AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

Y A Z A R L A R
Darfur gerçeği, gizli dünya haritası, ölüm konvoyları...

Sudan'ın Darfur bölgesinde yaşananları sorguladığım salı günkü yazıda, yaşanan insan hakları ihlallerini görmezden gelmekle suçlandım. Darfur'da katliamlar olurken, köyler yıkılırken, tam bir trajedi yaşanırken, ABD ve İngiltere'nin Sudan'a askeri müdahalenin yolunu açmak için BM Güvenlik Konseyi, insan hakları örgütleri ve medya yoluyla başlattığı kampanyaya yoğunlaştığım ve trajediyi önemsemediğim kanaati oluştu.

Asla öyle değil. Darfur krizi, biz istemesek de, önümüzdeki günlerde sürekli gündemimizde olacak. Bugün ABD ve İngiltere'nin kamuoyu çalışmasıyla izlediğimiz Sudan konusunu, etnik çatışmalardan insani krizlerin boyutuna, Orta Afrika'ya dönük enerji haritalarından Kızıldeniz çevresine inşa edilen dev askeri üslere, ABD-İngiltere-İsrail cephesi ile Avrupa güçleri arasındaki Afrika mücadelesinden Büyük Afrika Projesi'ne kadar bütün detayları ile tartışacağız.

Darfur'da insan hakları ihlalleri olduğu, çok sayıda insanın evlerinden sürüldüğü, mülteci kamplarında çok ciddi sorunlar olduğu doğru. Ancak ABD ve İngiltere'nin iddia ettiği gibi ve insan hakları örgütlerinin raporlarında olduğu ölçüde bir trajediden söz etmek mümkün değil. ABD Kongresi'nin Sudan'ın "soykırım" uyguladığına dair kararı palavra. Toplu katliamların ve toplu tecavüzlerin olduğu haberlerini de onlar üretilyor. Darfur'da "dünyanın en korkunç insanlık trajedisi"nin yaşandığı iddiası da öyle.

Oysa bölgede 1980'den bu yana çatışma yaşanıyor. Çatışmanın temelinde etnik mücadele var. Darfur Kurtuluş Ordusu, Sudan Özgürlük Hareketi, Adalet ve Eşitlik Hareketi gibi örgütler, Çad sınırı boyunca uzanan bölgenin Sudan'dan koparılıp bağımsız bir devlet olabilmesi için Hartum yönetimine karşı savaş veriyor. Sudan'ı yıllarca kanlı bir iç savaşa sürükleyen ve Batı'nın desteklediği Güney Sudan'daki güçlerle yakın temas içinde bulunan bu örgütler, Sudan'ın talebiyle 17 Temmuz'da Etiyopya'da toplanan barış görüşmelerinden çekildi.

Darfur'un yani "Fur Duyarı"nın tamamı Müslüman. Halkın yüzde 60'ı Arap, yüzde 40'ı Afrika kökenli. Tarihi 1596'lara kadar geri giden bir Sultanlık ya da Krallık geçmişi var. 1916'larda Sudan'a entegre olmuş. Şimdi bu tarihi mirastan hareketle bağımsızlık istiyor. Çatışmayı önce gerillalar başlattı. Arap kökenliler de kendi silahlı güçlerini kurdu. Etnik gruplar arasındaki çatışmadan sonra Sudan bölgeye yoğunlaştı.

Bölgedeki Dünya Sağlık Örgütü (WHO) çalışanları, insani açıdan trajedinin yaşandığını ancak ABD'nin iddia ettiği gibi bir soykırım, toplu katliam ya da toplu tecavüz vakalarının olmadığını belirtiyor. Bu tespit Sınır Tanımayan Doktorlar Örgütü tarafından da kabul ediliyor. Mültecilerin bir kısmının daha iyi yaşam için bizzat kendilerinin göç ettiği, Darfur'da yaşananların aslında Sudan'ın ve Afrika'nın bir çok bölgesinde yaşandığı, trajedinin tek sebebinin çatışmalar olmadığı, özellikle 80'li yıllarda yaşanan büyük kuraklık sonrası bir çok insanın başka bölgelere göç ettiği belirtiliyor.

Darfur'daki gibi etnik çatışma örnekleri dünyanın bir çok bölgesinde var. Üstelik kriz 1980'lerden beri yaşanıyor. Neden şimdi gündeme taşındı? Neden abartılarak "dünyanın en korkunç insanlık trajedisi" olarak pazarlanıyor?

Ben bu müdahaleyi bekliyordum

İnsan halklarına bu kadar duyarlı olan ABD ve İngiltere, Afganistan'daki "ölüm konvoyu" hakkında neden susuyor? BM, insan hakları örgütleri ve medya, Kunduz-Mezar-ı Şerif arasında 3 bin esirin kurşuna dizilmesi ve Şibirgan cezaevinden çıkarılıp katledilen mahkumların cesetlerinin bulunduğu Deşt-i Leyli'deki toplu mezarlar için neden ses çıkarmıyor? BM ve insan hakları örgütleri, Guuantanamo utancı, dünya genelindeki gizli ABD işkence merkezleri, Ebu Gureyb ve diğer cezaevlerindeki işkence ve tecavüzler ve Afganistan'da Kur'an kurslarını basıp küçük yaşta kız ve erkek çocuklarını kaçıran ABD askerleri hakkında neden hiçbir şey yapmıyor? İnsan haklarına bu kadar duyarlı olan dünya, Darfur'u yeni mi hatırladı? ABD ve İngiltere, 20 yıldır Darfur'da olanları görmüyor muydu? Neden şimdi?

Bunları yazarken insanlık trajedisini inkar etmem düşünülemez bile. Son iki yıldır, bu trajedileri gündeme getirmeye çalışıyorum. Ben, Mezar-ı Şerif'te ABD ve İngiliz askerleriyle Afgan güçlerin tüyler ürpertici katliamlarını ısrarla gündemde tutarken, Türk medyası Amerikan zaferini kutluyor, Cenk Kalesi'ndeki esir katliamını "zafer" olarak sunuyordu.

Geçmiş yazılarımı hatırlatmak adetim değildir ama bu sefer yapayım: 22 Haziran 2002 tarihli yani 2 yıl önceki "Enerji savaşları ve yeni dünya haritası" başlıklı yazıdan bir hatırlatma...

"Bush ailesi ve Cheney'in kontrolündeki enerji lobisi geçen yıl 11 Temmuz'dan Ağustos'a kadar ABD'nin yeni enerji politikasını belirlemek için çalıştılar. Hazırlanan proje Dick Cheney'nin başında bulunduğu ekip tarafından kaleme alındı. İlginçtir, bir ay sonra 11 Eylül saldırıları oldu. Yeni projeyle küresel enerji kaynakları, boru hatları ve enerji kaynaklarının paylaşılması açısından dünya altı bölgeye ayrıldı. Altı bölgeden biri de Orta Afrika. Nijerya, Nijerya bağlantılı Nijer Deltası, Batı Afrika Boru hattı ile Çad ve Kamerun boru hattı bu paket içinde. ABD'nin küresel savaşı bu gizli dünya haritasına göre şekilleniyor. Nijerya, Somali, Çad, Kamerun ve Sudan'da çok ciddi çatışma bölgeleri ortaya çıkacak, varolan krizlerin bir çoğu ne pahasına olursa olsun sona erdirilecek. Yeni stratejinin uygulanması dünyanın bir çok bölgesinde etnik ve dini çatışmalara neden olacak. Bazı bölgelerde yerel bağımsızlık güçleri, bazı bölgelerde statüko desteklenecek ve karşıtlar tasfiye edilecek. Bazı bölgelerdeki anlaşmazlıklar çözülecek ve petrol şirketlerinin önün açılacak."

Darfur krizinin, Sudan'da bulunan zengin petrol kaynakları ve Büyük Afrika Projesi'yle hiç mi ilgisi yok? Dünyanın başka nerelerinde çatışmalar çıkacağını tahmin ediyorum desem herhalde herkes gülecek...


31 Temmuz 2004
Cumartesi
 
İBRAHİM KARAGÜL


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED