen bir "zarurete" işaret ettiği konusunda benim de söyleyeceklerim var ama, hem vaki suçlamalardan alınganlık çıkarmadığım, hem de "faşist" ve "paranoyak" gibi sözcüklerin havada uçuştuğu fikrî müsademeyi (!) "entelektüel anlama çabası"ndan uzak gördüğüm için tartışmaya girmek istemiyorum. Bali'yle anlaşabileceğimiz bir "dil"le, hiçbir duygusal dürtünün ve asabiyyetin belirlemediği koşullarda tartışmak isterdim. Bali, sadece "komplo teorileri"ni değil, dünyada ve tabii Türkiye'de "giderek yükselen Yahudi düşmanlığını" da eleştiriyor. Doğrusunu da yapıyor. Bir ırka, bir dine, bir aidiyete mensup insanları, "sırf öyle oldukları" için aşağılamak ve bunu bir asabiyyete (siyasal ve dinsel tutuma) dönüştürmek anlaşılabilir bir şey değil. Anlaşılabilir olmadığı gibi, haklı bir tutum da değil. Bali bu konuda sonuna kadar haklı. Haksız olduğu nokta şu: Eleştirilerini, daha ziyade, tepkisel, refleksif ve "korumacı" bir mantık üzerinden yürütüyor. Bali'yi okudukça/dinledikçe görüyoruz ki, hassas ve kırılgan bir noktadayız; bu konuda ne söylersek söyleyelim, hangi itirazı geliştirirsek geliştirelim (örneğin İsrail devletini ve politikalarını eleştirsek, bu politikaların antisemit duyguları beslediğini söylesek bile) "Yahudi düşmanı" ve "antisemit" yaftasının boynumuza takılmasından kurtulamayacağız. Çünkü, Bali'nin, ister antisemit duygulardan beslensin, isterse pozitif akıldan hareket etsin, İsrail/Yahudi aleyhtarlığına getirdiği itirazlar anlama çabasından çok uzak ve yukarıda da söylediğim gibi, entelektüel bir çabanın ürünü gibi durmuyor. İsrail ve Yahudi sözcüklerini tek bir bir "tamlama"ya dönüştürmemin nedeni, yine Rıfat N. Bali'dir. Çünkü Bali, her zaman bir ırka, bir dine, bir aidiyete düşmanlık olarak yorumlanmayabilecek ve çoğu zaman haklı bir mesnedi olan eleştirileri, örneğin İsrail devletine yönelik siyasal itirazları da, ağırlığına ve dozuna göre aynı "antisemit skala"ya dahil ediyor. Hassasiyet gösterip, "Hayır, Yahudilik başka, İsrail devleti başka" demeniz bile yazarı yumuşatmaya yetmiyor. (Bence olması gereken) bu ayrım Bali'nin zihninde makes bulmuyor. Nerde bir İsrail sözcüğü görse, alışkanlıkla, belki "refleksle", karşısına hemen bir ırk ve aidiyet yerleştiriyor. Oysa, gerçekte, Yahudilik başka, İsrail başka. Konumuz "komplo teorileri" ve bir devlet politikasının yol açtığı İsrail aleyhtarlığı ise eğer... Gerçek Hayat dergisinde, Bali'ye ilişkin yargılarımı pekiştiren bir röportaj okudum. Rahatsız oldum. Niçin rahatsız olduğumu yarın yazacağım...
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |