|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
Mevsimlik "Şiir ve Kent Kültürü" dergisi "Mor Taka", güz sayısıyla 3. kez edebiyat/şiir dünyasına merhaba derken, bir taraftan "Şiirde iktidar etiği"ni soruşturuyor, diğer taraftan okuyucuları için "Trabzon" dosyasını açıyor. (Derginin ilk iki sayısını göremedim. O bakımdan, Mor Taka için daha geniş çaplı bir değerlendirme yapma imkânından mahrumum.) Yaşar Bedri Özdemir, daha önce "Ada" dergisinin çıkışına katkıda bulunmuştu. Yanılmıyorsam, 2. sayısından itibaren de derginin yönetimini devralmıştı.. (Birkaç sayı çıkan Ada kapandı mı, kapanmadı mı; bu hususta bilgim yok.) Şimdi Mor Taka'nın "kaptan"lığına soyunan Özdemir'in, dergiyi nasıl bir 'rota'ya oturtacağı ve hangi 'kıyı'lara ulaştıracağını zaman içinde göreceğiz elbette. Mor Taka'yı eksen alarak, iki konudaki 'önsezi'mi paylaşmak istiyorum burada: İlki şu: Trabzon gibi bir 'taşra' muhitinde 'mevsimlik' de olsa (Dışardan bakanlar için 3 ay uzun bir süre sayılabilir. Oysa, dergi yönetimlerine '3 ay', göz açıp kapayıncaya kadar geçen bir süreç gibi yansır!) kapaklı, büyük boy, hacimli, mizanpaj sorununu halletmiş görünen, görselliği haiz, 'boyutlu' bir şiir/kültür dergisi çıkarmak, en başta, meselenin mâlî portresi göz önünde tutulduğunda kolay, sıradan bir iş olmasa gerektir. Çok güçlü imkânların el vermediği bir vasatta, 'merkez'de bile çıkarılması/sürdürülmesi esasen cesaret isteyen bu türden bir derginin, 'taşra'da yaşama şansı ne ölçüdedir, doğrusu kuşkularım mevcut.. Dilerim bu tür can sıkıcı, keyif kaçırıcı ve dahası bir şairin dergi iştahasını dumura uğratıcı meselelerle boğuşmak zorunda kalmaz Yaşar Bedri Özdemir.. Zira, 'tek başına' olduğunu vurgulayan Yaşar Bedri, bir taraftan derginin maddî külfetiyle boğuşacaktır, diğer taraftan dolu dolu yeni bir sayı yapmanın malûm güçlükleriyle baş başa kalacaktır.. İşte, 'merkez'de ya da 'taşra'da özellikle "tek başına" dergi çıkarmanın başta gelen zorlukları.. Kaldı ki; Mor Taka gibi bir derginin yukarıda saydığım 'ayırıcı' kimi teknik özellikleri dahilinde 'sürdürülebilirliği' söz konusu olduğunda, artık 'taşra', iyiden iyiye somut bir 'sıkıntı' hâlidir. İkincisi de, olayın 'donanım' ve 'dolaşım' zeminidir. Kuşatıcı algı kanallarının, dergi bünyesinde 'iç şartları' mümkün kılmasıdır. Varolan 'teknik' kapasitesinin, nitelik ve düzey itibariyle içerdiği 'dünya'yla uyum göstermesi, dahası o dünyanın, görsel zenginliğin altında ezilmemesidir. Buna, şiir ortamında 'estetik kalite' arayışlarına yön ve yörünge tayin etmek faslını da ekleyebiliriz. Örneğin, böyle bir dergi, tabir caizse "taşıma suyuyla" döner gibi gelse de, aslında 'dönmez'! 'Toplama' bir dergi olmanın riskleri ise, ortadadır. Sizin sesinizin yetmediği ya da yeterli olmadığı bir dergi sürecinde, 'başkalarının' sesinden medet umar duruma düşmek, hayli düşündürücü bir anlam taşıyacaktır tabiatıyla. Yanlış anlaşılmasın, bunun böyle olduğunu iddia etmiyorum; sadece ve 3. sayıda göründüğü kadarıyla bu tür bir 'risk'in Mor Taka'nın peşine takılabileceğini, bir ihtimal olarak kayda geçiriyorum. Bu bağlamda, Yaşar Bedri Özdemir bakımından, doğrusu büyük bir cesaret, azim ve kararlılık işareti taşıyan Mor Taka serüveninin, bir 'taşra' ortamında, dikkate değer ve göz alıcı seviyedeki 'prestijli' konumunu mevsimler geçtikçe sürdürmesi, bir başka dileğim olacak. Ayrıca şu hususu da dillendirmekte fayda var, diye düşünüyorum: 'Mevsimlik' dergilerin bana göre en başat özelliği, bir 'çalışma' düzeninin somut verilerini toparlamaları ve bir plân-program dahilinde, bu olguyu zaman içinde hayata geçirmeleridir. (Örneğin, "gece yazısı" dergisi, günümüz edebiyat/sanat ortamında, kendi kulvarı bakımından etkili bir konuma sahiptir.) Bu bağlamda, Mor Taka'nın, tıpkı Ada dergisi ve diğer kimi dergiler gibi daha ziyade özel bölümlerle ve bir yenilik olarak yerel kültüre dair söz alışlarla hareket alanı bulacağı anlaşılıyor. Öte yandan, bu hâliyle bir 'çalışma dergisi' kimliğinden uzak.. 'Misyonu'nun bu olmadığını söyleyenler çıkacaktır; ki, derginin formatı ve içeriği itibariyle doğrudur bu bakış.. Fakat, şiirin/edebiyatın 'iç meseleleri'ni salt soruşturmalarla deşelemek, ne kadar 'sahih' bir aydınlanış sağlar, şahsen bu hususta rezervlerim var. Zira benim bakışım şu: Önce, sizin de dahil olduğunuz ve benim 'çekirdek kadro' dediğim ekip (Anlaşıldığı kadarıyla Mor Taka'da böyle bir kadro mevcut değil!) 'konuşacak', yani derginin bir 'görüşü', bir 'fikri' ve temellendiği poetik yaklaşımları olacak ve bu ifade bulacak. Sonra, bir zenginlik, bir açılım belirtisi babından 'diğerleri'nin de bakış açıları, ele aldığınız meseleye dair algı zaviyeleri dergide zemin bulacak.. Söz konusu 'ideal terkip'i realize etmek kolay değil elbette; bunun da farkındayım.. Bütün bunlar bir yana, Mor Taka için Yaşar Bedri Özdemir'i içtenlikle kutluyorum. Dediğim gibi büyük bir cesaret, kararlılık, özveri, emek ve yoğun mesai gerektiren böyle bir dergiyi edebi-yat/şiir dünyasına kazandırması başlı başına bir 'değer' ifade ediyor; buna hiç kuşku yok! Umarım gerekli ve yeterli ilgi ve desteği bulur.. (Mor Taka irtibat tel. : 0462-229 06 34)
|
|
![]() |
Dünya | Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon Sağlık | Arşiv | Bilişim | Dizi |
© ALL RIGHTS RESERVED |