AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

Y A Z A R L A R
AİHM demek istiyor ki…

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin, Leyla Şahin davasında aleyhte karar vermesi Türkiyeli laikleri tahmin edilenden daha çok sevindirdi. Normaldir. Zira, bizim laikçi aydınların zihinlerinde tepeden inmeci modernleşmecilikten başka bir dünya görüşü olmadığı için yasak nereden gelirse gelsin; ister askerden, ister de Avrupa'dan fevkalade makbul bir şeydir. Avrupa'nın verdiği kararın aslında Türkiye'deki laiklik uygulamalarını tahkim etmekten çok düpedüz bu ülkenin dini olan İslam'ı yargılamak anlamı taşıdığının farkında bile değildirler.

Başörtülü ya başörtüsüz sonuçta bu dinin, onların da dini olması gerekir oysa.

Konu bu değil. Laikçilerin takıntılarıyla kaybedecek vakit kalmadı. Avrupa'nın yaptığı çılgınlığı sağlam bir şekilde analiz etmek gerekiyor.

AİHM bu kararıyla, İslam ile demokrasi bir arada olur mu sorusunu karşısına almış ve kocaman bir "hayır" cevabı vermiştir. Aksini düşünmüş olsalar İslam'ın en basit ve temel görünürlülüğü olan başörtüsünü böyle bir kalemde silemezlerdi. Kararı veren 7 yargıça göre, İslam mevcut haliyle demokrasiyle bağdaşmıyor; bağdaştırmak için bazı küçük ayarlamalar yapmak gerekiyor.

Dolayısıyla, Türkiye gibi İslam artı Demokrasi modellerini kendi başlarına bırakmamak gerekiyor. Böyle fırsatları değerlendirerek İslam anlayışlarıyla demokrasi talepleri arasında metazori uzlaşmalar yaratmak gerekiyor.

Mahkeme, "bir kişinin başörtü takması başörtüsü takmayanlar üzerinde baskı yaratır" diye akıl dışı bir kıyaslamayı yasağa gerekçe olarak göstererek başı açıklıkla örtülülük arasında baskı ilişkisi tesis ediyor. Dolayısıyla da bir başka baskıyı meşrulaştırıyor. Yani, başörtülüler başı açıklara baskı yapamaz ama bunun tersi mümkündür, demeye getiriyor. Karardan, başı açık gezmenin de başörtülülere baskı anlamı taşıdığı sonucu çıkıyor:

AİHM'in kararı, Avrupa ülkelindeki uygulamaların hepsinden geridir. Nitekim, söz konusu şikayeti yapan Leyla Şahin, İstanbul'da izin verilmeyen eğitimini Viyana'da tamamlayabilmiştir. AİHM yargıçları bu gerçeğe de biganedir.

Şu halde kararın, "demokratik haklar Avrupa'nın tamamında farklı, Türkiye'de farklı yorumlanır" anlamı taşımadığını kimse söyleyemeyecektir. Çifte standart da budur.

Öte yandan AİHM kararıyla sadece Leyla Şahin'in hakkı gaspedilmekle kalmamış; Türkiye'ye yönelik oryantalist buyurgan tavır da hortlamıştır. Kararın arka planına, demokrasi ve laikliğimizin dış destek olmaksızın yürümeyeceğine dair ciddi bir fikir egemen olmuştur.

AİHM'in bütün Avrupa değerlerini yok sayarak, "Türkiye'ye ve türbana özel" verdiği kararın bu yönünü okumadan durumu anlayabilmek mümkün değildir.

 

Fatih Divanı'ndan Mossad'a kadar dumanı üstünde kitaplar

Mekki Yassıkaya… Yayın piyasasının sessiz, sakin, mütevazı ama kaliteli eserlere imza atan ismi. Şimdi, Erguvan Yayınevi'ni yönetiyor. Yine titiz, yine özenli, yine kaliteli işler çıkartıyor. Son yayınları -ki buna kitap demek haksız olur- Fatih Divanı ve Şerhi… Kütüphanelerin baş köşesine konulmaya layık, nefis bir eser. Cildinden kağıt kalitesine ve tabii ki edisyonuna kadar. Edisyon da birinci sınıf çünkü altındaki imza Prof. Dr. Muhammed Nur Doğan.

Divan, Fatih Sultan Mehmet'in devlet adamlığı, askerliği ve siyasi dehasının yanında sanatçı profilini ortaya koyuyor. Avnî mahlasıyla şiirler yazan Fatih, Divan edebiyatının önemli isimlerinden birisi olarak kabul ediliyor. Birbirinden güzel aşk ve aşka övgü mısraları Fatih Divanı'nın yeni baskısıyla edebiyat dostlarının beğenisine sunuluyor. Bu arada, eseri yayınlatan Eminönü Belediyesi'ne de teşekkür etmek gerekiyor.

Gerçekten nefis mısralar. Fatih gibi belki de en kudretli Osmanlı Sultanı'ndan hiç şu yakınmalar ve acz ifadeleri beklenir mi

Kime yâr olam cihân içinde yârum var iken
Kime kul olam o şâh-ı tâcdârum var iken

(O sevgilim varken ben bu cihanda kime dost olayım. O başında güzellik ülkesinin saltanat tacını taşıyan sultanım varken ben başka kime kul olayım?)

Aşk bu işte… Sultanları kul, kulları sultan ediyor… (Fatih Divanı/ Erguvan Yayınevi- Eminönü Belediyesi armağanı)

Bir önemli yayıncılık hamlesi de Ankara'dan. Yasin Topaloğlu'nun Elips Kitap'ı ilginç konuları ve isimleri bulup çıkarmaya devam ediyor. Elips, üç tane yeni kitap yayınladı. Üçü de dünyayı ve yakın coğrafyamızı anlamak isteyenler için bulunmaz fırsatlar sunuyor.

Irak ve Ortadoğu'da Mossad, İslam Toplumlarında Gelenek ve Değişim ile petrolün anlatıldığı Ham Güç isimli kitaplar. Şalom Nakdimon'un kaleme aldığı Mossad, özellikle bugünlerde gündemde olan Kuzey Iraklı Kürtlerle İsrail arasındaki ilişkiye yeni bir bakış açısı getirmesi açısından önem taşıyor. Kitabın sonunda çok sayıda resime de yer veriliyor. Qystein Noreng'un Ham Güç/ Petrol Politikaları ve Pazarı isimli kitap ise dünyanın bu en önemli stratejik silahının yaşanmış öykülerini anlatıyor. Gelenek ve Değişim'de de Charles Lindholm'ün kaleminden Ortadoğu'ya yeni bir bakış açısı getiriyor. (Elips 0 312 447 04 57)


4 Temmuz 2004
Pazar
 
MUSTAFA KARAALİOĞLU


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED