|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
| ||
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Kalplerimizin ritmini mazinin kalp atışlarına ayarlayan, yaşanmışın izini üzerinde taşıyan ve asırlarca hep aynı ihtimam ile gözetilip saklanan mânâ yüklü kutsal emanetleri aynı ışık ve gül kokularıyla bugüne taşıyan bir eser Kaynak Kitaplığı'nın yayınladığı Hırka-i Saadet Dairesi ve Mukaddes Emanetler kitabı. Okuyanı bambaşka alemlere taşıyan bir şiirin cisimleşmiş hali gibi. Barındırdığı kıymetlerin kıymetine yakışır bir mahfaza içinde. İşleyen zamanın hırpalayan elinden sakınmak için gözlerden ırak tutulan emanetleri, kalbinin gözleriyle görenlere altın yaldızlı kenarlıklarla sunan büyük boy kuşe kağıda basılı 368 sayfa. Hırka-i Saadet Dairesi ve Mukaddes Emanetler kitabı, 1517'de görülen bir rüyanın ardından Yavuz Sultan Selim'in halifeliği Abbasiler'den alması ve Peygambere, peygamberlere ve sahabelere ait eşyalardan oluşan görkemli bir hazinenin Peygamber'in müjdelediği şehirde, İstanbul'da toplanmaya başlamasıyla oluşan koleksiyonu kapsıyor. Bu eşsiz koleksiyon, son olarak 1917 yılında Medine'den gönderilenlerle tamamlanıyor. Başka hiçbir dinin sahip olmadığı kadar geniş bir koleksiyon bu. 400 yıl boyunca toplanan 605 parça eşya, bugün Topkapı Sarayı'nın Hırka-i Saadet Dairesi'nde muhafaza ediliyor. Hazreti Peygamberin Züheyr oğlu Kab'a'ya verdiği ve padişahların savaşa giderken mutlaka yanlarında bulundurduğu Hırka-i Saadet gibi, bu emanetler arasında daha önce hiç sergilenmemiş hatta hiç görülmemiş olanlar da var. Bunların bir kısmı organik eserler olduğundan güneş ışığından korunması gerekiyor ve o yüzden de teşhir edilmeksizin Fatih Sultan Mehmet'in yaptırdığı Has Oda'da, sedef işlemeli kutularda yahut kırk kat bohça içinde saklanıyor. Onları sarıp sarmalayan bir uygulama daha var; Has Oda'da, onları İstanbul'a getiren ilk padişah Yavuz Sultan Selim'in gününden bu yana 24 saat Kur'an-ı Kerim okunuyor. Bugüne kadar sadece Osmanlı padişahları ile Topkapı Sarayı Mukaddes Emanetler Bölümü sorumlularının görebildiği bu kıymetli eserlerin tamamı, Topkapı Sarayı Müzesi Müdür Yardımcısı Hilmi Aydın'ın 10 yıl süren özenli çalışmasının ardından ilk kez bu kitapta, Hırka-i Saadet Dairesi ve Mukaddes Emanetler'de toplandı. Kutsal Emanetlerle ilgili ilk kitap 1953'de müzenin ilk müdürü Tahsin Öz tarafından siyah beyaz fotoğraflı, 80 sayfalık bir çalışma olarak yayınlanmış ama ne yazık ki aradan geçen 51 yıl boyunca bu alanda başka bir çalışma yapılmamış. Bu 'unutuş' harekete geçirmiş Hilmi Aydın'ı ve eserin bilimsel değerini zedelemeden ananeden gelen üslûba ve geleneğin aktarımına riayet eden, yaşanan zorluklara değecek bir çalışma çıkmış ortaya. Hz. Peygamberin siyah yünlü kumaştan dokunmuş hırkası, mübarek dudaklarının değdiği kasesi, kılıcı, yayı, ayak izi ve sandaletleri, Sakal-ı Şerifleri ile birlikte Uhud Savaşı'nda kırılan mübarek dişinin yanısıra, artık ufalanıp neredeyse toz haline gelmiş Ukab adını taşıyan siyah sancağı bu yadiğarlardan sadece bir kaçı. Bunlardan başka Hz. Musa'nın dokunduğunda Kızıldeniz'i ikiye yaran asasını, Hz. İbrahim'in granite oyulmuş bereketli tenceresini, Hz. Yusuf'un o güzel başını saran sarığını, Hz. Davud'un zaferler kazandığı kılıcını, Hz. Yahya'nın kol ve kafatası kemikleri, Hz. Fatıma'nın yeşil ince bezden dokunmuş duvağını, Kerbela'da şehit düşen Hz. Hüseyin'nin kanlı hırkasını, Hz. Ebubekir'in, Hz. Ömer'in, Hz. Osman ile Hz. Ali'nin ve sahabelerin kılıçlarını, Kabe'nin oluklarını, örtülerini, Hazreti Peygamber'in kabir toprağını ve daha pek çok kıymetli emaneti kapsıyor Hırka-i Saadet Dairesi ve Mukaddes Emanetler kitabı. Asırlarca öpülüp koklanarak, yüz sürülüp baş üstünde taşınarak hasret giderilen ve sonra kapalı kapılar ardında korunma altına alınan Mukaddes Emanetleri toplayan eser, semavi dinlerin kutsal emanetlerini bir araya getirmesi açısından da büyük önem taşıyor Mahfazasından kapağına, sayfa düzeninden renk ayrımına, kağıdından cildine kadar, kutsal emanetlere yaraşır bir titizliğin gözetildiği Hırka-i Saadet Dairesi ve Mukaddes Emanetler, emanetlerin hem tarihçelerini içeriyor, hem de fotoğraflarını. Bahadır Taşkın'ın imzasını taşıyan fotoğraflar, kutsal emanetlerle bakan gözün arasına girebilecek her türlü dışsal etkiyi ortadan kaldıracak kadar başarılı. Türkçe baskısının ardından İngilizce'ye ve diğer dillere de çevrilen eser, hem sanat tarihi, hem de inanç dünyası açısından tüm dünyayı sahip olduğumuz hazinenin şahidi kılıyor. Bize de, İslam tarihinin ortak bilinç havzasını oluşturan bu kutlu emanetlerin onlara layık olacak şekilde bir araya getirilmesinde emeği geçen herkesi kutlamak ve ille de teşekkür etmek kalıyor.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |