|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Avrupa Birliği'nin, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın ABD ziyareti öncesi Türkiye'ye yaptığı çağrılar, Almanya Başbakanı Gerhard Schröder'in Ankara ziyaretinde verdiği açık destekle devam ediyor. Schröder'in yanısıra, Dışişleri Bakanı Joschka Fischer'in "Türkiye'nin Avrupa'ya sıkı şekilde bağlanması bir roketsavar sisteminden daha önemli. Bu bizim 21. yüzyıldaki savunmamızla ilgili en stratejik karardır" şeklindeki ısrarlı ifadeleri, AB Komisyonu Başkanı Romanı Prodi'nin Türkiye ziyareti sırasında "Türkiye'nin AB'ye katılımı hedefimize daha da yaklaştık" diyerek güçlü destek açıklaması ve son üç yılda Türkiye-AB ilişkilerinin "medeniyet projesi"nden "güvenlik projesi"ne dönüşmesi Türkiye'nin merkezinde yer aldığı coğrafyanın yeni küresel düzenin oluşumunda ne büyük paya sahip olduğunu göstermesi açısından son derece açık örnekler sunuyor. 9 Ocak'ta Almanya'da yapılan ve Başbakan Erdoğan'ın da katıldığı Bertelsmann Forumu, Türkiye'nin üyeliğinin Avrupa'nın geleceği için ne anlam ifade ettiğini gösteren açıklamalara sahne olmuştu. AB'nin Genişlemeden Sorumlu Temsilcisi Gunter Verheugen, Türkiye'nin Avrupa'nın güvenliği için gerekli olduğunu, AB liderlerinin Türkiye'nin üyeliğine olumlu baktığını belirtirken Fisher, "Vaadin yerine getirilmemesinin Avrupa için ağır sonuçlar doğuracağını" söyledi. Erdoğan ise, Almanya dönüşü, 13 Ocak'ta yapılan Ak Parti grup toplantısında, AB'nin ilgisini şu çarpıcı ifadelerle dile getirdi: "Türkiye'nin AB'ye girmesinin gereği o kadar ileri düzeyde tespitlerle ifade ediliyor ki, bizim dahi Avrupa hedeflerimizle ilgili beyanlarımızı aşan bir arzu ve istek var... Yeni temel başlıklar güvenlik boyutuyla, Türkiye gibi büyük bir ülkenin AB'ye neler kazandıracağı boyutuyla ve Türkiye'nin kazanacakları boyutuyla ele alınıyor... AB, sadece genişleme esasında değil, derinleşme esasında da kendi geleceğini görmeye çalışıyor..."
Amerika'nın AB'yi parçalama stratejisi
Türk-Amerikan ilişkilerinde yeni arayışların söz konusu olduğu bir dönemde Ankara'ya gelen Schröder, Almanya'nın ve büyük ölçüde AB'nin, 11 Eylül sonrası yeni uluslararası düzen arayışında Türkiye'ye bakışını en üst düzeyde tekrarladı. Türkiye'nin üyelik yolunda Almanya'nın desteğine güvenebileceğini söyleyen Schröder, "Bizim oyumuz müzakerelerin en kısa sürede başlatılması yönünde olacaktır" dedi. Avrupa'nın Türkiye'ye bakışında son üç yılda yaşanan şaşırtıcı değişimin sebebi ne? Bu sorunun cevabını vermeden ne Kıbrıs müzakerelerinin mahiyetini, ne Türkiye-AB ilişkilerinin geleceğini, ne Türkiye'nin bölgenin geleceğindeki yerini, ne de ABD-İngiliz-İsrail üçlüsünün Ortadoğu-Orta Asya hattına yönelik istilacı projelerinin içeriğini anlayabiliriz. Schröder'in sözleri ve AB'nin merkez ülkelerinin Türkiye'ye bakışındaki radikal değişiklik, Ak Parti yönetiminin yaptığı reformlar ve Kıbrıs'ta "sorunun çözümü" ile sınırlı değil. Türkiye'nin AB üyeliği Kopenhag Kriterleri'ni aşan bir boyut kazanırken, Kıbrıs sorununun çözümü Rumların ya da Türklerin anlaşarak AB'ye katılımının çok ötesinde gerçeklerle ele alınıyor. Anglo-Amerikan Cephe'nin Türkiye'nin merkezinde yer aldığı coğrafyaya yönelik projeleri ana hatlarıyla netleşti. ABD'nin Afganistan ve Irak'ı işgali ve Somali'den Kırgızistan'a kadar bütün bölgeye askeri olarak yerleşmesi, sadece İslam dünyasını tehdit etmiyor. ABD ve İngiltere'nin bu büyük stratejisi bir taraftan Rusya ve Çin'in önünü kapatırken, Avrupa Birliği projesinin sonunu hazırlıyor. Doğu ve Güney Avrupa'ya yerleşen, Kıta Avrupası'nın Ortadoğu, Afrika, Rusya ve Kafkaslar-Orta Asya'ya ulaşım yollarını kapatan Amerika, birliği parçalama politikasını tehlikeli bir noktaya getirdi. Avrupa "ana kara"sına hapsedilen bir birlik, geleceğin dünya sisteminde siyasi olarak etkin bir varlık göstermeyeceği gibi, ekonomik olarak da büyük çöküş yaşayacaktır. ABD'nin yeryüzünün "şah damar"nı oluşturan İslam coğrafyasına yerleşerek, kaynakları ve ticaret yollarını ele geçirmesi, ardından Müslüman ülkeleri 21. yüzyıl boyunca büyük bir suskunluğa itecek düzenlemelere girişmesi, Kıta Avrupası, Rusya ve Çin'i ortak tehdide karşı dayanışmaya itmektedir. ABD şimdi bu güçlerin İslam dünyasında birlikte çalışabileceği güçleri de tasfiye sürecini yürütüyor.
ABD kuşatmasını Türkiye ile yarmak
Amerikan-İngiliz-İsrail patentli "Büyük Ortadoğu Projesi", hem İslam dünyasını, siyasi ve kültürel gücünü kırarak rehin alma, hem de Avrupa, Rusya ve Çin'in ABD'ye karşı bu çevrelerle işbirliği yollarını kapatma amacı güdüyor. Başbakan Erdoğan'ın ABD ziyareti sonrası tartışılan "Büyük Ortadoğu" projesi ve Türkiye'nin bu projeyi sahiplenmesi Brüksel için ciddi tehdit oluşturuyor. ABD, İngiltere ve İsrail'in, Türkiye'nin desteğiyle İslam coğrafyasına tamamen yerleşmesini sağlayacak proje, Avrupa'nın Ortadoğu, Kafkaslar ve Orta Asya'ya açılma stratejisine en az yüz yıllık darbe vuracak. ABD ve İngiltere'nin, bu strateji için NATO'yu baştan sona yenilemeyi ve 'Büyük Ortadoğu'da konuşlandırmayı istemeleri ve bunun için İstanbul Zirvesi'ne hazırlık yapmaları, AB için ölüm demek. Kıbrıs da bu çerçevede, Doğu Akdeniz'e kimin hakim olacağı ile ilgili bir konu. İngiliz The Times gazetesinin 20 Şubat sayısında, "Kıbrıs'ın İngiltere'nin elinde kalan son ileri karakol olduğunu ve Annan planının, bu üslerin koruması açısından İngiltere için büyük bir ödül olduğunu" yazması, Türkiye'nin de Kıbrıs sürecinde ABD'ni öne çıkarması dikkat çekici. Türkiye'nin üyeliğinin AB'nin genişleme projesinde en stratejik karar olmasının nedeni işte burada. İçinde bulunduğu kuşatmayı Türkiye üzerinden kırmaya çalışan AB, Ankara'nın ABD-İngiliz projelerine teslim olmasını engellemeye çalışıyor. Türkiye'nin üyeliğinin ekonomik, kültürel ve siyasi boyutu ikinci plana itilmiş durumda. Büyük stratejilerin çarpıştığı bölgemizde Türkiye'nin yapacağı tercih, ABD-İngiliz cephesinin yeni Ortadoğu projesini temelden etkileyeceği gibi, Avrupa'nın süper güç olup olmamasını da belirleyecek. Türkiye, İran ve Suriye'nin desteğine sahip Avrupa, Rusya ve Çin'le birlikte Avrasya'da ABD'ye meydan okuyabilecek. 1997'de yaşanan, 11 Eylül sonrası ABD lehine gelişen büyük kapışmada yeni bir dönem başlıyor. "Büyük Ortadoğu" tartışmasını küçümsemeyin.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |