|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
![]() |
|
MÜSİAD'tan ilginç bir davet aldım. "Hadi gel İstanbul Boğazını gezelim, yatla" diyorlardı. Haftasonu yat gezisinin başlayacağı Kabataş iskelesine ceketle gittim. Ne olur ne olmazdı. Hava çok sıcaktı ama denize açıldın mı vuracak rüzgar, naciz bedenimi çarpabilirdi. Yata bindiğimde ilk karşıma çıkan bir başka davetli gazteci arkadaşım oldu; "Sen çok tehlikelisin" dedi bana. Akşam televizyon haberlerinde izlemiş, bir uzman bu sıcakta ceketle gezenlere dikkat edin diyormuş, canlı bomba dahil herşey olabilirmiş. Arkadaşımın gözüne cansız cansız bakıp, yatta yerimi aldım, İstanbul Boğazı turumuz başladı. Eline mikrofonu alan bir tarihçi uzmanımız başladı anlatmaya... Aman Yarabbi!... Meğer İstanbul hakkında ne kadar cahilmişim. Kıyı boyunca her geçtiğimiz evin, yalının, her karış taşın bomba gibi haber değeri varmış da haberimiz yokmuş... Yılanlı yalı var mesela... Öyküsüne hasta oldum. Padişah görmüş beğenmiş, sahibine sorup bilgi istemiş. Adam "Bizim yalı elden gidebilir" düşüncesiyle "Efendim bu yalının olduğu bölge yılan kaynıyor" demiş, Padişah almaktan vazgeçmiş.. Bana göre Sadettin Teksoy uyuyor. Boğazda Sırların Efendisini bekleyen nice sırlar var ama o Çemberlitaş'taki Arkeoloji müzesinden ve Bizans kralı kılığından bir türlü çıkamadı nedense... Neyse konumuza dönelim... Tam boğaz köprüsünün altından geçerken uzmanımız başladı anlatmaya... Japonlar köprüyü yaparken planda başlangıç yeri olarak Rumelihisarı'nın tam üstünden geçmeyi hedeflemişler. Rumelihisarı havadan bakıldığında hisarlarının diziliş şekli itibarıyla "Muhammed" yazılı bir görüntü ortaya çıkıyormuş, köprü bu görüntüyü tamamen kapatacakmış. Uzmanımız o dönemde devreye Kenan Evren'in girdiğini ve parmağı ile yaptığı bir işaret sonucu köprü ayağının hisardan 470 metre sonraya alındığını anlattı. İlginçtir, köprü bu defa da muhteşem görüntüsü olan bir yalının tam üzerinden geçiyor. Ve bu yalıda da bir zamanlar işçi kardeşlerimizin haklarını savunmak için çabalayan ünlü komünistler toplanıp yasak TKP hareketinin planlarını yapıyorlarmış. Boğazda kapitalist yalıda antikapitalist proleter devrim çalışmaları... Çok ilginç geldi... Efendim malumunuz Rumelihisarı konserleri yapılıyor, televizyonlardan canlı canlı yayınlanıyordu. Hisarın tam ortasında bir direk gibi birşey yükseliyordu. Minareymiş... Orada meğer cami varmış. Uzmanımız "Konserler tam bu caminin mihrabında yapılıyordu" dedi yüreğim burkuldu. İstanbul Boğazı, defalarca boğazıma düğümlendi dün... Derken İstinye'ye vardık... Boğazdaki tepede insanda dev bir cezaevi hissi uyandıran Amerikan elçiliği dört kat gözüküyor... Uzmanımız beş kat da yerin altında var dedi. Elçiliğin tam çaprazında muhteşem bir yalı... Cem Uzanlarınmış meğer... Her karenin inanılmaz öyküleri, acıları, dramları, bir hayat hikayesi var... Sadece Boğaz'dan binlerce sırlar dünyası veya Boğaz'ın Sesi diye nice program çıkar ama televizyoncularımız uyumuş nedense... MÜSİAD İstanbul'un gelecek 50 yılı diye bir proje hazırlayıp Belediyeye sunmuş. Muhteşem bir proje bu. İçinde dikkatimi çeken konulardan biri de dünya çapında ünlü yıldızlarla bir İstanbul filmi çekilmesi ve Cosby ailesi tarzında İstanbul'da profesyonellerle çekilecek bir dizinin dünyaya pazarlanması da yer alıyor.. Buna İstanbul Boğazı Belgeselinin de eklenmesi gerekiyor.. Yat gezisi öyle diyor..
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |