AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
K Ü L T Ü R
Bir kitap; "meçhul genç gazeteciye mektuplar"

Türk Edebiyat Vakfı tarafından bu isimle yayınlanan, Yağmur Atsız ın kitabı tam 36 mektuptan oluşuyor.. Yağmur'un babası, dostum ve meslektaşımdır.. rahmetli, sözünü sakınmaz, mert ve dürüst bir insandı.. ateşli bir milliyetçiydi.. ırkçı mıydı? evet diyemiyorum.. yalnız, Türk'ü sevmeyeni o hiç sevmezdi.. Türk'ü seven ve aleyhinde bulunmayan herkesi (kökü ne olursa olsun) bağrına basacak kadar da birleştirici ve hümanist sayılırdı.. devletimizin ve milletimizin bütün fertlerini (hangi cemaate ve hangi kavme ait bulunursa bulunsun) ihanet etmedikçe bu milletin öz ferdi kabul ederdi.. elbette ki bu tavrında son derece haklı sayılırdı.. çünkü bu vatan topraklarında imparatorluk bakiyesi olmak ve İslamiyet'in birleştirici, kaynaştırıcı etkilerine tâbî bulunmak suretiyle çok çeşitli kavimlere ait unsurlar, bu milletin yapısında ve mayasında yer tutmuş ve onun aslî unsuru haline gelmişlerdir.. bu realiteyi inkâr etmeye ve bundan gocunmaya sebep yoktur.. Nihal Atsız, bir karakter ve vatanperverlik âbidesiydi ama, inandığı milliyetçiliği, meşru ve mükkemmel bir organizasyona kavuşturacak, icabıhale göre plan ve proje geliştirecek bir aksiyon metodu izlediğini söylemek zordur.. ve böyle olması da pek tabiîdir.. Atsız, netice itibariyle bir edebiyatçı, tarihçi ve bir fikir adamıdır.. Mustafa Kemal gibi, bir Napoleon gibi asker değildir.. bir devlet adamı hiç değildir.. yalnız Haydarpaşa Lisesi'nde edebiyat dersine girerken etrafında bir gençlik kütlesi, dersten çıkarken yine gençlikle kuşatılmış bir halde, gençliği mıknatıs gibi kendine çeken bir özelliği vardı.. cazibeli, cerbezeli bir adamdı.. edebiyat tarihçisi ve Nihal Bey'in arkadaşı Nihat Sami Banarlı'nın bana söylediği bir sözü hatırlıyorum: "Osman demişti, Nihal, büyük bir hata yaptı, İsmet Paşa'ya çarptı (veya çattı).. Paşa'nın evhamını tahrik etti ve 19 Mayıs 1944 nutkuyle milliyetçiliğe darbe vurulmasına sebeboldu.. bu darbenin tesirleri hâlâ devam ediyor" demişti.. 1944 Mayısı'na tekaddüm eden günlerde Nihal Atsız, Başbakan Şükrü Saraçoğlu'na hitaben iki açık mektup neşrederek üniversitedeki, Milli Eğitim'deki Marksistlerin ve komünistlerin tek tek isimlerini vererek bunların ayıklanmasını istemişti.. bunların arasında saydığı Sabahattin Ali; Hasan Ali Yücel'in ve Falih Rıfkı Atay'ın teşvikiyle Atsız ı mahkemeye verdi.. muhakeme esnasında üniversite gençliği, Atsız'a büyük tezahürat gösterdi.. o zaman Falih Rıfkı ve Hasan Âli'nin İsmet Paşa'ya "paşam bu gösterilerin asıl hedefi sizsiniz" dediği rivayetleri dolaştı.. yakın tarihimize ait siyasi olayları ve fikir hareketlerini takibedenler bu olayları hatırlayacaktır.. biz şimdi Atsız'ın oğlu Yağmur'un kitabina gelelim:

Yağmur Atsız, kitabının başında da belirttiği gibi gençlik ve olgunluk çağının büyük bölümünü Avrupa'da geçirdiği için kıt'ayı iyi bildiği anlaşılıyor.. babası gibi, Türkçe'yi iyi kullanıyor.. mektupların çoğu; dilimize, Türkçemiz'e ve kültür meselelerine dairdir.. daha doğrusu, medyanın diline ve ahvaline dairdir.. gazetelerin ve köşe yazarlarının dilindeki erozyonla beraber gazetecilikte son 15-20 yıl içinde vukua gelen çarpıklık ve bozuklukları mizahi ve etkili bir üslupla dile getirmiş.. yazılarından Yağmur Atsız'ın zengin bir kültür hamulesine sahip bulunduğunu anlıyorsunuz.. şunu da itiraf edeyim ki yazılarını okurken tesbitlerini fikir ve yorumlarını bir taraftan takdir ederken diğer taraftan da öfkelenmekten kendinizi alamıyorsunuz çünki zaman zaman kendi milletini hicvetmekten geri kalmıyor.. köşe yazılarındaki hicivleri, milletimize ait özgüveni sarsacak şekillere girince beni kızdırdığıni itiraf etmeliyim.. babası da mizahı severdi; ama Yağmur, mizahı geçip hiciv vadilerine dalıyor ve işin dozunu ifrat derecelerine vardırıyor.. babası sağcı olduğu için saçlarını sağdan ayırırdı.. oğlu ise şimdi, solcu olmadığı halde saçını soldan ayırıyor.. fakat yüz ifadesi aynen babası..

Yağmur; vaktiyle Cumhuriyet, Milliyet gazetelerinde çalıştığı ve sol tandanslı kalemlerle çok düşüp kalktığı için, bir ara sol görüşlere yatkın ve yakın havalarda göründü.. fakat son senelerde, herşeyin aslına rücu edeceği esasına uygun olarak, daha gerçekçi ve daha milli çizgilere geldiği anlaşılıyor.. dilinin mükemmeliyetini, vokabülerinin zenginliğini teslim ve takdir etmek bir mecburiyet olsa gerektir. (kitap için: 0 212 - 527 50 32)




30 Mayıs 2005
Pazartesi
 
OSMAN AKKUŞAK


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu
Online İlan

ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği
Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED