|
T Ü R K İ Y E ' N İ N B İ R İ K İ M İ |
||
| Y A Z A R L A R | 28 ARALIK 2005 ÇARŞAMBA | ||
|
|
Bir 'birader' vefat ettiğinde, mensubu olduğu locanın sorumlusu, daha cenaze bile kalkmadan, 'sonsuz hayata yolcu edilecek' kişinin evine uğrar; varsa kendilerine ait belgeleri toplamak üzere... Localarda bu işin görevlisi vardır...
Geçen hafta sonu, Simurg Kitabevi, ilginç bir müzayede çağrısı yaptı. 'Bir Masonun Evrak-ı Metrukesi' başlığını taşıyan müzayedede, ailesi tarafından Simurg'a satılan Aydın Bilge kütüphanesine ait kitaplar satışa sunulacaktı. Kitabevinin bu amaçla hazırladığı 224 sayfalık katalogun girişinde kitaplığın sahibi Aydın Bilge hakkında bilgi sunuluyor. Okuyalım: "Aydın Bilge bir inşaat mühendisi. (..) Kataloğumuzdaki belgeler, 20. yüzyılın son çeyreğinde masonluk tarihi açısından çok önemli, aynı zamanda da güncelliğini yitirmemiş olmaları bu önemi bir kat daha artırmakta. Loca dışına çıkmaması gereken üye, aza, üstadlara ilişkin Cemil Sena, Bozkurt Güvenç, İskender Ohri, Oğuz Atay'ın hocası Mustafa İnan, Osman Nebioğlu, Vitali Hakko, Hayrullah Örs, Erol Simavi, Nail Güreli, Atalay Şahinoğlu gibi ünlü isimlerin bulunduğu listeler, projeler, çok enteresan konularda konferanslar, locaların mali durumları, tüzükleri, mason adayları için doldurulacak formlar, sosyal faaliyetler, rotary kulüpleri ve bültenleri ilk kez çıkıyor meraklıların karşısına." İlginç değil mi? Aydın Bilge'nin vefatı sonrası evine gidip geride bıraktığı locaya ait bilgi ve belgeleri toplamamışlar; aile de, hep olduğu gibi, binlerce kitap ve dolaplar dolusu kâğıdı evde koruyamayıp toptan satınca, koleksiyon Simurg Kitabevi'nin eline geçmiş... Kitabevi sahibi İbrahim Yılmaz, "Mason localarından biriyle temasa geçtik, satabilirsiniz dediler" bilgisini veriyor... Bir başka yerden ise, "Düşük bir fiyat verdiler, satmadık" dediğini öğreniyoruz... Durun, ne olduğunu ben tahmin edeyim: Bilmiyorum, Simurg'un elinde aksine bir bilgi veya belge var mı, ama bana öyle geliyor ki, Aydın Bilge de, katalogta kendisinden "Araştırmacı ve koleksiyoncu bir bürokrat, müthiş bir kitaplığa sahip" diye söz edilen baba Fahri Bilge de mason değil... Baba Bilge'nin müthiş meraklı bir tip olduğu anlaşılıyor; ne bulduysa toplayan merakı geniş koleksiyonculardan biriymiş... Öylelerinin önüne bazen çok değerli malzemeler çıkar; Fahri Bilge'nin şansı da önüne az sayıda da olsa masonik yayın ve belge çıkmasını sağlamış... Kendisi veya oğlu mason olsaydı, mensup oldukları locanın yetkilisi evlerine mutlaka uğrar ve terekenin kendilerine ait bölümünü 'istidrat' ederdi... Mason olmayanın evine neden uğrayasın ki... Sonra ne olduğunu da herhalde merak ediyorsunuzdur. Konuyu, Ertuğrul Özkök, müzayede günü çıkan yazısında işledi. Onun ilginç bulduğu, bir masonun evrak-ı metrukesi arasından Pekos Bill ve Tarkan resimli roman ciltlerinin çıkmasıydı. Yazısında birkaç yaşayan biraderin adını anması ilgilileri ayaklandırmışa benziyor... Çünkü, o gün, müzayede, masonlukla ilgili belgeler ve koleksiyon malzemeleri ayıklanarak yapılabildi. Aileyi temsil ettiğini söyleyen bir avukatın devreye girmesi üzerine masonluk ile ilgili eserler müzayededen çekilmiş... Aslında satışa sunulan belgeler arasında öyle büyük gürültü koparmayı hak edecek çapta olanları yok. Belli ki, Fahri Bey, bilgisayar-öncesi, internet-öncesi çağın koleksiyoncusu olarak, liste ve fihrist meraklısıymış; eline geçirdiği loca ve üstad aza listelerini, telefon fihristlerini saklamış... Sekizbini aşan kitabı arasında İzzet Nuri Gün ve Yalçın Çeliker imzasını taşıyan, Yağmur Yayınları tarafından 1968'de yayınlanmış, içinde binlerce masonun adının yer aldığı 'Masonluk ve Masonlar - İsimler Belgeler' kitabı da bulunuyor... O kitabın öyküsü de ilginçtir. Erol Simavi'nin kendi anlatımına göre, 27 Mayıs darbesi sonrasında ziyaretine gelen ve koldüğmelerinden mason olduğunu anlayınca "Beni de aranıza alsanıza" diye tutturan bir darbeci lider, aldığı red cevabı üzerine hiddetini farklı bir biçimde dışa vurmuş: Bir manga askeri Beyoğlu'ndaki Mason Locası'na gönderip içeride ne var ne yok toplattırmış... O dönemin Yeni İstanbul gazetesinde tefrika edilmişti o baskının sonucu elde edilen belgeler, sonrasında kitap haline de getirilmişti. Masonlukla ilgili o yayını yapan Yeni İstanbul gazetesi sahibinin Kemal Uzan olması ilginç bir ayrıntı sayılabilir mi? Birinin izni alınmaksızın 'mason' diye tanıtılması masonluk ilkelerine aykırı; ancak acaba tersi durum için ilke ne? Yani, 'mason' olmayan biri, herhangi bir yanlış sebeple, kamuoyuna 'mason' diye yansımışsa, "Hayır, değildi" demeyi görev bilir mi Mason Locası? Fahri Bilge ile oğlu Aydın Bilge'nin durumuna bir açıklık getirmeyi düşünebilirler mi? Merak bu ya!..
|
![]()
| ||||||||||||||
|
Ana Sayfa |
Gündem |
Politika |
Ekonomi |
Dünya |
Aktüel |
Spor |
Yazarlar Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın |
| Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi |