|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
ÖMER ÇAKKAL
Kamran Erdoğdu, Abdi Coşkun, Fikret Bertuğ, Ümit Gürelman, Aydın Oran, Fırat Kızıltuğ, Vahit Anadolu ve Sedat Başar'ın enstürümanlarıyla katılacakları gecenin volalistleri Ayla Büyükataman, Münip Utandı, Zafer Tekelioğlu, Memduh Cumhur ve ünlü mevlidhan Kâni Karaca. Ayangil'in kendi terkibi olan Vec-i Dil makamında bestelediği klâsik fasıl ve tasavvuf müziği örneklerinin seslendirileceği program, 17. yy'dan Ali Ufki Bey mirası olan 'Uyan Ey Gözlerim' repertuarı ile taçlandırılacak.
Müziğe yoldaş oldu Müzik icracılığı, koro ve orkestra kurucu-yöneticiliği, eğitimcilik ve bestekârlığı hayatı boyunca bir arada yürüten Ruhi Ayangil, müzikle çok da içli dışlı olmayan bir ailenin çocuğu olarak 1954 yılında İstanbul'da dünyaya geldi. Genç yaşta Türk müziğinin icrası yolunda bir takım çalışmalara koyulan Ayangil, Boğaziçi Üniversitesi Türk Müziği Korusu'nu çalıştırmaya başladığında henüz 20 yaşındadır. 1983 yılında kurduğu Ayangil Türk Müziği Orkestra ve Korosu, sanatçının deyimiyle geçmişten alınan birikimin yeni bir söylemle günümüze sunulması misyonuyla bu güne kadar sayısı belirsiz insana sanat yolunda verimli bir kapı oldu. Hiç bir zaman belli bir merkezi, kaloriferi yanan bir binası olmayan orkestradan yirmi yıllık süre zarfında onlarca sanatçı 'diploma' aldı. Türk müziği paspas oldu adeta! 50 yılını geride bıraktığı hayat serüveninin çok uzun bir bölümü müzikle dolu dolu geçen Ruhi Ayangil'in elbette Türk müziği üzerine söyleyecek çok sözü var. Türk müziğinin yıllar içinde şu veya bu nedenlerle ihmale, dahası kültürel yozlaşmaya maruz kaldığını düşünen Ayangil, günümüzü; ucuzluğun, fast food kültürü olarak tanımlanan hızlı yaşayışın ve kalitesizliğin çağı olarak niteliyor. Ayangil, Türk müziğinin içinde bulunduğu tabloyu ise oldukça karamsar çiziyor: "Batı müziği eğitimi içinden yetişen sanatkârların dünyadaki örneklerine baktığınız zaman olağanüstü bir eğitimden geçtiğini görürsünüz. Ünlü viyolonsel Pablo Kazals, 'Ben her sabah iki saat Bach çalışırım; her gün farklı iki saat Bach çalarım' der. Bizde her sabah Tamburi Cemil Bey çalışan bir tamburi düşünebiliyor musunuz? Türk müziği bizim ayağımızın altında paspas adeta. Bizim ya nasıl olsa; asla onu taramaz, güzel elbiseler giydirmeyiz. Ona makyaj yapmayız. Dünyanın gözünün üzerinde olduğu Türk musikisi, kendisine sahip çıkacak gerçek sanatkârlarını arayadursun, sanatçı diye geçinenler kısa yoldan köşeyi dönme sevdasından vazgeçmiyor" Münzevi mazi sorgulaması 30. sanat yılı için düzenlenen konseri bir anlamda münzevi mazi sorgulaması olarak gören Ayangil, geçmişte haksızca eleştirildiğini düşünüyor. Türk müziğinde birtakım yeniliklere girişmeye çalıştığında kendisine kimilerinin 'O bizden değildir' dediklerini; maddeten ve manen dışlandığını ifade eden Ayangil, sözlerini şöyle tamamladı: 'Kimin nesliyim belli olacak' "Şimdi ben bu güzel gecede kimden yana olduğumu göstereceğim. Sadullah, Küçük Mehmet, Zeki Mehmet ağaların, Refik Ersan'ın neslinden geldiğimi, ama bu koca mazinin mirasıyla Cemil Meriç'in deyimiye daha muhteşem bir geleceğe bir köprü olmaya çalıştığımı bir kez daha anlatacağım. Bu güzel gece için İş Sanat Kültür Merkezi'ne ve benimle birlikte sahneyi paylaşacak olan dostlarıma minnetle tesşekkür borçluyum. Programda bizimle birlikte olacaklara güzel bir gece yaşatmayı diliyoruz. Görelim Mevlam neyler; neyleyse güzel eyler." Bilgi için tel: 0 212 316 10 83 Güfte çılgın, beste mecnun
"Müzik deyince akla ille Aldulbaki Gölpınarlı'ın deyimiyle 'Güfte çılgın, beste mecnun; taklitel tenna garip' şeyler gelmemeli. Belleğinde Beethoven'in 5. Senfonisi'nin tınılarını saklayan bu halkın entellektüeli, 3.Selim'in Şevk-u Tarapkârı'ndan ne kadar haberdar?" diyor Ruhi Ayangil.
|
|
|
|
|
|
|
|