|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Bir NATO Zirvesi ile, binbir ses çıktı ortaya... Fakat birkaç saatlik "Lirik Tarih Gösterisi" ile, kendimizi tanıtmanın mahmurluğunu yaşıyoruz. Ama bir Marlon Brando'nun ölümü kadar, bir Hüseyin Baradan'ın ölümü pek öyle bir ilgi çekmedi. Çekemezdi zaten... Bizim sağcısı, solcusu ve İslamcı enteli arasında Batı'ya bakışta pek öyle farklı bir değiş-tokuş olmamıştı şimdiye kadar.. Marlon Brando denince akla "Baba" geliyor, veya "Paris'te Son Tango" anımsanıyordu. "Viva Zapata/Emilyano Zapata!" kimsenin umurunda değildi. Veya "Rıhtımlar Üstünde" ile "İhtiras Tramvayı"nı hatırlamıyordu. Bu olağandı da bir "Hüseyin Baradan, fırladı aradan!" tekerlemesinin yerli sinema içinde son kırk yılın sahne sesleri içinde, gereken yeri almış olması gerekirken, birkaç vefalı dostu ile, İzmir'den Karşıyaka Mezarlığı'na doğru, sessizce, son yolculuğuna uğurlandı. Bizde her şey böyle... Veya şöyle böyle... İşte Topkapı Sarayı'ndaki gösterinin yankıları... Adamlar bizim birkaç saatlik kültür/tarih ve sanat gösterisi ile büyülendiler, ya iki bin yıllık İstanbul kültürünü, son altı asırlık Osmanlı kültürü ile mezce- derek sahnelesek, herhalde bayılıp, sarayın eşiğinde yığılıp kalırlardı. Amma bizde o kafa ne gezer... Nuruosmaniye'den Kapalıçarşı'ya girenler, bir de kapı üstündeki o muhteşem "Osmanlı Arması"nın ihtiva ettiği sembollerin ayrıntıları üzerinden yola çıkarak hazırlanacak senaryolarla ne tür tarihî eserler ile filimler ortaya çıkar, bir bilselerdi... O zaman da "Truva"yı "Troy" yapanlar kadar, İstanbul'u, "İslambol"dan soyutlayıp bir "Konstantiniyye" gayreti güdenlerin hevesleri kursaklarında kalırdı. Çeyrek asırdır, İslam dünyası, bir Mustafa Akkad'ın değerini bilememiş ve "Çağrı" ile avunup dururken, toprağı bol olsun Anthony Quin'in filimdeki rolü üzere, "Hz.Hamza" sanılıp, nice saf Müslüman ruhuna dualar ihsan etmiştir. İşte bizim Turizm ve Kültür Bakanımız'ın, Ispartalı Demirel'in kıvrak zekasını çağrıştıran tavır ve eylemleri ile, nice hizmetleri ifa edeceğine olan inancımızı kaybetmek istemiyoruz. Zira, Akdeniz ve Ege sahillerindeki turistik yatırımları sürdüre dursun, oralardan gelen paralarla, şu tarihî mefahir ve bin yılık Anadolu kültürünü yaşatmak ve gelecek nesillere miras bırakmak üzere, gereken çalışmaları yapmasının beklentisi içindeyiz.... Afili ve centilmen Bakan, gençliğinde Süleymaniye'nin ara sokaklarında yaşadığı aşkın ürünlerinin etki alanını görmek istiyorsa, bir an evvel bu tarihî ve kültürel dokuyu tahribten kurtarma çalışmalarına başlamalıdır. (AK Parti'nin kurduğu 58. hükümetin Kültür Bakanı Sayın Çelik'le Ali Emirî Kütüphanesi için birkaç defa mükalemede bulunmuştuk. Hâlâ o bina için, l7 Ağustos depreminden sonra yapılan ihale ile başlanan tamirden ötürü, 900 milyar harcanmış. Tekrar l.5 trilyon daha müteahhit firma para istermiş... Breh breh!...) Zeyrek ne halde? Sayın Bakan, hiç mi Fatih'ten Haliç'e doğru nostaljik bir gezinti yapmadı gençliğinde? Bu memleketin kültürü ne beylerin yattığı yalılardan ve ne de dilberlerin meşkte bulunduğu köşklerden zuhur etmiştir. Siz "saray" ararsanız, Kremlin'de veya Londra ve Paris'de dik alasını bulursunuz. Amma "Topkapı Sarayı" gibi mütevazı ve mistisizm kokan bir mekandan Boğaz'ı seyretme zevkini hiçbir yerde temaşa edemezsiniz. Hele hele, Kültür Bakanı bir de İstanbulumuzun "yeni başkanı" Sayın Kadir Topbaş'la diyalog sağlayıp, hiç olmazsa, bu "şehr-i İstanbul"da, 1914'de kurulan "Darü'l-Bedayi"nin 90. yılında "Şehir Tiyatroları" ile nice kültür varlığı ve nice sanat eseri ihya edilir ve sahnelenirdi... (İBŞB Kültür ve Sanat İşleri Daire Başkanı muhterem Prof.Dr.İskender Pala dostumuzun da ıttılaına da arzolunur.) Hiç olmazsa, 70'li yıllarda kimi veya hangi ideolojinin kültür düşmanlığı sonucu yakıldığı bilinmeyen "Şehir Tiyatrosu/ Tepebaşı Dram Tiyatrosu" binası (Sütlüce'deki mezbelelikte, bu tiyatronun maketini görmüştüm, İstanbulda yer alan kültür varlıklarını kurtarma heyecanı ile dolaştığım tarihlerde...) olduğu gibi imar ve iskan edilse, sanat adına İstanbul halkına hediye edilse, iyi olmaz mı? (Geçen günlerde, İSMEK sergisinde yaptığı konuşma gibi, şovmenliğine şovmenlik katmış olurdu.) Çünkü bizdeki sanat ve kültür yıllardır kesintiye uğramış ki, hiç kimsenin kafası elli yıl öncesinden öteye "basmıyor" demek ki... Onun için bizim yazar-çizer takımı 200 yıllık bir geçmişi olan ABD'nin başkanına hayran... O vahşi kapitalizmin kemendli kovboyunun arkasına geçip, tarihsel bir anı olarak, poz vermişlerdir. Halbuki bu ülkenin özgür ve iffet timsali anaları ile beyaz sakallı dedeleri, namusları uğruna kanlarını akıtmış, canlarını vermişlerdi... Tıpkı "beyaz adam"a karşı saçlarını kurtarma pahasına, kellesini veren Apaçhiler gibi... Öyle birkaç saatlik gösteri ile büyülenen NATO Zirvesi'ne katılan "devlet ricali", hele bir de, "Osmanlı'nın 700. yılı" adına birtakım mehafil tarafından kültür ve sanat varlıklarımızı tozlu ve küflü mahzenlerden çıkarıp da bir "Kültür ve Uygarlıklar Sarayı" açıldığını görselerdi, herhalde ABD'nin dünyanın dört bir yanından hırsızlama yöntemi ile taşıyıp kurduğu "Metropolitan Müzesi" yanında hayretlerinden küçük dillerini yutarlardı... Şimdi bu gösterilerden sonra, yazarlarımız, esas meseleye ve ülkenin hayatî konularına eğilip, gelecekte kendimizi daha iyi tanıtacak kalıcı eserlere doğru emin adımlarla koşup, etkili ve yetkili kimseleri ikaz vazifesini yapmaya kendilerini sorumlu saymalıdırlar. Hele bir de "sun'i elyaf"la imal edilen ve kanserojen madde taşıyan kreasyonlardan bıkan Batılı hanım ve leydilere, bir de bizim o keten ve kenevirden mamul, "Şile ve Rize bezleri"ni teşhir edip giydirsek, siz o zaman seyrediniz, bizim hakkımızda yapacakları reklam ve propagandaları... Nasılsa, biz "Avrupa ile entegre" olu-yoruz... Yıllardır bizdeki yerli modacılar ile levanten takımı, onların "giysi"leri ile podyumlarda arz-ı endam etmişlerdir. Bundan sonra da, onlara, onların hayran kaldığı Topkapı Sarayı'nın içinde yer alan kaftan ve şalvar ile işlemeli fistanları giydirsek fena mı olur? Onun için bu işte, en büyük destek ve üretim kaynağı Kültür ve Turizm Bakanlığı'dır. Eh, haliyle İstanbul'daki kültür tahribatına, ve vakıf arazisi işgaline Vakıflar bir şey yapamazken, bakalım, Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın genç ve afili Bakan'ı ne tür bir katkı yapacak veya ne gibi bir ihya faaliyetine girişecek?
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |