AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R

ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği
En kötü strateji

"En kötü strateji"den kastım, CHP'nin geliştirmeye çalıştığı "Laik - İslam" eksenine oturtulacak gerilim stratejisidir.

1- Gerilim o eksene oturma yolunda ilerliyor.

2- Ve CHP, gerilim ancak o eksene oturduğu takdirde kendisi için bir "çıkar alanı" oluşabileceğini hesaplıyor. Çünkü ülkedeki toplumsal kamplaşmaların en keskin katalizörü bu eksende mayalanıyor.

Bunun "kötü"lüğü neresinde derseniz, toplumun geniş kesimleriyle, devletin kimi kurumlarını bir kere daha karşı karşıya getirme ihtimalini ciddi biçimde içinde sakladığı içindir.

"27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül ve 28 Şubat Türkiye'de "devlet - toplum ilişkilerini iyiye doğru geliştirdi" diye düşünen bir Allah kulu varsa, şu gerilim stratejisinin evrildiği sonucu da "iyi"ye yorumlayabilir.

Ama belli ki sonuçlar "iyi" değil.

Bu "kötü" durumu anlatmaya geçmeden önce, "CHP'nin rantı" üzerinde durmak gerekiyor. Eğer bir parti, ülkenin hiçbir gündemine sağlıklı yaklaşımlar sergileyemediği için muhalefette bile oy kaybediyorsa, kendi içinde ciddi bir sancı mevcut ise, sık sık kopmalarla sarsılıyor, güçlü bir yapıştırıcıya ihtiyaç duyuyorsa ve hem yeniden bir mecra olmayı hedefleyip hem de iç sancıları giderme yönünde koşacaksa, ve tabii bütün hesapları "siyasi bir rant" tan ibaret hale gelmişse, Türkiye gibi bir ülkede "Laik - İslam" ekseninde bir mevzi kurup, Tayyip Erdoğan'ın doğru tesbitince "sinir uçları"na dokunabilir. CHP şu anda bunu oynuyor. Oyunun mesajı "korku, endişe" enjeksiyonu... "Dikkat edin, memleket elden gidiyor!" Bunu pekala "Rantlar, mevziler, kontrol, efendilik, sisteme sahibiyyet vb. elden gidiyor!" diye okumak da mümkün. "Adım adım geliyorlar!" "Zaten bunlar adım adım gelirler!"

CHP'nin stratejisinin belli bir kesimde karşılık bulduğu açık. Daha şimdiden, kurulan koalisyona bakıldığında "28 Şubat'a doğru mu?" yorumlarının yapılması boşuna değil. Henüz koalisyon ortakları billurlaşmış sayılmaz. Mesela "bir kısım medya"nın, yeniden "bir kısım medya" haline gelebileceğinin işaretleri var, ama daha kafalar karışık. Baro Başkanı'nın CHP'liliği biliniyor. Ama bakıyorsunuz Yargıtay'ın bildirisine de "laiklik kaygısı" giriyor. YÖK, savaşçı rolünü hiç terketmiş değil. "Dış" umutlar henüz flu. AB ah bir "AKP'nin gizli gündemi bulunduğu"nu idrak etse de, tavır koysa... Ya da Amerika, "AKP'nin İslamcı gizli gündem sebebiyle GOP politikalarına engel teşkil ettiğini görse de üstünü çizse... Stratejik derinlik vs.. diyerek Amerikan insiyatifi dışında hesaplar yapıyorlar, bunu nasıl anlamaz Amerika!" Dış konuşmalar anti emperyalist olsa da, iç konuşmalarda "Ah bir Amerika AKP'nin dersini verse, ah bir Yahudi lobisi bunların defterini dürse..." beklentileri satır aralarına giriyor. Ama dediğimiz gibi henüz koalisyon billurlaşmış değil.

Koalisyonun billurlaşmasında en önemli rol beklentisinin askeri kesime ait olduğu bilinir. O nerede duracak? Onun laik duyarlılığı bilinir ama, Türkiye'ye ciddi kayıplar veren bunca tecrübeden sonra bir kere daha devreye girer mi? En azından "Ben de bu oluşuma yakın duruyorum!" der mi? Derse, bunu en azından hissettirirse, CHP stratejisi şahlanacak.

Şimdi gelelim işin "kötü" tarafına...

CHP, bütün bu gerilim sürecinde diyelim bir toplum zeminine ulaşıyor. Ama bugüne kadar görüldü ki, bu toplum zemini yüzde 30'ları geçmedi. (Ecevit'in vaktiyle aldığı oy, bir Karaoğlan efsanesi ile ilgiliydi, bir de, CHP'nin klasik laiklik çizgisinde "inançlara saygılı laiklik" rötuşu ile ilgili...) Baykal CHP'sinin oyları ise önce baraj altına düştü, şimdilerde de yüzde 10'larda seyrediyor.

CHP ne yapmış olacak?

Laikliği bu CHP oylarının ideolojisi haline getirecek. Bu durumda:

1- Böyle bir gerilimin İslam ile laikliği karşıt uçlara savuracağı açık.

2- İslam bu ülke insanının dini, laiklik de devletin vazgeçilmezi olduğuna göre, uçlara savruluş, toplumu ya din, ya devlet tarafında durmaya sevkedecek.

3- İşin ilginç yanı, CHP'nin savaşı, devletin bir boyutunu oluşturan hükümete karşı açılmış durumda ve bu haliyle devlet bir bütünlük arzetmez görünecek.

4- Devlet, CHP'nin mecrasına sürüklendiğinde, geride kalan toplum kesimleri ile devlet ilişkisi problemli hale gelecek.

Tüm şu saydıklarımız "iyi" mi? Türkiye'nin içerde - dışarda bir yığın sorunla boğuştuğu bir zamanda çok temel müesseseleri birbiriyle boğuşturacak böyle bir süreç "hayırlı" mı? Bunu sormak bile abes.

Burada bazı hatırlatmalarım olacak:

1- Temel devlet kurumları, kendilerini "CHP'nin arka bahçesi" konumuna düşürecek biçimde, CHP stratejisine paralel düşecek davranışlardan özenle kaçınmalıdır. CHP'ye "Git işini hakla temas kurarak hallet" mesajı verilmelidir.

2- CHP, Laiklik - İslam ilişkilerini bir rant hesabına dönüştürecek stratejilerden vazgeçmelidir. Bunu kullanmadığında yok olup gideceğini bile bilse malzeme olarak kullanmamalıdır. Laiklikle İslam'ın bir arada yaşayabileceğine gerçekten inanıyorsa, bunu sağlayacak bir laiklik yorumunu geliştirmeli, bu çerçevede, toplumun inanç özgürlüğüne ilişkin problemlerini görmeli ve bunları çözmeye samimi olarak gayret göstermelidir. CHP'nin böyle bir zihni evrim geçirmesini Türkiye için hayati değerde görüyorum. Küçük hesaplar CHP'yi bitiriyor, Türkiye'yi yoruyor.

CHP'nin gerilim stratejileri iktidardaki partilere ağır bedeller ödetmiştir. Ama aynı şekilde Türkiye'ye de ağır bedeller ödetmiştir. En kötü bedel de devlet - toplum ilişkilerindeki yaralanmalardır. 2005 yılında bu oyun bir kere daha oynanmamalıdır.


4 Temmuz 2005
Pazartesi
 
AHMET TAŞGETİREN


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu
Online İlan

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED