|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
İzlenimlerimi alan Kon – tv muhabirine öyle söyledim: "Buradaki bütün çocuklarla birlikte fotoğraf çektirmek isterdim, şöyle başımı başlarına dayayıp..." Sanırım heyetteki gazeteci arkadaşların ortak duygusu idi bu, aramızda hep Sudan'lı çocukların yüzüne yansıyan o unutulmaz şirinliği konuştuk, paylaştık. Giderken dostlarım, Hac ikliminde gördükleri Sudanlıların sıcak, samimi, munis yapılarından söz etmişlerdi, öyle gördük onları kendi yurtlarında da... Sudan'da Kombassan'ın davetlisi olarak üç gün geçirdik. Kombassan, başkent Hartum'da Afra mağazasının bir şubesini açtı. 40 bin metrekarelik alan içinde, 10 bin metrekareye oturan, ama 30 bin metrekare kapalı alanı bulunan büyük bir yapı bu. Tartışmasız Sudan'ın en görkemli sivil mimarisi. Denebilir ki Sudan'lı Kombassan'ın bu girişiminin anlamını derinden hissediyor. Açılış için gelen her seviyeden binlerce insanla, Cumhurbaşkanı Ömer el – Beşir'den başlayıp tüm devlet kademesince gösterilen yakın alaka bu algılayışı gösteriyor. Kombassan Başkanı Haşim Bayram, önemli adam Sudan için... Sudan'a 3.5 ay gibi kısa bir zamanda 25 milyon dolarlık dev bir bina inşa eden, onunla birlikte binlerce çeşit Türk ürününü sunan, Sudan'ın halen fukara görüntüsüne "Siz buna layıksınız" dercesine yepyeni bir umut ve yüz taşıyan bir adam Haşim Bayram. Cesur bir adam, kelle koltukta bir adam, kendi canını ortaya koyacak kadar hesapsız, tekellüfsüz bir adam... İşte o yanı da seviliyor. Düşünün ki, onunla birlikte gelen konuklar için üç gün boyunca havaalanından alınıp bırakılmacasına eskortlar eşliğinde bir ağırlama yapılıyor. Bu, Sudan'ın Türk sermayesini selamlama töreni gibi bir şey. Sanki bir "gelin, haydi sizi bekliyoruz" çağrısı. Anlıyoruz ki Kombassan için de Afra, bir açılım. Afrika açılımı... Sudan'da, başka yerlerde arkası gelecek. Sudan "şu anda" fakir bir ülke. Fert başına düşen milli geliri ortalama sadece 400 ABD Doları. Ama tüm bunlar "şu anda" kaydı ile okunmalı. Çünkü Sudan bakir bir ülke... Yani mevcut yer altı – yer üstü zenginlikleri işlenmemiş. Nil'in akışı hüzünlü, çünkü çevresine henüz bereket dağıtacak yapılanmalar gerçekleşmemiş. "Petrol bulunmuş!" yenilerde... Acaba yerin altında başka neler var, henüz bilinmiyor. Bilinmiyor çünkü yeterli bilgi birikimi ve yetişmiş insan yok. Ülke 1956'da kazandığı bağımsızlıktan bu yana neredeyse yabancı güdümlü iç kargaşalardan başını kurtaramamış... Şimdilerde nisbi bir sükunet yaşanıyor ve yöneticiler, bir tırmanış süreci başlatmak istiyorlar. Mevcut ve potansiyel oyuncular var. Amerika, Çin... Türkiye, aslında bir çok Afrika ülkesi için olduğu gibi Sudan için de ayrıcalıklı bir ülke. Sudan'a kadar gitmişiz Osmanlı'yla... Orada izlerimiz var ve bu izler, olumlu hatıralar taşıyor. Sudan'lı bugün de bizi "kendisinden" sayıyor. Dünya kupasında Türkiye gibi seviniyor, hiç şüphesiz bu duygu yakınlıklarının, hayatın diğer alanlarında kurulacak yakınlıklarla pekişmesini istiyor. Milletvekilleri, işadamları, Dış Ticaret müsteşarı ve gazetecilerden oluşan yaklaşık 250 kişilik Türk heyetini bir akşam yemeğinde ağırlayan Bakanlar ve Milli Meclis Başkanı, protokolü çok aşan ifadelerle, heyecanlarını dile getirdiler. Türkiye bu insanların yüreklerinin derinliklerinde var, bunun bugün gün yüzüne çıkması için birkaç adım gerekiyor, diyorsunuz yaklaşımları görünce... Ama Türkiye, Sudan'ın ithalatında taa 15'inci sırada, ihracatında ise 17'nci... 2003 yılında ticaret hacmi sadece 80 milyon dolar olabilmiş. Bunlar negatif görüntüler... Gerçekten yazık. Türkiye'ye yazık, Sudan'a yazık... Türk Dış Ticaret Müsteşarlığı, özel bir gayretle 2003 yılında Afrika'ya ihracatın 500 milyon dolar artış kaydettiğini, kısa vadede hedefin 5 milyar dolara çıkarmak olduğunu açıklamış. Şu anda Afrika'nın toplam 281 milyar dolarlık dış ticaret hacminde Türkiye'nin payı sadece yüzde 1.5 imiş. Rahmetli Özal döneminde, Afrika'ya, Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) bünyesinden elemanlar gönderilmişti, potansiyelin araştırılması için... Belli ki Afrika, içinde bir hedefti. Sonra "vizyon kaygısı" unutuldu. Şimdi Özal'ın hedeflerini anlayacak bir hükümet var. Bu çerçevede bir, Afrika ile Ticareti Geliştirme Stratejisi oluşturulmuş. Şunu düşündüm: Türkiye iç insicamını yakalar ve tüm etkin odaklar, bir büyük rüya görürlerse, Türkiye için dünyanın pek çok yerinde pek çok şey yapılabilir. Afrika'da, Asya'da, yani şu bilinen Büyük Ortadoğu'da... Sudan'da, KOBİ çerçevesinde değerlendirilebilecek iş adamlarımızla görüşme, tanışma imkanı oldu. Her biri bir alanda iş oluşturmaya, büyütmeye çalışıyordu. Hepsi umut yüklüydü. Problemleri vardı ama umutları daha çoktu. Denebilir ki Afrika'da nefesi yeten herkes için bir koşu alanı var. Haşim Bayram koşuya ilk çıkanlardan... Kutlamak gerek. Burada iki şeye daha temas etmek istiyorum. Biri Sudan'da okuyan Türk öğrencilerle ilgili. Bu genç çocuklar buraya gelmiş, bilgisayardan, tarihten, ilahiyata kadar değişik alanlarda eğitim görüyorlar. YÖK denklik tanımıyor. Oysa onlar yepyeni bir misyona talipler. Bir anlamda Türkiye'nin Afrika'ya açılışında onlar iletişim kanalı olacaklar. Gezimiz boyunca, görev alan herbiri gerçekten cansiparane bir gayret gösterdi. Türkiye bu çocukları da, Sudan'a yaptığı yatırımın bir cüz'ü olarak görürse daha sağlıklı davranmış olacaktır. İkincisi ise Türk Okulu... Evet, Sudan'da da var. Gittik, gezdik. Bu da Sudan'a bir gelecek yatırımı... Kafalar değişmeli... Sudan'daki Türk Büyükelçiliği, Büyükelçi Ali Yakıtal'ın sağlıklı ilişkileriyle belki de Türkiye'nin bu yeni anlayış değişikliğini temsil ediyor. Afrika'ya bu ikinci gidişim: Çocuk yüzlü Afrika'yı selamlıyorum.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |