AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R

ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği
Boş zaman okumaları

Ünlü röportajlarının vazgeçilmez sorusu "Boş zamanlarınızda ne yaparsınız?" olur. Onlar da hep aynı cevabı sunarlar: "Kitap okurum..." Bazıları, "Kitap boş zaman geçirme aracı mı?" diye buna itiraz etseler de ben aldırmam. Ne zaman o soru ve cevapla karşılaşsam, içimden, "Keşke" düşüncesi geçer...

Bizim insanımızın bomboş geçip giden saatleri çoktur, o saatleri kitap okuyarak değerlendiren ise pek yoktur. Keşke okusalar, keşke boş zamanları okuyarak değerlendirse insanlar...

Geçen gün, gelişmeleri etkileyebilecek noktadan siyaseti izleyen bir dostuma, "Yaşadıklarını kısa notlar halinde de olsa kaydediyorsun, değil mi?" diye sordum. "Başbakanın kendisi de günlük tutuyor" dedi bana. Türkiye'nin bu tarihî döneminde iç ve dış gelişmelerin bize dönük yüzlerini ciddiyetle kaydeden en az iki kişi olması beni sevindirdi.

Keşke vakti olsa da, Başbakan Tayyip Erdoğan, kendisinden hayli önce başbakanlık koltuğuna oturmuş bir politikacı olan Nihat Erim'in gün gün aldığı notlarına göz atabilseydi. Erim'in 'Günlükler: 1925-1979' adını taşıyan iki ciltte toplanmış notları CHP'li bir politikacının dünyaya nasıl baktığını sergilemesi yanında, Türkiye'nin tarihinde iz bırakmış nice insanın özel ve genel hayatlarına da ışık tutuyor...

"Cumhurbaşkanlığı kamusal alan, başörtüsüyle Çankaya'ya çıkılmaz, bu durumda eşi başörtülü biri de cumhurbaşkanı olamaz" denklemini kuranlar var ya, onlar cumhurbaşkanının bir de annesi olduğunu unutuyorlar. İsmet İnönü'nün annesi başını örterdi. Nihat Erim, "25 Ocak 1947" tarihli notuna, öğle yemeğine Çankaya'ya gittiğinde masada Anne İnönü ile karşılaştığı ayrıntısını da düşmüş...

Nihat Erim'in merkezinde yer aldığı dönemde, siyasette üst düzey mevkilerde bulunanlar, gündüz ve akşamlarını okuyan yazanlarla birlikte geçirirmiş; hemen her sayfada bu gerçeğin izlerine rastlanıyor... (Yapı Kredi Yayınları, Tel.: 212- 252 4700; Faks: 212- 293 0723).

Yakın tarihten biraz daha gerilere gitmek isteyenler için hararetle tavsiye edilebilecek bir kitap yeni çıktı. Murat Belge'nin "Osmanlı'da Kurumlar ve Kültür" adlı eseri, temelde bir 'ders-kitabı', ama ne bildik ders-kitaplarına benziyor, ne de sıkıcı tarih kitaplarına... Osmanlı tarihini insanîleştiren ve daha da önemlisi onu ayakta tutan kurumlar açısından inceleyen bir eser bu. Zihninizde taşıyıp durduğunuz en az bir soruya daha cevap bulduğunuzu fark ederek çevireceksiniz her sayfasını...

Böylesine hacimli bir eserin çıkışının zamanlaması, bazılarının "Murat Belge tarihçi mi ki, boyundan büyük işlere karışıyor?" sorusunu tartışma ortamına taşıdığı şu günlere rastladı. Geleneksel anlamda tarihçi olmayan bir tarih meraklısının tarihi kolay anlaşılır kılmakta daha mâhir olabileceğinin kanıtı bu eser. Hacmi (dev boy 560 sayfa) sizi korkutmasın; eseri yayına hazırlayanlar düzenini ve basımını da zevk alınacak güzellikte kurmuşlar çünkü. (Bilgi Üniversitesi Yayınları, Tel.: 212- 311 6000; Faks: 212- 347 1011).

Belge'nin kitabında padişahların kadınlarıyla ilgili bilgilere göz atarken, aklıma, bu alandaki öncü kitaplardan olduğunu bildiğim Ahmet Refik'in aynı konudaki eseri geldi. Osmanlı tarihini halkın anlayacağı bir dille kaleme alan Ahmet Refik, 'Geçmiş Asırlarda Osmanlı Hayatı' genel başlığını münasip gördüğü bir dizi eser yayımlamıştı. O serinin en önemli kitabı dört ciltlik 'Kadınlar Saltanatı'dır. Nicedir erişilmez olan bu kitabın tek cilt halinde yeniden yayımlanmış görmek beni mutlu etti.

Ahmet Refik Altınay'dan günümüze kazandırılan 'Kadınlar Saltanatı', ilkokuldan beri kulağımızı dolduran 'harem' hayatına ve çeşitli sultan hanımların hayat çizgilerine dair geniş bilgiler içeriyor. Daha da önemlisi, kitabı, hangi amaçla okuyacak olursanız olun, sürükleyici bulacak olmanız. 1299 ilâ 1618 yılları Osmanlı saray hayatını merak edenler için iyi bir başlangıç kitabı bu. (Tarih Vakfı Yayınları, Tel.: 212- 227 3733).

Televizyonlarda ünlülerle söyleşi programları çok da, kitaplaştırma değeri taşıyanlar o kadar fazla değil. Sedef Kabaş iyi bir programcı, konuklarını tanıyarak karşısına alıyor, fazla sıkıştırmadan istediği bilgiyi elde ediyor. Her yiğidin harcı değildir bunu başarmak; Sedef Kabaş bu sebeple daha ilk kitabı 'Sesli Düşünenler' ile fark edilmişti. Söyleştiği ve söyleşilerini kitaplaştırdığı kişiler hayatı zenginleştirebilecek bilgi ve özelliklere sahipler çünkü...

'Zamanı Dize Getirenler' Kabaş'ın Doğan Yayıncılık'tan çıkan yeni söyleşiler kitabı. İçinde, işadamları, sanatçılar, edip ve şâirler, sporcular, yazarlar geçit resmi yapıyorlar. Bazı söyleşilerde karşınıza çıkacak fikir kırıntıları önünüzde yeni ufuklar açacaktır; dönüp dönüp okuma ihtiyacı duyacağınız değerde olanlar var çünkü...

Bir hukukî eser size: Prof. Hans Köchler'in 'Küresel Adalet mi, Küresel İntikam mı?' adlı kitabı, gündeme hızlı giren uluslararası ceza mahkemesi ve savaş suçlularının yargılanması konusunda uyarılarla dolu. Güçlülerin yaptıklarının yanına kâr kalmaması, zayıfların haksız yere suçlanmaması etrafında bir dizi uyarı. (Alkım Yayınları, Tel.: 216- 449 1060; Faks: 216- 4491064).

Dolu zamanlarınızda okuyamıyorsanız, boş zamanlarınızda da okusanız olur. Yeter ki, okuyun.


4 Temmuz 2005
Pazartesi
 
TAHA KIVANÇ


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu
Online İlan

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED