AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R
Bulunmaz fırsat...

Mütemadiyen hatırlatıp duruyoruz ama YÖK hiç oralı değil... Birincisi şu: Üniversitelere bütçeden aktarılan paralar usulüne uygun olarak harcanıyor mu? Harcama kalemlerinde herhangi bir kaçak, herhangi bir yolsuzluk var mı?

Bunu denetlemek, birinci derecede YÖK'ün işi.

Çünkü, öğrencilere "hedef ve istikamet" tayin etmek, akademik özerkliğin canına okumak, ileri geri konuşan öğretim üyelerini soruşturma tehdidiyle susturmak, üniversitelerde asayişi sağlamak görevlerinden önce, YÖK'ün bir diğer (ve en önemli) görevi de, bütçeden payına düşen paranın uygun yerlerde harcanıp harcanmadığını denetlemek, varsa (ki, var olduğunu matbuat yazıp duruyor) yolsuzlukların üzerine gitmek.

İkincisi de şu:

Kanunla kurulduğu öne sürülen YÖK'ün bir diğer (ve hassasiyet gerektiren) görevlerinden biri de, rektörleri "kanun dairesi"nde tutmak ve bazı kişisel taşkınlıkların önüne geçmek.

YÖK, iki yıldır bu köşede hatırlatıp durduğumuz bazı kişisel taşkınlıklar (adı sanı belli rektörlerin, bu ülkenin seçimle gelmiş Başbakanını "zurnacıya", "halayıka" filan benzetmeleri, "başbayi" diye aşağılamaları, ikide birde Menderes'in akıbetini hatırlatmaları, "ordu göreve" diye pankart açmaları) konusunda hiçbir şey yapmadı.

Bakalım rektörlerini kanun dairesine çekecek mi?

Biliyorsunuz, "ihaleye fesat karıştırmak" suçundan tutuklanan Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörü Prof. Yücel Aşkın'ın evinde yapılan aramalarda, şifreli bir kasada bazı istihbarat bilgilerine (fişleme kayıtlarına) rastlandı.

İddiaya göre, Aşkın, tam 300 üniversite çalışanı hakkında "kişisel notlar" tutmuş; "Bu Hizbullahçıdır, bu Nurcudur, bu filanca partiye yakındır, bu sağcıdır, bu bilmem ne tarikatına bağlıdır, bu Milli Görüşçüdür" şeklinde.

Soruşturmayı yürüten görevlilere göre, kasadaki notlar, bir rektörde bulunmaması gereken bilgiler.

Peki kanun ne diyor?

TCK'nın 135. maddesinin ikinci fıkrasına göre kişisel bilgilerin kaydedilmesi suç... Kişilerin "siyasi, felsefi veya dinî görüşlerini, ırkî kökenlerini, hukuka aykırı olarak ahlakî eğilimlerine, cinsel yaşamlarına, sağlık durumlarına veya sendikal bağlantılarına ilişkin bilgileri" kişisel veri olarak kaydeden kimse, 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.

Soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Savcısı, sözkonusu "fişleme dosyasını", Aşkın'ın yargılanmasına izin verilmesi amacıyla YÖK'e gönderdi.

YÖK izin verirse dava açılabilecek.

Şöyle düşünülebilir: "Rektörlerin görevleri arasında istihbarat toplamak yer almadığına göre, YÖK illa ki gerekli soruşturma iznini verecektir."

Bundan pek emin değiliz işte!

Bugüne kadar YÖK, üzerine düşeni yapmadığı (belki de yapamadığı), soruşturmaya muhatap rektörlerini koruma cihetine gittiği için emin değiliz.

Mahut, "fişleme doysası" konusunda takanacağı tavır, hep spekülatif biçimde gündeme gelen YÖK için bir tür "rüşt ispatı" fırsatı olacaktır. Ya bu fırsatı kullanıp "kanun dairesi"nde kalmaya rıza gösterecektir, ya da yok olup gidecektir.


7 Kasım 2005
Pazartesi
 
AHMET KEKEÇ


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu
Online İlan

ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği
Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi
Dünya
| Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon
Sağlık
| Arşiv | Bilişim | Dizi
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED