|
T Ü R K İ Y E ' N İ N B İ R İ K İ M İ |
||
![]() | ||
| Y A Z A R L A R | 14 KASIM 2005 PAZARTESİ | ||
|
|
Yaklaşık üç ay önceydi... Kanal A'da sevgili Tunç Tuncel'in programına konuk oldum. Mevzu, televizyon programlarındaki yozlaşmaydı. Telefonla ilginç bir konuk da katıldı canlı yayına... Ayşe Özgün'dü bu isim... Kadının Sesi tarzı programlarda yapılan hataları ağır bir dille eleştirdi. Yasemin Bozkurt'un programına çıkan bir kadın yüzünden, bir ilçe karışmış, silahlar konuşmuş, cinayet işlenmişti. Ayşe Özgün bunun sorumsuzluk olduğunu belirterek meslektaşlarını yerden yere vurmuştu. Tam yarım saat soluksuz dinlemiştik onu... Sonra aynı Ayşe Özgün, Star'da yeni başlayan programına bir konuk aldı. Yayından sonra kadın konuğu öldürüldü, program kaldırıldı. Şimdi kalkıp Ayşe Özgün'e veryansın edecek, bu ne lahana turşusu, bu ne perhiz diyecek değilim. Kadının sesi mutlaka dillendirilmeli, kadına uygulanan şiddetin önlenmesi için topyekün mücadele edilmeli. Buraya kadar herkesle hemfikirim. Benim anlatmak istediğim, aile içinde yaşanan kavga da dahil her türlü problemlerin ekranlardan milyonlara taşınması.. Özellikle Anadolu'da herkes birbirini tanıyor. Aile içinde yaşananların milyonlara aktarılması, aile bireylerini derinden yaralıyor. Suçlananlar, yatak odasına kadar tüm mahremiyetleri ve kavgalarının ortaya dökülmesiyle perişan oluyor. Kasabada, köyde kimsenin yüzüne bakamaz hale gelip, sokağa çıkamıyorlar. Ve bu da intikam duygularını körüklüyor. Program yapımcıları kadın haklarını savunacağız diyerek mantıklı bir yoldan geliyorlar. Ancak şiddete uğrayanları ekranda teşhir ederek onları hedef haline getiriyorlar. Bence bu mağdur insanları teşhir etmek yerine önlem almalı, sorunlarını paylaşırken kimliklerini gizleme, yüzlerini saklama yoluna gidilmeli... Kimse bilmemeli onları... Aksi halde ömürboyu peşine nöbetçi dikmeyi garanti etmek zorundasın... Efendim biz psikolog tuttuk, falanca yerde ev aldık, valiye, kaymakama bildirdik demek yetmiyor... Bunun asla atlanmaması gerektiği gün gibi ortaya çıktı... Daha ne kadar seyredeceğiz...
Kadın'ın Sesi programları dedik, geçtiğimiz hafta yazamadığım bir görüntü vardı. Hala beynimden silinmedi... İstiklal Savaşı'nda başı örtülü bir anamız su taşıyor cepheye... Silah sıkan eşinin ve arkadaşlarının yanına geliyor sürünerek. Ard arda silahlar patlarken, sürünerek cephedeki dedelerimize testiyle su veriyor. Sonra bir mermi onu düşürüyor... Çok etkilendim ATV Haber'in yayınladığı bu görüntülerden...
|
![]()
| ||||||||||||||||
|
Ana Sayfa |
Gündem |
Politika |
Ekonomi |
Dünya |
Aktüel |
Spor |
Yazarlar Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın |
| Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi |