AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

K Ü L T Ü R
İmece usulü roman

Murathan Mungan, Faruk Ulay, Elif Şafak, Celil Oker ve Pınar Kür'ün bir öncekinin bıraktığı yerden devam ederek tamamladıkları ortak romanları Beşpeşe, edebiyata yeni bir tür kazandırdı. Nesne kitap fikri Bülent Erkmen'e ait.

  • Seher Kadıoğlu
    Mor kapağıyla çinko alaşımlı klişe kullanılarak tipoyla hazırlanan Beşpeşe, bir gazetenin yıllar önce çok yazarlı yayımladığı roman sayılmazsa, Türk Edebiyatını 'bir ilk'le tanıştırıyor. Grafik tasarımcı Bülent Erkmen Beşpeşe'yi projelendirirken, her yazarın, hangi noktada harekete geçeceğinin titizlikle üstünde durarak, beş duayen seçiyor. Murathan Mungan'la başlayan bayrak yarışı sırasıyla, Faruk Ulay, Elif Şafak, Celil Oker'le devam ediyor, Pınar Kür'le noktalanıyor. Beş uslubu, beş duyguyu, beş varsıllığı içeren kokteyl, gözü okşayan teknik sunumuyla okuma arzusunu kamçılıyor.

    Oyun, seksekle başlıyor

    Dili ustalıkla kullanana Murathan Mungan'ın kaleminden, çocukluk yaşantılarındaki seksek oyununun sancıları, 20'li yaşlarda da peşini bırakmayan, geçmişini ve kendini aramak üzere yola çıkan bir Zehra doğuyor. Tiyatroyla hayat arasındaki sıkışmışlıkla, yakın çevresinin de katkılarıyla kendi macerasına sürükleniyor.

    Yazıda süsü sevmeyerek sözcüklerin anlamını çoğaltan, fotoğraf makinesiyle ruhların anlarını donduran Faruk Ulay, tiyatro öğrencisinin ayakkabılarında İstanbul'un çarpıklığnı görüyor; onu Bağdat Caddesinde dolaştırıyor. Kahramanının hikayesini çetrefilleştirirken, karar vermeye zorluyor.

    Şehrin Aynaları, Bit Palas, Araf romanlarının yazarı Elif Şafak, kendine özgü akımıyla Zehra'nın iç seslerini duyuruyor. Zehra'ya ruhunu soydururken, acıtıyor biraz onu başkaları onu yok etmesin diye.

    Polisiye ustası Celil Oker olabildiğince karıştırıyor olay örgüsünü. Her sayfayı kendince düğümlüyor. Yan karakterler sahneyi devinimleriyle iyice geriyor.

    Elden ele gezen bir romanı sonlandırmak, olayları toparlamak yapı ustası Pınar Kür'e kalıyor. Cesur bakışıyla sevmediklerini bir yandan yargılıyor, yaralıyor; diğer yandan geçmişi, kendi yorumuyla yeniden yapılandırıyor.

    Romanda beş elin teri var

    Özne olarak Zehra'yı seçen romanda diğer hayatlara, beraberlerinde taşıdıkları bakış açılarına da irdelenme anlamında haksızlık yapılmıyor. Anahtar kelime yerine yerleşirken, yan karakter boşlukları da ilginç yaşantılarıyla ve psikolojileriyle ayrı birer muammayı temsil ediyor.

    Beşpeşe'ye, beş elin teri aktığını bir an için unutursak, romanı kendi bütünselliğinde değerlendirirsek ve "Bu ne romanı" diye sorgularsak, durum ve olayın dengeyi sağlama yetisinin, kategorize etmeye izin vermediğini görürüz. Aslında her yazar, bir öncekine bağımlı olmaktan korunurcasına kendi oyununu akıtıyor sahneye ama her seferinde -sanki yazarlar aralarında söz birliği etmişçesine- serüven renklenmekten vazgeçmiyor ve Zehra' nın ruhunun değişik bir katmanı keşfediliyor. Romanın ilk satırlarında esas hamura ilk suyu, unu katan Murathan Mungan, kutsal'ını, 'anne'yi romanın ağırlığına koymuş. Murathan Mungan klasikleri incelendiğinde annenin kudsiyeti, yaralı, kırık gölgesi gözden kaçmaz. Anne acısı onun için öyle bir acıdır ki böyle bir romanın ana nedenselliğini oluşturur. Bilinmezlik çukurlarına bakmayı seven Mungan bir de seksek oyunu çizmiş Zehra'ya; yaşamınının gelgitlerinde taş sektirsin diye. İlerleyen zamanlarda, Zehra kozasından kurtulma çabalarında çırpınırken başkalarının sektirdiği taşların dalga hamlelerinde dağılır.

    Bu bir kalem sektirme

    Eserin biçimsel çerçevesiyle eş ruh taşıyan seksek oyununda beş yazar beş kalemi sektirerek kendi kamalarını oluştururlar. Bir romanda beş roman üretilerek, okuma farklılıklarına zemin oluşturan bu eser yapısalcılığıyla romanın doğasını çoğaltıyor. Beşpeşe'de karşılaştığımız bu yenilik, yazar imecelerini gündeme getirerek, ëaz okur' yakınmasına çözüm olacak gibi görünüyor.

    Çinko klişeli tipo baskılı 'nesne kitap'

    Beşpeşe'yi yapma fikri tasarımcı Bülent Erkmen'e ait. 2002 yılında başlatılan projede yer alan metinleri beş yazar, kendi sıraları geldiğinde, daha önce yazılmış olanları okuyarak yazdılar. Bir romanın beş ayrı yazar tarafından yazılması, ülkemizde ilk kez ortaya çıkan bir uygulama. Okurların romanın niteliği dışında, bir edebi tür olarak roman üzerine de düşünmeleri arzulanıyor Beşpeşe ile. Metis Yayınları'ndan çıkan Beşpeşe bir "nesne-kitap" olarak kendine has bir özelliğe de sahip. Kitabın baskısı, ofset tekniğinin yanı sıra, ülkemizde 80'lerin sonlarına kadar yaygın olarak kullanılan, ancak günümüzde kitap yayıncılığında tamamen ortadan kalkmış bir baskı tekniğiyle, çinko alaşımlı klişe kullanılarak tipoyla yapıldı. "Bildiğimiz kitap, içindekini taşıyan kitaptır; yazı, resim, çizgiyle o kitaba o metni taşıtırız. Nesne-kitap ise kendisini de taşıyan, içindekiyle birlikte kendisini de gösteren kitaptır." diyerek nesne kitabı tanımlayan tasarımcı ve kitabın fikir babası Bülent Erkmen, Beşpeşe'de sonucun, tam hayal ettiği gibi olduğunu söylüyor.

  •  
    Caz vapuru boğazı turluyor
    Uluslararası İstanbul Caz Festivali İstanbullu cazseverleri bu yıl da boğaz turu ile ağırlıyor
    Aksanat'ta yaz mesaisi sürüyor
    Akbank Kültür ve Sanat Merkezi etkinliklerini sürdürüyor. 23. günümüz sanatçıları sergisinin 30 temmuz'a kadar ağırlandığı Aksanat'ta 13 Temmuz'da Cem Yardımcı, Turgay Yavuz ve Tan Tolga Demirci'nin kısa filmlerinin gösterimi yapılacak. 14 Temmuz'da Ali Fuat Yılmazoğlu, Rene Macroğlu, Özgür Salıca ve Bora Musul'dan oluşan Grup Alkala'nın sahne alacağı merkezin 15 Temmuz'daki konuğu Cecilia Bartoli. Kısa film gösterimlerinin süreceği 20 ve 27 Temmuz'da Recep Akar, Mehmet Hakyemez, Tunay Sevinç, Ali Karaköse, İlker Canikligil, Sevim Evci ve Belmin Söylemez'in çalışmaları izlenebilecek. Aksanat'ın son etkinliği ise Pavarotti&Nuccia Focile ikilisinin 1993 Modena konserinin dinletisi. Tel: 0 212 252 35 00
    'Harap Eserler Müzesi' açıldı
    Murat Çetin'in "Harap Eserler Müzesi" adını taşıyan deneme kitabı Yeni Asya Neşriyat'tan çıktı. 'Önsöz gibi'sinde "Bu kitap ne işe yarar?" diye sorulan müze-kitap, Sadete varmadan, Benden önce benden sonra, Mektupsayar, Her Mevsim Güzel, Bir ihtimal daha, Bugün 'dün'lerden ne, Korku, ümit, hayal, Hayata 'ölüm'se, Yollar, duraklar ve kent, Tüm listeleri alt üst eden listeler, Her duy(g)usunda çok marifet, Bizim gezegen, En kalb, Renkli hayatlar, Sanevber kalpler, Özgürlük!... ve Özel günler başlıklı bölümlerden oluşuyor. Kitapta yer alan denemeler bölüm isimlerinden de anlaşılacağı gibi zengin bir geçmişin mirasçılarının bugün yaşadıklarına, gündelik hayatta karşılaştığı şaşılası durumlara ironik bir dille yaklaşıyor. Yazar medeniyetlerin yıktıklarının yaptıklarından daha çok olmasına dikkat çekiyor. Bilgi için tel: 0 212 655 88 59
    İşi olmayan giremez
    'Ben Aynı Ben' ve 'Zor' albümlerinin sahibi Murat Çelik, üçüncü albümünü 'İşi Olmayan Giremez' adıyla DMS etiketiyle çıkardı. Geçen yıl yapılan Barışa Rock festivalinde de sahne alan Murat Çelik, yeni albümünde aranjörlük, ilüstrasyon ve kapak işlerini yaptığı gibi gitarına da çalıp bestelerini okuyor.
    10 Temmuz 2004
    Cumartesi
     
    Künye
    Temsilcilikler
    Abone Formu
    Mesaj Formu
    Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
    Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
    Bilişim
    | Dizi | Çocuk

    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
    © ALL RIGHTS RESERVED