AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R

ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği
Bir Varoluş Çağrısı-1

Hepimiz, ister kabul edelim, ister reddedelim, az ya da çok Batılıyız artık. Kimimiz, bu durumu, "ne yani, başka çıkar yol mu var ki" diyerek normalmiş gibi görürken; kimimiz de, bu durumun kendi olma imkânlarını iptal eden, başka kültürleri düzleştiren, bizi tek bir kültürün saldırısına maruz bırakan ve derhal anlamlandırılması ve aşılması gereken tehlikeli bir gidişât olduğunu düşünüyor.

Ben, ikinci gruptakiler arasında yer alıyorum. Bu tektipleştirici, tekdüzeleştirici; hayatı sadece bu-dünyaya, hatta yalnızca buraya ve şimdiye indirgeyici; insana, insanî özelliklerini ve yükümlülüklerini hatırlatmak yerine unutturucu; insanı kendi içine ve kendi üstüne kapattırarak, insanlığın ve dünyanın sorunlarına kayıtsızlaştırıcı, duyarsızlaştırıcı, yabancılaştırıcı; yalnızca çıkarı, hazzı, gücü putlaştırarak insanı çıkarın, hazzın ve gücün kölesi kılıcı; dolayısıyla kimsenin varlık gösteremediği bu ortamda, dünyaya keyfince çeki düzen verici Batı kültürünün bu yıkıcı ve saldırgan taarruzuna, karşı durmam, isyan etmem, dur demem gerektiğini düşünüyorum.

Batı kültürü her yere ve her şeye nüfûz ettiği için, dünyayı türdeş, tektip ve düzleştirici Faustyen bir kültürün hükümfermâ olduğu tek bir zamana kapatmış, kilitlemiş, hapsetmiştir: Tarihi durdurmuş, toprağa müdahale etmiş, tohumu bozmuştur.

O yüzden, bütün büyük tarih felsefecileri, Batı kültürünün son bir buçuk asırlık evresini, "bunalımlar çağı" olarak tarif ederler.

Yapısal antropolojinin kurucu babası Levi-Strauss, "dünyamız[ın], tekdüzeliğin ve tekbiçimliliğin tehdidi altında" olduğunu hatırlatarak, tarih felsefecilerinin bunalımlar çağı diye tarif ettikleri olguyu, özlü bir şekilde "kültürel çeşitliliğin yok edilmesi" olgusu olarak tanımlar. Ve "kültürel çeşitliliğin yok edilmesinin insanlığı taşlaşmanın eşiğine getireceğini" söyleyerek, insanlığı kutsal bir göreve çağırır: Levi-Strauss'a göre, "insanlığın kutsal görevi,… tep tip bir yaşam biçimine uydurulmuş bir insanlığın akıl almaz bir şey olduğunu aslâ unutmamaktır… Kurtarılması gereken, işte bu kültürlerin çeşitliliği olgusudur" (Irk ve Tarih, s. 80, 81).

Sezai Karakoç'tan sonra yaşayan en büyük düşünürümüz Turgut Cansever, bütün yakıcı problemlerimizin kökeninde yatan "şey"in "ölçülerin bozulması" olduğuna dikkat çeker.

Turgut Cansever, elbette ki, burada ve İslâm dünyasında ölçülerin bozulmasından sözeder. Ancak, kanımca, üstadın bu tespiti, bugün dünyanın tek bir kültürün boyunduruğu altında yaşamaya mahkûm edilmesinden ve diğer kültürlere hayat ve varoluş hakkı tanımamaktan kaynaklanan bunalımları, kaos ve çatışmaları da açıklama gücüne sahip bir tespittir.

Turgut Cansever, temel problemlerimizin kökeninde "ölçülerin bozulması"nın yattığını söylerken bir mimar olarak konuşmaz yalnızca. Üstad, "ölçülerin bozulması"ndan sözedereken, ilgi alanı ve duyargaları sadece mimarî ekoloji alanında işgörmez; kültürel ekoloji, fikrî ekoloji, sosyal ekoloji ve metafizik ekoloji gibi insanı, içinde yaşadığı dünya, kâinât ve tabiat bütünlüğü içinde kavrayacak ve bütün bu kavrayış ve konumlayış ameliyesini ilâhî kaynakla (metafizik varoluş şartıyla) irtibatlandıracak kadar genişler.

Elbette ki, sivil ve resmî mimarimizin kimliksiz, kişiliksiz, hatta kitsch özellikler taşıması, ölçülerin bozulmasından kaynaklanır. Ama dikkat edin: Ölçülerin bozulması, sadece bir sonuçtur. Asıl bozulan şey, ölçülerin dayandığı ölçütlerdir. İşte, Turgut Cansever'i aynı zamanda bir düşünür yapan şey, burada karşımıza çıkar: Ölçütlerin yitirilmesi, ölçülerin de bozulmasına yol açmıştır. Ölçütlerimizi yitirmemiş olsaydık, ölçülerimiz de bozulmayacaktı.

Mimarî, medeniyetin en önemli tezahür ve varoluş alanlarından biridir. Bu, İslâm medeniyeti için özellikle geçerli ve önem arzeden bir gerçektir: Turgut Cansever, bu gerçeği özetle şöyle temellendirir: Müslümanlar için mimarî, tevhîd akidesinin, müminin tabiat, kâinât ve Yaratıcı ile kurduğu dinamik, bütünleştirici ve ulvî irtibatın tecessüm ve tebeddün ettiği (bedenlendiği, ete kemiğe büründüğü, müşahhas bir hakîkat hâline geldiği) en münbit vasatlardan ve vasıtalardan biridir: Müslümanın bilgi, varlık ve âlem tasavvuru ve ben-idrâki, en mükemmel, en müşahhas ve aynı zamanda da en mücerred şekilde mimaride tekevvün ve teşekkül etmiş, imkân dahiline girmiştir.

Tevhîd akidesinde özetlenen ve insanın tabiat, kâinât ve Yaratıcı ile irtibatını sarsılmaz ve muhkem bir şekilde kurdurtan temel ölçütümüz ve bu ölçütün yapıtaşları olan ve Turgut Cansever'in de her vesileyle altını çizdiği medeniyetimizin yaratıcı ruhunu ve kurucu iradesini sunan anlam haritalarını oluşturan kök-paradigmaları, Gülzar Haydar'dan ödünç alarak özetlemek istiyorum:

1-iman; 2- hakîkat; 3- Allah'ın halîfesi olmak; 4-hilkat (tabiat / fıtrat), 5-meşakkat (zorluklara göğüs germe / her ân imtihan hâlinde olduğunun şuurunda olma); 6-ümmet (her şeyin ve herkesin "ana"sı, bütün insanlığın ve varlıkların huzur, barış ve adalet içinde yaşamasının vasatı ve vasıtası olma); 7-infak / zekât / sadaka; 8-adalet / hakkaniyet; 9-cihad (iç ve dış varlığın ve dünyanın terbiye edilmesi); 10-ibadet (kul olma şuuru), takva ve sâlih amel; 11-ilim ve fikir; 12-cemal ve ihsan.

Müslümanları; insanlığa yitirdiği temel ölçütleri hatırlatacak, bu ölçütlerden neşet eden ölçüleri her alanda hayata geçirecek ve bütün dünyaya sunacak bir hurûç harekâtına çağırıyorum.

Dünyanın büyük bir bunalımlar çağının eşiğinden geçtiği bir zaman diliminde, eğer böyle bir hurûç harekâtı başlatılamazsa, insan türünün geleceğinin bile tehlikeye gireceğini, girmekte olduğunu bir kez daha hatırlatmak ve bize teklif edilen mükellefiyeti artık bihakkın yerine getirmek zorundayız, diyorum.

Bu hurûç harekâtının temel adımlarını, atılımlarını ve açılımlarını Çarşamba günkü yazıda görelim…


4 Temmuz 2005
Pazartesi
 
YUSUF KAPLAN


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu
Online İlan

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED