|
T Ü R K İ Y E ' N İ N B İ R İ K İ M İ |
||
| Y A Z A R L A R | 28 ARALIK 2005 ÇARŞAMBA | ||
|
|
Kadın hakları dünyanın hemen her tarafında sürekli gündemde tutulmaktadır. Bizim gibi gelişmekte ve çağı yakalamak için çırpınan ülkelerde ise kadın hakları konusunda inandırıcılıktan uzak ifrat derecede bir kadın yanlısı söylem geliştirilmektedir. Sadece söylem. Eylem hak getire. Pozitif ayırımcılık gibi kulağa hoş gelen kimi deyimler kullanılarak kadını ön plana çıkarma gayretlerinin de kadına ve topluma ne kadar fayda sağlayacağı tartışılmalıdır. Erkek egemen bir toplum olmaktan şikayet ederken sırf kadın olduğu için kimi alanlarda kadını vitrine çıkarmanın faydası da aynı şekilde tartışılmalıdır. Son zamanlarda kadının siyasetteki rolünün irdelenmesi ve partilerde kota uygulama konusunun da bu perspektiften değerlendirilmesine inanıyorum. Benim şahsi kanaatim kadın erkek şeklinde cinsiyet ayrımı yapmak yerine liyakat ve ehliyeti esas almak yönündedir. Bir göreve eleman ararken ferdin cinsiyetine değil o göreve layık olup olmadığına bakılmalıdır. Eğer fert göreve layık ve ehil ise cinsiyeti ne olursa olsun tercih edilmelidir. Göreve liyakati ve ehliyeti olmayan fertleri kadın diye öne çıkarmak kadına da o göreve de yapılacak en büyük kötülüktür. Kadın göreve ehil olmadığı için, içinde bulunduğu toplulukta ruhen kendisini ezilmiş hissedecek göreve ehil olmadığı için o görev de yerine getirilmemiş olacaktır. Dolayısıyla kadınlar toplumdaki her göreve teşvik edilmeli ama kesinlikle kota yoluna gidilmemelidir. Siyasette de kadın teşvik edilmeli ama sırf kota uygulamak için ehil ve layık olmayanlar siyasete zorlanmamalıdır. Yeterli bilgi, birikim ve tecrübeye sahip olan kadınlar kendi kişilikleriyle seçmenin oylarını alabileceklerse ve görevlerini de hakkıyla ifa edeceklerse hiçbir sınırlama getirmeden ve kota uygulamadan kadınlara imkan tanınmalıdır. Kadın hakkında kota kelimesinin kullanılmasını dahi kadına yönelik bir haksızlık olarak görüyorum. En adil olanı, siyasi partiler ve seçim kanunlarında cinsiyeti değil liyakati öne çıkaran düzenlemeler yapılmak suretiyle kadın erkek herkesin önünün açılmasını sağlamaktır. Hoş siyasi partiler ve seçim yasasında öyle bir cinsiyet ayrımı yok ama parti teşkilatı içinde ve seçmen tabanında kabul görenlerin öne çıkabileceği demokratik bir düzenleme kadın olsun erkek olsun göreve ehil ve layık olanların önünü açacaktır. Önseçim ve tercihin bu noktada da belirleyici özelliği öne çıkmaktadır. Teşkilatında ve bölgesinde sevilen sayılan deneyimli ve becerikli hanımların beylerle birlikte önü açılmış olacaktır. Nice hanımlar var ki on erkeğe bedel. Nice hanımlar da var ki vitrin olmanın ötesinde hiçbir özellik taşıyamaz. Dolayısıyla siyasete yön verenlere düşen görev, kadına ve erkeğe eşit olarak yarışabileceği imkanı sağlamak eğer kadının önünde engel varsa o engeli izale etmek olmalıdır. Kadınlar siyasete girmiyorsa, kota uygulayarak zorla siyasete sokmak da siyaset müessesesine iyilik sayılmaz. Siyaset işsiz kadını vekil ya da başkan yahut bir yere üye yaparak iş bulma sanatına dönüştürülmemeli, halka hizmet edecek liyakatli insanların eşit şartlarda yarışacağı bir alan olmalıdır. Evet özetle cinsiyet değil liyakat esas alınmalıdır.
|
![]()
| ||||||||||||||
|
Ana Sayfa |
Gündem |
Politika |
Ekonomi |
Dünya |
Aktüel |
Spor |
Yazarlar Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın |
| Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi |