|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
![]() |
|
Bir kirpi hikayesi
Hukukun tarifini yapmak için, bilim adamları iki kirpi misali verirler. Bu misalde anlatıldığı üzere, iki kirpi soğuk bir günde üşümemek için yan yana gelmişler. Biri birinin sıcaklığından faydalanmak için çok yakına geldikleri zaman okları birbirine batmış, Fazla uzaklaştıkları zaman, üşümüşler. Sonunda öyle bir mesafede durmuşlar ki, okları birbirine batmamış ve fazla uzak olmadıkları için vücut ısıları onları donmaktan kurtarmış. Hukuk, iki kirpi arasındaki mesafeyi tayin etme sanatıdır. Yani bir ölçü işidir. Haklı bir konuda kanun yapıcılar veya uygulayıcılar, ölçüyü kaçırırlarsa, adaletsizliğe sebep olurlar. Türk siyasi tarihinde ölçüsü kaçmış kanunların uygulamaları büyük ızdıraplara mal olmuştur. Bunlardan birkaç misal vermek gerekirse, Varlık Vergisi Kanunu, Milli Korunma Kanunu, Türk Parasını Koruma Kanunu, Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu ve Meni İsrafat Kanunu'nu gösterebiliriz. Bu kanunların genel gerekçelerine katılmamak mümkün değildir. Ancak makul gerekçelerden bahsedilerek öyle hükümler konulmuş veya öyle uygulama yapılmıştır ki, siyasi hayatımızda o uygulamaların acı hatıraları hâlâ kafalardan silinmemiştir. Yürürlükten kalkmış ve fakat izi silinmemiş kanunlar
Genç nesil bunları pek hatırlamaz. Kısaca hatırlatmak gerekirse, Varlık Vergisi Kanunu birçok işadamının iflasına, yurt dışına kaçmasına sebep olmuştur. Milli Korunma Kanunu, haklı bir gerekçeye dayanmaktadır. Genel gerekçesi, ihtikârı önlemektir. Bu gerekçeye kimse itiraz edemez. Ancak uygulamada ölçü öyle kaçırılmıştır ki, uygulama zulüm haline dönmüştür. Çarpıcı bir misal vermek gerekirse, Türkiye çapında tanınan bir aileye mensup eczacı bir hanımın sattığı açık şişedeki aseton, 7 gram noksan olduğu için tutuklanmış, iki seneye mahkûm olmuştur. Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu sebebiyle kolluk kuvvetleri, her şeyi bırakıp, kaçak çakmak taşı aramak için dağ taş dolaşmayı marifet saymışlardır. Bunlar gümrüklerden kamyon kamyon geçen sigaraları değil, üzerinde Kızılay damgası bulunmayan iskambil kağıdı aramaya koyulmuşlardır. Bir inhisar bayiinde bulunan ve kullanılmış iskambil kağıdı yakalayan devlet, dükkan sahibi ile öğretmen kardeşini toplu kaçakçılık yaptıkları gerekçesiyle yedişer yıla mahkum etmiştir. Davul çalma izni
Bir de israfın önlenmesi hakkında bir kanun vardır ki, hükümleri en çarpıcı komedi filmlerinde bile bulunmayan örneklerle doludur. Bu konuda bir hatırlatma yaparsak, olay şudur: 1930'lu yıllarda, güney illerimizden birisinde çok zengin, iyiliksever ve cömert bir çiftçi oğlunu on beş gün süren düğün şenlikleriyle evlendirmiştir. Düğün dilere destan hale gelmiştir. Gelin Konyalı olduğu için, damadın babası bütün Konyalıları, kazaları dahil düğüne davet etmiştir. Bu davetin samimi olduğunu ispat için de, Konya'da ve Ereğli'de gişelerin önüne adamlarını yollamış, Çukurova'ya bilet alan bütün vatandaşların bilet paralarını ödemiştir. Bu düğün sonunda çiftçi kayınbaba iflas etmiş, konu Ankara'ya Başbakan İnönü'ye kadar ulaşmış ve onun emriyle israfı önleme kanunu çıkarılmıştır. Bu kanunun sadece iki maddesinden bahsedelim: Bir kimse düğünde veya bir eğlencede davul çaldırmak isterse mülki amirden izin almak zorundadır. Başka bir maddesinde, düğünde evlilere verilen hediyelerin bedeli tayin edilen miktarı geçerse, hediyeler Hazine'ye irat kaydedilir. Haklı olan veya haksız olan
Hırsızı cezalandırmak devletin hakkıdır. Ancak hırsızı makul bir süre hapsetmek yerine idam ederseniz zulümdür. Hırsızı döverseniz bu işkencedir. Devlet gerek kanunları yaparken, gerek uygularken, hukukun gerektirdiği ölçülere dikkat etmek zorundadır. Hatırlardadır ki, 27 Mayıs ihtilali sonrasında, 65 yaşını geçmiş olan Celal Bayar'ı idam edebilmek için geriye işleyen kanun çıkarılmıştı. 12 Mart 1971 muhtırası sonrasında Erim hükümetinin bir bakanı, "gerekirse makable şamil yani geriye doğru işleyen kanun da çıkarabiliriz" diye beyanda bulunmuştu. Bu gün Türkiye'de en güncel konu, hortumla mücadele meselesidir. Bu konuda yapılan uygulamalarda ve çıkarılmak istenen Bankalar Kanunu hakkında çeşitli değerlendirmeler yapılmaktadır. Ülkenin tamamına yakını, hükümetin hortumcularla mücadelesini desteklemektedir. Fakat yapılan tartışmalara bakıldığı zaman, bir tarafta halkın desteği, diğer tarafta ölçünün kaçırılıp kaçırılmadığı şüpheleri vardır. Tartışmada, uygulamaları Demokrat Parti'nin Tahkikat Komisyonu'na benzetenler vardır. Biz bu tartışmalarda yapılan ithamların doğru olup olmadığı üzerinde durmuyoruz. Bir noktaya işaret etmek istiyoruz. Bu konuda kanunlar çıkarılırken ve uygulamalar yapılırken, siyasi yaşamımızın tecrübeleri gözönünde bulundurulmalıdır.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |