AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

Y A Z A R L A R
Bali'yle konuşurken dikkat edilecek hususlar!

Dün, Rıfat N. Bali'nin, her zaman bir ırka, bir dine, bir aidiyete düşmanlık olarak yorumlanmayabilecek ve çoğu zaman haklı bir mesnedi olan eleştirileri (örneğin İsrail devletine yönelik siyasal itirazları bile) ağırlığına ve dozuna göre aynı "antisemit skala"ya dahil ettiğini yazmıştım.

Elbette bir ırka, bir dine, bir aidiyete mensup insanları, "sırf öyle oldukları için" aşağılamak ve bunu bir asabiyyete dönüştürmek anlaşılabilir ve haklı bir tutum değildir. Bali de haklı olarak bunu eleştiriyor. Ama bazen kantarın topuzunu kaçırıyor ve eleştirilerinin, en az antisemit tutum kadar tehlikeli bir başka "karşıtlığa" yol açabileceğini göremiyor.

Dün, "Gerçek Hayat" dergisinde, Bali'ye ilişkin kanaatlerimi pekiştiren bir röportaj okuduğumu ve rahatsız olduğumu yazmıştım.

Murat Menteş soruyor, Rıfat N. Bali cevaplıyor.

Sorular, nasıl derler, "özenle seçilmiş" ve rikkat ürünü.

Menteş, muhatabının kafasındaki kavramlaştırmaya (Yahudi-İsrail bütünleştirmesine) itibar etmeden, hatta daha da güzeli, olması gereken ayrımı hesaba katarak soruyor, ama aldığı cevaplar "bir ırka, bir dine, bir aidiyete yönelik haksız kuşkuları" büyütmekten öte bir işe yaramıyor.

Bali'ye göre "İstanbul'daki sinagog saldırılarının sorumlusu, gün be gün İsrail'in işlediği cinayetlerden söz eden İslamcı yazarlar..."

Şaka mı ediyor diye bakıyorsunuz.

Hayır, yazar gayet ciddi.

O kadar ciddi ki, Sharon'un Hitler'e benzetilmesini bile "antisemit tutuma" yoruyor.

Bali'ye göre, İsrail politikasının eleştirisinde de "problemli yanlar" var.

Menteş, usta bir röportajcının yapması gerekeni yapıyor ve soruyor:

"Peki, İsrail'in politikalarında bir olumsuzluk sezmiyor musunuz?"

Bu konuda fikri yok.

Çünkü, İsrail'in politikalarıyla hiç ilgilenmiyor, Musevi olmasına rağmen... ("Museviyim" ifadesi Bali'ye ait.)

Bir insan, ilgilenmediği konuda nasıl problemli yanlar bulabilir? İsrail politikalarının eleştirisinde problemli yanlar tespit edecek kadar İsrail politikalarının içinde, işine gelmediği durumlarda "Sharon'un yaptıklarının kötü olduğunu benim ağzımdan söyletmek istiyorsunuz" diyecek kadar İsrail politikalarının dışında...

Anlıyorsunuz ki, Bali, orada yapılan kötü şeyleri görmekten korktuğu için İsrail politikalarıyla ilgilenmiyor, "ilgilenmeme hakkı"nı kullanıyor.

Bu kadar mı?

Hayır.

Bali, "Katil Bush" söylemlerinden ve Sharon'un vampir suretinde resmedilmesinden de "antisemitizm" seziyor; ama "Sinagog saldırılarının sorumlusu İslamcı yazarlardır" derken, bir başka hastalıklı tutumun, 11 Eylül sürecinin, dolayısıyla "medeniyetler çatışması" tezinin ürünü olan bir başka tehlikeli karşıtlığın tuzağına düştüğünü (yani "anti-islamizm" yaptığını) farkedemiyor.

Belki de farkediyordur, bilmiyorum.

Nerden bakarsanız bakın, tehlikeli bir okuma biçimi bu.

Diyorum ya, Bali'yi dinledikçe çok hassas ve kırılgan bir noktada olduğunuzu görüyorsunuz.

Ne söylerseniz söyleyin, hangi itirazı geliştirirseniz geliştirin, "Yahudi düşmanı" ve "antisemit" yaftasının boynunuza takılmasından kurtulamayacaksınız; Filistin'deki cinayet şebekesini eleştirseniz bile...


24 Şubat 2004
Salı
 
AHMET KEKEÇ


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED