AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R
Devlet asla vazgeçmez. Sonra bakarsınız 'yol olur'

Türkiye'de bazı şeyler hiç değişmiyor. Özellikle devletin işleyişi ile ilgili olarak inanılmaz bir istikrar var. Yıllar önce ne söylenmişse yıllar sonra da aynı şey söyleniyor ve yapılıyor.

Bu anlamda hep kendi etrafımızda dönüp duruyoruz.

Yıllar önce bir yasak konmuşsa bunu kolay kolay kimse değiştiremiyor. Mesela devletin fişlediği vatandaşlar.

Af da çıksa, zaman zaman eski dosyaların kapatılacağına ilişkin inandırıcı açıklamalar da yapılsa bir şey değişmiyor.

O kayıtlar gerekirse gelip bir gün sizi buluyor. Size gösteriliyor, hatırlatılıyor.

"Yok" deniyor, "devletimiz asla unutmaz"

"Devletimiz öyle kolay kolay bir şey değiştirmez. Çünkü bir şey değiştirse bu yol olur, en azından bu nedenle değiştirmez"

Evet, yol olur diye birçok şey değişmez bu memlekette. Hatta hiçbir şey değişmez. Aslında değişse bile yetkililer değişmemiş gibi yaparlar.

Neyse lafı uzatmayalım. Burada sözünü etmek istediğimiz devletin değişmeyen resmi tezleri değil.

Söz konusu olan, değişen yasaların izin vermesi üzerine 'Ana dilde eğitim' konusunu tüzüğüne koyduğu için en üst yargı makamınca kapatılmasına karar verilen Eğitim-Sen Sendikası'nın ihlal ettiği varsayılan tabular da değil.

Hani, 'Türkiye Cumhuriyeti'nin toprak bütünlüğüne, ulus bütünlüğüne, devletin tekliğine, sınırların değişmezliğine karşı bir tehlike' olarak nitelendirilen resmi dogmalar da değil.

Resmi Ermeni tezlerinin dışında bazı tarihi olayları bilimsel bir amaçla tartışmaya cüret eden bazı bilim insanlarının daha açıklanmamış yaklaşımları ve görüşleri de değil...

Çok basit bir olaydan söz edeceğim.

Devlet ya da hükümet, farketmez, daha önce verdiği sözden dönüp Hasankeyf denilen 10 bin yıllık eşi bulunmaz bir tarih ve doğa harikasının sular altında kalmasına neden olacak Ilısu Barajı'nın yapımına yeniden başlama kararı almış.

Bizim devletten tam da beklenen de bu değil mi?

Ne farkeder? Devlet, Başbakan Erdoğan'ın ağzından Hasankeyf'teki baraj inşaatından vazgeçtiğini söylemişse söylemiş.

Önemli olan devletin sürekliliği ve geçmiş kararlarına bağlılığı değil mi?

Başbakanların sözlerinin bu kararların ve temel değişmez yaklaşımların yanında ne önemi olabilir?

Nitekim olmadığı anlaşılıyor.

Devlet Su İşleri denilen devlet kurumu, baraj ile ilgili bütün itirazlara, bu barajın doğa ve tarih katliamına neden olacağına ve binlerce insanın yaşamını olumsuz etkileyeceğine ilişkin çeşitli uzman raporlarına ve barajlarla ilgili uluslararası çevre standartlarına taban tabana zıt olan bir projede niye ısrar eder?

Niye bu tepkileri ve karşı çıkışları dikkate almayarak aynı projeyi değiştirmeden inşaatı bu şekilde yapmak ister?

Nedeni basit:

Yol olur diye. Yani, vatandaşların karşı çıkışlarına, çevrecilerin tavsiyelerine ve uluslararası standartlara bir uyulmaya başlanırsa bunun sonu gelmeyebilir.

Maazallah, ondan sonra devlet bu gibi taleplere ve eleştirileri nasıl frenler.

O zaman devletin devletliği kalır mı?

İşte meselenin aslı bu. Yoksa devlet de bilmez mi bu baraj aynı proje ile yapılırsa tarihi Hasankeyf'in sular altında kalacağını?

Yine devlet, uluslararası baraj standartlarına uygun olmayan projelere kredi garantisi veren kuruluşlardan daha önce olduğu gibi bu baraj için de kredi alınamayacağını bilmez mi?

Ama eski düşüncesinden vazgeçmez. Sonra yol olur, resmi tezlere, resmi kararlara karşı herkes karşı çıkmaya çalışır. Maazallah sonra sıra, Ermeni meselesinde, Kürt meselesinde, diğer önemli meselelerde alınmış resmi kararlara gelirse ne olur?.

Böylece devlet nizamı kalmaz. Bu memleket bölünür mü bölünür.

Memleketin gerçekleri bunlar. Baraj gerçeği ise şu:

Devletin bu yanlış kararına karşı uzun yıllar yürütülen kampanyalar sonrasında, inşaatı yapacak uluslararası şirketler organizasyonunun üyesi kuruluşlar birer birer geri çekildiklerini ve bu yanlış barajı inşa etmeyeceklerini açıkladılar.

Çünkü bu şirketlerin alacakları kredileri garanti eden devletler, Türkiye uluslararası standartlara uymadığı için bu garantileri vermekten vazgeçtiler.

Böylece şirketler organizasyonu çöktü. Türkiye de barajı kendi kaynakları ile yapamayacağı için baraj inşaatı fiilen durdu..

İşte bu noktada Tayyip Erdoğan ortaya çıktı ve bu barajın artık inşa edilmeyeceğini ve dosyanın kaldırıldığını müjdeledi.

Biz tabii yine bir kuşku payı bırakmakla birlikte bu kararı alkışladık.

Şimdi yıllar sonra devlet yeniden aynı kararına dönüyor. Devletin aslında hiçbir zaman ilk kararlarından vazgeçmeyeceğini bize anlatmak istiyor.

Peki Başbakan Erdoğan bu konuda neler düşünüyor? Bayağı merak ediyoruz doğrusu.


30 Mayıs 2005
Pazartesi
 
KORAY DÜZGÖREN


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu
Online İlan

ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği
Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED