AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R
Çiçek ve Kazakistan

Geçen hafta içinde değerlendiremediğimiz iki konuya biraz değinmekte yarar var. İlki, Adalet Bakanı Cemil Çiçek'in Boğaziçi Üniversitesi'nde düzenlenen Ermeni Sempozyumu ile ilgili sözleri, ikincisi Başbakan Erdoğan'ın Kazakistan'a yaptığı gezi.

Bakan Çiçek'in kimilerince devletin resmi politikasına kahramanca sahip çıkması, kimilerine göre ise Türkiye'nin demokratik olgunluğuna yakışmayan tavrı içerdeki yansımaları bir yana, uluslararası çevrelerde olumsuz bir yansıma buldu.

"Arkadan hançerleme" çıkışı, en basit anlamıyla özgürlük alanına yönelik son derece negatif bir müdahaledir.

Yapılacak sempozyumun devletin resmi politikasını derinden sarsma ihtimali ya da aykırı duruşu, düşünce zemininde bir konunun değerlendirilmesini ortadan kaldırma hakkını kimseye vermemeli.

Tartışma zeminlerini imha etmek, düşünceyi ve dolayısıyla insan haysiyetini ortadan kaldırmak demektir.

Boğaziçi Üniversitesi'nin hiç sanmıyoruz ama böyle bir niyeti olsa dahi, buna böyle mi karşılık verilmeliydi?

Bu tavır yıllardır eleştirdiğimiz "niyet okuyuculuk" ve "haddini bildirme" tavrıdır.

TCK yasasında bunalan Çiçek'in bu konuda böyle bir duygusal patlama içine girmesi bildiğimiz o soğukkanlı karakterine hiç uymuyor.

Avrupa Birliği sürecinde altın harflerle kaydedilen demokratik reformları yapan bir anlayış böyle bir duruma düşmemeliydi.

Diğer konuya gelirsek, Başbakan R. Tayyip Erdoğan'ın Kazakistan ziyareti, Kırgızistan ve Özbekistan'da yaşanan olaylar sonrasında önem taşıyordu.

Bu ülkelerdeki gayrıdemokratik ve dayatmacı anlayışların ekonomik olumsuzluklarla yoğrularak ürettiği toplumsal tepkinin Kazakistan'da da filizlenip filizlenmeyeceği merak edilen bir konu.

Kazakistan'da bağımsızlık yılı olan 1991'den bu yana Nursultan Nazarbayev'in Cumhurbaşkanlığı sürüyor. Önümüzdeki yıl seçim var.

Nazarbayev'in ülkenin istikrarı açısından bir süre daha görevde kalmasını isteyenlerin sayısı az olmamakla beraber, alternatif çıkışa hazırlananlar da var.

Kazakistan'da Nazarbayev'in kızları son derece aktif. Ülkedeki dev şirketlerin önemli bir kısmının bünye içinde kaldığı konuşuluyor.

Mecliste 4 milletvekili bulunan Asar Partisi'nin de yine Nazarbayev'in kızı tarafından muhalefet partisi olan Sivil-Tarım Bloğu'nu bloke etmek için kurdurulduğu da başka bir rivayet.

Kazak yönetimi ülke nüfusunun % 40'ı gibi bir oranı oluşturan Rusları dağıtmak için başkenti Almatı'dan Astana'ya kaydırmış.

Ülkede kişi başı milli gelir 2800 dolar civarında. Petrol kaynakları üzerindeki grift ilişkiler ve yönetimin kendisini uluslararası kurumlara açması Kazakistan'ı diğer komşularından farklı bir konuma oturtuyor.

Bir dönemin vesayetçi görüntü veren "ağabeylik" vurgulu Orta Asya politikasının çökmesi sonucu bugün daha rasyonel bir ilişki görülüyor.

Erdoğan, bu ülkelerle ilişkileri "karşılıklı yarar" ve "eşitlik" ilkesine dayanan bir ortaklık şeklinde tanımladı.

Erdoğan'ın, Atatürk'ün 1933 yılındaki "Gün gelir Sovyetler Birliği parçalanabilir. Dünya yeni bir dengeye ulaşabilir. Dostumuz Sovyetler Birliği idaresinde dili bir, inancı bir, özü bir kardeşlerimiz vardır. Onlara sahip çıkmaya hazır olmalıyız" şeklindeki sözlerine atıf yaptığı konuşması ilgi çekiciydi.

Bu gezi, 1 milyar doları aşmayı hedefleyen dış ticaret hacminden ziyade Bakü-Tiflis-Ceyhan projesine Kazakistan'ın katılımı ve TPAO'nun geliştirebilecekleri işbirlikleri gibi açılımlar açısından önem taşıyor.

Bir de bu "kardeş" ülkelerin KKTC'ye yönelik somut bir adım atmasının sağlanabilmesi açısından…


30 Mayıs 2005
Pazartesi
 
YASİN DOĞAN


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu
Online İlan

ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği
Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED