|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Ne zamandır aklımda ama bir fırsatını bulup köşeme taşıyamamıştım, kısmet bugüne imiş... Bush'tu, NATO'ydu, AİHM'ydi derken az kalsın "Fransız Sokağı"nı unutuyorduk... Her ne kadar aklımda olsa da beni önünüzdeki yazıyı karalamak için (hışımla!) klavyenin başına oturtan son gelişme, "Fransız Sokağı"nın açılışı için düzenlenen "1. Fransız Sokağı Şenliği"nin elime bir iki gün gecikmeyle ulaşan davetiyesi oldu. Davetiyede de belirtirdildiği gibi şenliğin "slogan"ı şu imiş: "Beyoğlu kendine dönüyor!" Hadi "dönsün" bakalım.... Duymayanınız kalmamıştır herhalde; İstanbul'un Galatasaray semtinde İstanbulluların bugüne kadar "Cezayir Sokağı" ve "Cezayir Çıkmazı" olarak bildikleri mekanın adı bundan böyle "Fransız Sokağı" oldu! İnanılır gibi değil.... Sokağın o güzelim adı değişecek ve "Disneyland" tarzında süslenip püslenen sokağın adı bundan böyle "Fransız Sokağı" olarak anılacak... Çok da komik bir proje doğrusu... Projenin amacı da bir tuhaf... İstanbullunun bundan böyle "Fransız Sokağı"na girip "Fransız tarzı sokak kafeleri, restoranlar, çiçekçi, tobacco, şarap evi, krepçi, şarküteri ve dondurmacının yanı sıra, şapka, peynir, parfüm, çikolata gibi iddialı Fransız ürünlerinin satıldığı dükkanlar"dan alışveriş yapmasının da önü açılmış olacak... Yanlış anlaşılmasın; İstanbul'un eski ama bakımsız sokak ve hatta mahallelerinin olması gerektiği gibi elden geçirilip ticarete ve yerleşime açılmasına tabii ki karşı değilim. Ama etrafında büyük gürültü koparılmaya başlanan bu "Fransız Sokağı" (sokağın yeni halini gazete ve dergilerde yayımlanan fotoğraflarda gördüğüm gibi gidip yerinde de inceledim) düzenlemesi böyle aklı başında bir proje olmaktan çok uzak. Sokağın-çıkmazın yer döşemelerini biraz elden geçir; sokakta yer alan binaları Fransız şehir hayatında hiç karşılaşılmayan bir renkte boya ile bir güzel "süsle"; sokağın girişine bir Toulouse Lautrec röprodüksiyonu yerleştir; pencerelere üç beş çiçek, dükkanlara Fransızca üç beş ad, oldu size "Fransız Sokağı"! Sokağa günün birinde bir Fransız düşerse, kendisini bir an önce komşu (bakımsız da olsa) bir "Türk Sokağı"na atacağından şüpheniz olmasın.... Ben başıma gazeteye her gün 10 bin vuruş yazı yetiştirmek gibi bir dert aldığımdan, sadece gazetelere değil, fırsat buldukça bir takım "süslü" dergilere de göz atıyorum. Nitekim geçen hafta "House Beautiful" adlı "ağır" (yani "gramaj" açısından ağır) dergiye göz atarken "Fransız Sokağı" burada da karşıma çıkmaz mı? Derginin üç beş sayfa ayırdığı bu sokak haberinin hemen başlarında şöyle yazıyordu: "Düzenlemenin Cezayir Sokağı'nda yapılmasının en önemli nedeni, tarihte buraya Fransız kültürünün hakim oluşu."(!) Bu cümle "kafamı attırmadı" dersem yalan olur... Yahu bu ne biçim neden-sonuç ilişkisidir böyle?! "Cezayir Sokağı"nda niçin "Fransız kültürü" hakim olsun?! Hem ne münasebet? Güzelim "Cezayir Sakağı" adı niçin "Fransız Sokağı" adını alacakmış? O sokağa "Cezayir Sokağı" adını verenler, "Cezayir" denilince "Fransız kültürü"nü mü hatırlıyorlardı? Aşk olsun doğrusu... Bu kadarını inanın Fransızlar bile yapmazdı... Ayrıca yapmadılar da. Üşenmeyip önüme Paris planını açtım, bakalım Paris'te "Cezayir sokağı" adı verilen (ve adı sonradan Fransızlaştırılmayan) bir sokak var mı diye. Hiç olmaz olur mu? Bırakın sokağı, "bulvar"ı bile var... (19. Mahalle'de!) Yani diyeceğim o ki, İstanbul'u turizm açısından "pazarlayacağız" diyerek bu şekilde tarihi mirasımızla oynanmasına fırsat vermeyelim! Sonra bir de bakarsınız ki, "Cezayir Sokağı"nın "Fransız Sokağı" olması gibi, İstanbul'un bir başka sokağı, "Afgan sokağı" da "Amerikan Sokağı"na dönüşüvermiş! Sonuç: Sokak isimlerini tasarlarken, "mazlum"un adına öncelik vermek şehirciliğin kurallarındandır...
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |