AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R
Fark

Bu gazetenin okuyucusu, zaman zaman kimi konularda sütunlar arasında değerlendirme farkları hatta zıtlıklar olmasına yabancı değildir. Türkiye dünya üzerinde hassas bir konumda, 100-150 yıldır bir büyük devletin çözülüp, içinden bir vatan kurtarabilme sancılarını yaşayan, bugün de dünyanın yeniden tanzim edildiği bir çağın içinde kendi konumunu yeniden belirleme durumunda olan bir ülkede, insanların farklı düşüncelere yönelmesinden daha tabii ne olabilir. Bir ailede bile neredeyse ferd sayısınca farklı yöneliş oluyor.

Yeni Şafak -olabildiğince- bir özgür platform oldu Türkiye'nin şu son 7-8 yılında ve farklılıklar özgürce seslendirildi. Son Ermeni tartışmasında da sütunlar arasında farklı değerlendirmeler olduğu okuyucunun dikkatinden kaçmış değildir.

Yeni Şafak'ta ayrıca, medya kritiği yapılan bir bölüm var ve Kürşat Bumin ile Alper Gümüş orada, Yeni Şafak dahil, hemen tüm basını ameliyat masasına yatırıyorlar. Okuyucularım, Kürşat Bumin'i "Yeni Şafak'ın vicdanı" diye tanımladığımı hatırlayacaklardır. Bumin'in hassasiyetini önemsiyorum. Bir yazar, yazısının kimin dünyasında nasıl karşılık bulacağını az çok bilir, hatta bunları dikkate alarak, mesajınının doğru algılanması kaygısını da taşır. Kürşat Bumin benim hassasiyet alanım içindedir.

Cumartesi günkü Yeni Şafak'ta, Kürşat Bumin'in "Yaralayan onun sözleridir, başkalarının değil" başlıklı yazısının, başlığı dahil bir bölümünün isim verilmemiş olsa dahi, benimle ilgili olduğunu okuyucular anlamışlardır. Cevap vermemek, görmezden gelmek anlamı taşıyabilir, okuyucuya ve bizzat Kürşat Bumin'e saygısızlık olur, diye düşündüm, bir. İkinci olarak da, daha epeyce tartışılacak olan bu konudaki farklarımızın en azından benim açımdan bir izahı olmalı. Ve elbet, eleştirileri görüp kulağının üstüne yatma izlenimi vermek istemem.

Tabii ki Kürşat Bumin, daha başlığında özel bir duruş sergiliyor benim tavrıma karşı... "Yaralayan odur, başkaları değil!" Yani "beklemezdim." Bir insanın içindeki güzel duygulara tekabül etmek iyi bir not insan için. Sağolsun, Kürşat Bey'le ilişkilerimizde bu izlenimi hep aldım.

Sonra yazıda, benim yazımda kendisini "yaralayan" ifadelere yer veriliyor. Bunlar son "Ermeni Konferansı" dolayısıyla takındığım eleştirel tavra ilişkin cümleler.

Şimdi edindiğim izlenimi söyleyeyim:

Doğrusu, Kürşat Bumin'in benden aldığı cümleler, böyle bir "yaralanma"yı gerektirecek mahiyette değil. Alıntılarda bir zorlanma gördüm.

Bunu, şunun için söylüyorum, Kürşat Bey, eski ifadeyle "müdakkik" bir insandır, deyim yerindeyse ince eler sık dokur. Sağlam basar, mantık dokusu güçlüdür. Ancak cumartesi yazısından anlıyorum ki, bana yönelik eleştirisi, daha kırılgan bir nitelik taşıyor, o yüzden de sırf bir tek yazımla sınırlı bir tepkiden ziyade "Ermeni meselesi"ndeki genel tutumumuzdaki farklılaşmanın ürünü gibi duruyor.

Doğrusu farklılaştık.

Ne düşünüyorum:

Sanıyorum, bizler bu işte "mazlumiyet"in nerede olduğunu tesbit ederken farklılaştık. "Mazlumiyet"e karşı duyarlılıklarımızın farklı olduğunu düşünmüyorum, ama acaba bu işte kim mazlum?

Kürşat Bumin'in ve onun gibi önemsediğim kimi dostların, her alanda çok baskın olan ve kişilere zaman zaman hayatı çekilmez hale getiren, bizim de çok çok yakındığımız "devlet çizgisi"ni, "resmi görüş"ü geriletme adına, bir başka gerçekliği ihmal ettiklerini düşünüyorum.

Olayın çoktan "Ermeniler'e ne oldu?" gibi bir "Tarihi gerçeklik arayışı" olmaktan çıktığının farkedilmemesini, böylesine "müdakkik" kalemlerden beklemiyorum.

Bu noktada benim, hangi dinden, milletten olursa olsun "acılar"a duyarsız kalmayacağımı, icra edeni kim olursa olsun, onu aklamayacağımı, masum bir tek kişinin bile burnunun kanamasından sorumlu olacağımız düşüncesinde olduğumu az çok beni okuyan herkes biliyor olmalı.

"Acıları araştıralım ve herkes üzerine düşeni yapsın!" Elbette!

Ermeni meselesinde de öyle!

Ama şu anda iş onunla sınırlı değil ki!

Birilerinin zihninde çoktan mahkum edilmiş bir ülkenin Ermeni meselesi de kullanılmak suretiyle ipinin çekilmek istendiği bir süreci yaşıyoruz.

Ermeni meselesi, tarih içinde, diğer gayrı müslim, sonra müslim toplumlar gibi Osmanlı'ya karşı "Hasta Adam"ı paylaşma ameliyesinin parçası olmuş. Bugün uluslararası camianın ilgisinde de önemli ölçüde Türkiye ile hesaplaşma stratejisinin yansıması var. Avrupa'nın Ermenilerle ilgisini samimi buluyor musunuz? Ben bulmuyorum. Amerika'nın Ermenilerle ilgisini samimi buluyor musunuz? Ben bulmuyorum. Türkiye, Avrupa, Amerika ve Rusya platformlarında peşin peşin mahkum ediliyor. Oralarda araştırma bitmiş. Sadece suçlama ve hesabın tediyesi var.

Ben diyorum ki, bir sorumlu bilim ve düşünce adamı, kendi çizgisinin bir takım başka hesaplarla ayrılmasına da itina eder.

Doğrusu, içinde ne kadar bilim - düşünce adamı saygınlığı taşıyan isimler bulunursa bulunsun, son konferansın, kendini kamuoyuna takdimi itibariyle "özürlü" bir çıkış olduğunu Kürşat Bey'in not etmemesini onun duyarlılığı ile bağdaşır bulamıyorum. En azından şunu deseydi: Konferansı kamuoyuna takdim edenler, konferansta sergilenecek düşünce farklılığına daha baştan ambargo koydular. "Resmi teze karşı" tanımlaması, tüm katılımcıların çizgisini özetliyor muydu? Başlı başına böyle bir tanımlama, içerikten önce bir değerlendirmeyi - tepkiyi hak etmez miydi? Bunu bizzat katılımcılar yapmalı değil miydi?

"Farklı düşünceyi susturdular!" İşin buraya kilitlenmesinde de, uluslararası camiada Türkiye'nin daha kolay köşeye sıkıştırılması sonucunu doğuracak bir ucuz polemik malzemesi olduğunu tesbit etmek zor mu?

Eee, canım Türkiye de köşeye sıkışırsa sıkışsın! Kürşat Bey sanırım bunu demiyor. Ama, bunu diyenler var Türkiye'de... Ben de böyle demiyorum. Bir kere, Türkiye'yi köşeye sıkıştırmak isteyenlerin eli temiz değil. Amerikası, Avrupası, Rusyası ve Ermeni diasporası buna dahil!

Bumin'in yazısında bir ifade var: "Eskisini bilemem" Sevimsiz bir ifade. Kürşat Bey'e yakıştıramadım. Ne demek gerekiyor: Pertavsızı al, "eskisi"ni ara.


30 Mayıs 2005
Pazartesi
 
AHMET TAŞGETİREN


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu
Online İlan

ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği
Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED