AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

Y E M E K
Sokaklarda dolaşan simit
şimdi 'Saray'larda

s Zengininden fakirine, patronundan işçisine, öğretmeninden öğrencisine, hülasa yediden yetmişe biz Türklerin geçmişten günümüze vazgeçemediği yiyecek çeşitleri arasındadır simit. Evde, yolda, kahvede, ders arası teneffüste, yemek yerken, trende, vapurda, iş yerinde, yani hemen her yerde hayatımızın her anını kaplar simit. Gündemden de hiç düşmez. Asgari ücret artışlarında bile hesaplar "Günde bir simit yenirse ayda şu kadar eder." şeklinde hesaplanır. Dar gelirlinin açlık bastıran nimeti olduğundan "memur kebabı" olarak da anılır.

Değişen yaşam biçimiyle, İstanbul'un ünlü simidi ve simitçileri de ister istemez değişime uğramışlardır. Yakın zamana kadar, üzerinde istif edilmiş simitlerin bulunduğu tahtaları başlarının üzerine koyup, büyük bir ustalıkla taşıyan seyyar simitçi esnafı zamanla kaybolmaya başlamış, bunların yerini simit tezgahlarda satılan ve açlık yatıştırılan bir yiyecek olmaktan çıkıp, yerini sadece simit ve simit çeşitlerinin satıldığı dükkanlar almaya başlamıştır. Şu anda başka başka isimlerle fakat aynı içerikli simit dükkanları açılsa da, simit dükkanı fikrini ilk ortaya atan Simit Sarayı, milletçe böylesine benimsediğimiz simidi, geniş bir yelpazede ele alıp, sadesini unutmadan, sucuklusunu, kaşarlısını, zeytinlisini, karışığını üretip halkın beğenisine sunmuş.

SİMİT KÜLTÜRÜNÜN YAYILMASI AMACIYLA SİMİT SARAYI

Metin Terzioğlu, Simit Sarayı'nın dört ortağından biri. İnşaat mühendisi. Babasının Rize'de fırıncı olması ve bu fırında simit çeşitlerinin yapılmasından dolayı simitçiliği çok küçük yaşlardan itibaren benimsemiş. Türkiye'de simidin aslından uzaklaşmaya başladığını ve piyasanın simitçi dükkanlarına ihtiyacı olduğunu düşündüğü an simit kültürünün yayılması amacıyla iki sene önce Boğaziçi Üniversitesi'nin karşısında 60 metrekarelik küçük bir simitçi dükkanı açmış. Beklenilenden daha yoğun bir ilgiyle karşılaşan bu ilk adım, yurt içinde şu anda 25 şubesi olan Simit Sarayı'nın doğmasını sağlamış. Simit Sarayı'nın 2004 yılı sonunda yurtiçinde 50 şubesi olacağını belirten Metin Bey'in hedefi simidi bütün dünyaya tanıtmak. Simit Sarayı'nın İstanbul Fatih semtindeki şubesine gittiğimde buram buram susam kokan, sıcacık, çıtır çıtır, kaşarlı, tulum peynirli, zeytinli, karışık ve sade simit çeşitleri geldi önümüze. (Dikkat edin! Bazı yerlerde simidin üstüne susam yerine ekmek kırıntısı atıyorlar.) Pekmezin ve susamın kokusuyla iştahım bir kat daha arttı. Bir tepsi içinde gelen bu simit çeşitlerinin arasından ilk kaşarlı simidi tercih ettim. Tadı gayet güzel olan kaşarlı simidin içindeki kaşar damağa hoş bir tat veriyor Ardından yediğim zeytinli simidin tadının güzel olmasının yanında simidin içine ezme değil de küçük küçük tane tane zeytinler konulabilirdi. Yani zeytinler yenildiği zaman ağza gelebilmeli. Ve işte bu simit çeşitlerinin içinde kanaatimce en lezzetli olanına geldi sıra. Sade, çember simit bol hakiki susamıyla gerçekten tadılması gereken bir lezzet. Bu lezzetleri tadarken yanında içtiğim çayın da hakkını vermem gerekiyor. Rize çayının kaynak suyu ile demlendiği Simit Sarayı'nda demlenme işlemi geleneksel bakır çaydanlıklarda gerçekleşiyor.

LEZZETİN SIRRI

Yemeğe devam ederken Metin Bey'le sohbetimiz esnasında bu lezzetin sırrını sordum. Unun Trakya'dan, susamın Konya'dan getirtildiğini ileten Metin Bey, bunların yanı sıra simidin yapımında kullanılan dut pekmezinin özel olarak yaptırıldığını ve çok özel pişirme teknikleri olduğunu iletti. Tabii işinin ehli personelle çalıştığını da ekledi. 06:30-23:00 arası hizmet veren Simit Sarayı, simit severler için gidilmesi gereken bir yer.

LEZZETLİ SÖZLER

Doktorun unundan
Şadırvanın suyundan
Şimdi çıktı fırından
Taze simiiiiiiit!
(İnebolu'da simit satma yöntemi)

SEYAHATNAME'DE SİMİT

Konu ile ilgili Evliya Çelebi'nin 16. yy'ın ikinci yarısındaki gözlemlerini anlattığı Seyahatnamesi'nden, İstanbul'da simitçilerin 70 fırında, toplam 300 nefer olarak çalıştıklarını, bunlardan kimisinin de bağlı oldukları fırınların çırakları olarak fırın hesabına çalıştıklarını öğreniyoruz.

BEĞENMEDİĞİM

Eritme peyniri. Geleneksel simitlerle kapının önünde satılan makine dondurması birbirine uyum sağlamamış. Bunun yerine kendi dondurma kültürümüze ait dondurmaların satılması gerekir. Personel kıyafetleri "fast food" özentisi olmuş, geleneksel simitçi kıyafetlerini andıran kıyafetler olabilirdi.

BEĞENDİĞİM

Simidin yapımında kullanılan dut pekmezi. Sade simit. Çay

MÜESSESEYE ÖNERİ

Simidin yanında eritme peynir yerine tulum veya beyaz peynir gibi peynir çeşitleri verilebilir. Dükkanların içinde simidin tarihçesi ve simitle ilgili kısa kısa bilgiler olmalı. Yöresel simit çeşitleri de yapılmalı (Urfa'nın "kahke"si, Rize'nin "susamsız simidi" gibi). Urfa ve Gaziantep'te çiğ köftelik ince çekilmiş bulgura da simit denir.

FİYATLAR

1 simit + 1 eritme peynir + çay = 1.000.000 TL

NASIL GİDİLİR

Fevzipaşa Caddesi No: 121 Fatih / İstanbul Tel: (212) 621 98 85


3 Temmuz 2004
Cumartesi
 
RAMAZAN BİNGÖL


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED