AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

Y A Z A R L A R
Kaos kuvvet kaynağıdır!

Kaos yasalarını keşfedebildiğimiz ölçüde emin adımlarla yürüyebiliriz. Bu fikir sadece pozitif bilimleri değil, sosyal bilimleri de (değişime değil!) terk ve devrime zorluyor.

Geçen haftaki yazımın başlığı, "şirketler mülkümüz değildir" idi. İngiltere'nin en ünlü işletme filozofu kabul edilen Charles Handy Kesinliğin Ötesi başlıklı eserinde 21. yüzyılda işletme anlayışında meydana gelecek, kısmen gelmekte olan dönüşümü tahlil ediyor. Görüşlerini üç başlık altında özetleyebiliriz:

1. Yirmibirinci yüzyılın insanı hayata ve işe karşı 'portföy' yaklaşımına sahip olacaktır. Hayat, tıpkı bir hisse portfoyü gibi, farklı faaliyetler kolleksiyonu olacaktır. Geleneksel anlamda kariyer sahibi olmak yerine, vaktinizin bir kısmını ücret veya maaş temini için harcayacak, geri kalanını dinlenme, okuma veya cemaat işlerine adayacaksınız. İşletmeler de bu portföy yaklaşımının üstünlüğünü teslim edecek, çoğunlukla part-time eleman istihdam edeceklerdir. Hülasa, çalışmanın bizzat tanımı değişmiş olacaktır. İşlerin büyük kısmı işletme dışında yapılacaktır. Fakat portföy kariyercileri, kazandıkları bağımsızlıktan hoşnut oldukları kadar, hayatlarında meydana gelen boşluktan endişe de duyacaklardır. Bu onları yaratıcı olmaya yöneltecektir; buna mecbur kalacaklardır. Kaos, yaratıcılığı besleyen bir ortamdır.

2. Şirketler fabrika ve makinalar yerine fikrî mülkiyete odaklanacak, bu ise onları daha akışkan ve esnek hale getirecektir. Ford gibi devlerin seri üretim sistemlerine uygun hiyerarşik yapı, Mikrosoft'lara uygulanamayacaktır artık.

3. Şirketler artık mülkiyeti hissedarlara ait aktif toplamları değil, ortak tutku ve ortak bilginin birleştirdiği cemaatler olacaktır. Şirketi piyasaların eseri sayan Anglo-Amerikan yaklaşım bizi yanıltmaktadır. Şirketin mahiyeti ve rolü böyle değildir.

Popüler işletmeci Tom Peters ise, Handy'nin bahsettiği dönüşümü uç noktaya vardırıyor. Kitaplarından birinin başlığı durumun vahametini yansıtıyor gibidir: Çılgın Zamanlar Çılgın Organizasyonlar Gerektirir. Herkesin dilinde dolaşan "değişim" kelimesini bile lügatinden atan yöneticilik gurusu, onun yerine "terk" ve "devrim" kelimelerini koymamızı öneriyor. Mesela, 3M firması kuruluşundan beri bir kaliteli malzeme şirketi olarak ün yaptığı halde, şimdilerde "giderek daha az miktarda malzeme ve daha bol miktarda zekâ satmaya çalışıyor." Basit anlamıyla değişim değil bu, terk veya devrim.

Dünya sistemi sadece siyasî-askerî alanlarda değil, ekonomi ve bilimde de tam bir kaos içinde. Bu durum insanları iki farklı tutuma yöneltiyor: Ümitsizlik veya çılgınca arayış. Arayışı seçenler kaosun da yasaları olduğunu keşfediyorlar. Evet, çocukluğumuzdan beri bize "tabiat kanunları" (bizden sonrakilere "doğa yasaları"!) öğretiliyor. Zımnen, kaosun yasası olmaz deniyor, yasa varsa kaos olmaz(mış)! Nobel ödüllü Belçikalı kimya profesörü Ilya Prigogine aksi kanaatte: Kaos yasalarını keşfedebildiğimiz ölçüde emin adımlarla yürüyebiliriz. Bu fikir sadece pozitif bilimleri değil, sosyal bilimleri de (değişime değil!) terk ve devrime zorluyor. Toplumbilimci Immanuel Wallerstein'in önemli kitaplarından birinin başlığı şu: Sosyal Bilimi Zihnimizden Atalım.

Kaos yasalarını bilen var mı?

Madde, bilimdeki merkezî rolünü kaybetmekte, yerini organizasyon, karmaşıklık ve enformasyon kavramlarına terketmektedir. Bu daha şimdiden toplumsal önceliklerimizi değiştirmektedir. Geleceğin kazancı enformasyonu ve örgütsel stratejileri en iyi pazarlayabilen ülke ve şirketlere akacaktır. Sanayi Devrimi'nin madde-temelli serveti ile yeni devrimin bilgi-temelli serveti arasındaki karşıtlığı bir iktisatçı şöyle tasvir etmektedir: "Bugün, yükselmekte olan millet ve şirketler toprağa ve maddî kaynaklara hükmedenler değil, fikirlere ve teknolojilere hükmedenlerdir. Küresel telekomünikasyon ağları dünyanın bütün süpertankerlerinin taşıyabeleceklerinden daha değerli mallar taşımaktadır. Servet köle emeğine hükmedenlere değil, beşerî yaratıcılığın önünü açanlara, toprağı fethedenlere değil, aklı tutsaklıktan kurtaranlara göz kırpmaktadır."

Charles Handy, çapraşık bir zamanda yaşamakta olduğumuzu söylüyor. Hayatımızı yapılandıran şeylerin çoğu ortadan kalkıyor, bel bağladığımız kurumlar, özellikle iş organizasyonu, artık eskisi kadar emniyette değil. Fortune 500 şirketlerinin üçte biri yedi yıl içinde sıralamadaki yerlerini kaybediyorlar. Hukuk, siyasî yapılar, krallıklar.. hepsi sorgulanıyor, hepsinin ayaklarının kilden olduğu anlaşılıyor. Bu yüzden, insanlar nereye gitmekte olduklarından hiç mi hiç emin değiller artık. Hayat sürpriz ve çelişkilerle, daha doğrusu paradokslarla dolu.

İşte çarpıcı bir paradoks: Kapitalizmin komünizme üstün gelmesi Karl Marx'ı haklı çıkardı, hem de onun hiç tasavvur edemeyeceği bir tarzda! Başarılı şirketlerin çoğunda işçiler hakikaten "üretim araçlarına sahiptirler," çünkü bu araçlar onların kafalarında ve parmaklarının ucunda bulunmaktadır. 21. yüzyılda yapmakta olacağımız işlerin dörtte üçü el becerisi değil beyin becerisi gerektiriyor olacaktır. Bu ise "Çalışanlarımız en değerli varlığımızdır" klişesini katı bir malî gerçekliğe dönüştürecektir. Daha şimdiden birçok şirketin piyasa değeri, sabit varlıklarının üç dört misline ulaşmıştır. Aradaki fark, piyasanın işletmede bulunan fikrî sermayeye dair tahminidir. Sadece patent hakları, markalar veya sürmekte olan araştırmalar için değil, şirket çalışanlarının beceri, bilgi ve tecrübeleri için yapılan tahmin.

Uzun sözün kısası, içinde bulunduğumuz kaotik zaman dilimini tehditten çok fırsat saymalıyız. Fakat bu fırsattan gereğince yararlanabilmek için, kaosun mahiyetine akıl erdirmek ve yasalarını keşfetmek zorundayız.


4 Temmuz 2004
Pazar
 
MUSTAFA ÖZEL


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED