|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Son günlerde, ekonomi yazarları arasında kur rejimiyle ilgi tartışmaların yoğunluk kazandığını görüyoruz. TL'deki aşırı değerlenme ile birlikte, özellikle cari dengede meydana gelen değişmeler, sermaye hareketler ve olası beklentiler kur rejimi tartışmalarının omurgasını oluşturmaktadır. Uygulanan dalgalı kur rejiminin, arz ve talep dengesi çerçevesinde, ülkeye döviz girişi ve çıkışlarını istikrara kavuşturacağı; döviz kurundaki düşüşünün bir süre sonra, cari açığın büyümesi nedeniyle dövize olan talebi artıracağını ve döviz kurunu yukarıya çekeceğini, kurun yükselmesinin dış ticaret açığını azaltacağı için dövize olan talebi yavaşlatacağını ve bu şekilde sistemin istikrarlı bir yolda yürüyeceğine inanılıyordu. Dalgalı kurun döviz piyasasında oluşabilecek ani iniş ve çıkışları engelleyecek özelliklere sahip olduğu, başta Merkez Bankası Başkanı olmak üzere yetkili ağızlar tarafından da ifade edilmişti. Ancak, son günlerde dalgalı kurun yukarıda belirtilen mekanizmasının, özellikle gelişmekte olan piyasalar açısından öngörüldüğü şekilde işlemeyebileceği, bu konuda belki en ilginç örneklerden bir tanesinin Türkiye ekonomisi olduğu hususları ileri sürülüyor. İsterseniz Sayın Osman Ulagay'ın 22 Şubat Pazar tarihli Milliyet Gazetesi'ndeki yazısına göz atalım. Sayın Ulagay diyor ki: "Bir ülkenin dış ticaret dengesinde belirgin bir bozulma olsa da o ülkeye yönelik sermaye hareketleri bunu telafi ediyorsa kur bundan hemen etkilenmeyebiliyor." Tespit doğrudur. Örnek Türkiye. 2003 yılında dış ticaret dengesindeki açık, 2002 yılındaki 15 milyar dolar seviyesinden 21 milyar dolar dolara çıkmasına, aynı şekilde cari açığın 5 milyar doları aşmasına rağmen döviz kuru yıl boyunca düşmeye devam etmiştir. Bunun da nedeni Sayın Ulagay'ın belirttiği gibi, kısa vadeli döviz girişinin yıl boyunca devam etmiş olmasıdır. Esasında, dış ticaret dengesinin bozulmaya başlamasıyla birlikte, dövize olan talebin döviz kurunu artırması gerekirdi. Ancak, portföy yatırımlarının cazibesi, yani ödenen yüksek reel faiz, sermaye girişini döviz kurunu belirleyen temel faktör olarak öne çıkarmakta, döviz dengesinin doğal araçları olan dış ticaret kalemlerini devre dışında bırakmaktadır. Dalgalı döviz kurunun işleyişiyle ilgili olarak ortada son derece ciddi bir problem vardır. Bu sistemde mekanizma teoriye uygun olarak işlememektedir. Tabii bir de kur ile enflasyon arasındaki ilişkinin ortaya çıkardığı gelişmelerin geriye döndürülemez özelliğini de hesaba katmak gerekiyor. Döviz kurundaki düşüşün TL'yi değerlendirmesi, dövizden TL'ye geçişi teşvik ediyor. Dış ticaret dengesindeki açık büyüse dahi, döviz bolluğu döviz kurundaki düşüşün devamını sağlıyor. Döviz cinsinden borçlar ve borç gibi değerlendirilmesi gereken örtülü taahhütler çığ gibi büyüyor. Belirli bir noktadan sonra beklentiler olumsuza dönüyor. Döviz talebinin bloklar halinde ve son derece dar bir zaman aralığına sıkışması her şeyi silip süpürüyor. NASIL ÇÖZÜLECEK? Dalgalı kur rejiminin işleyişinde problemin varlığı kabul ediliyor. Belki bu tartışmaların dalgalı kur rejimine geçildiği 2001 yılında yapılması gerekirdi. Bugün dalgalı kur rejiminin sıkıntılarından bahsedenler o dönemde dalgalı kur rejimine mucizevi fonksiyonlar yüklüyorlardı. Otomatik ayarlama mekanizması yoluyla döviz kurunun, ekonomide makro dengeleri sarsmadan istikrarlı bir yapıyı ortaya çıkaracağını söylüyorlardı. Dalgalı kur rejiminin en azından ülkemizdeki uygulamasında, otomatik ayarlama mekanizmasının devreye girmediği açıkça görülüyor. Bu arada, Yeni Şafak Gazetesi okurları hatırlayacaklardır. Dalgalı kur rejimi uygulamaya konulduğunda bu satırların yazarı, bu rejimin sadece döviz kurundaki ani yükselişlerin ortaya çıkması durumunda, ekonomi yönetimine mazeret olarak kullanacağı gerekçeler vereceğini, başka bir işe yaramayacağını ifade etmişti. Peki, sorun nasıl çözülecek? Hiç kimse dalgalı kur rejiminden vazgeçilmesini önermiyor, hatta şiddetle karşı çıkıyorlar. Sayın Ulagay da bunlardan birisi. Türkiye'nin bulunduğu noktada, kur rejimini değiştirme lüksüne sahip olmadığını ve soruna dalgalı kur rejimi içinde çözüm aranması gerektiğini belirtiyor. Fakat, sorunun dalgalı kur rejimi içinde nasıl çözüleceğini açıklamıyor. Biz de bu aşamada dalgalı kur rejiminin resmi olarak değiştirilmesinin ciddi problemleri ortaya çıkaracağına inanıyoruz. Ancak aynı zamanda, ortada kurum ve kurallarıyla işleyen dalgalı kur rejiminin bulunmadığına da inanıyoruz. Ortada kural kalmadığı için, aşırı değerli TL'nin hem dış ticaret ve hem de ihracat üzerindeki olumsuz etkisini giderecek adımlar atılmasının dalgalı kur rejimi içinde de mümkün olduğunu düşünüyorum. Eğer birileri, ne serden vazgeçerim, ne yardan vazgeçerim mantığı ile hareket ederse çözüm bulunmasının mümkün olmadığının da altının çizilmesi gerekiyor. Diğer detaylar, konuşulmaz, uygulanır.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |