|
T Ü R K İ Y E ' N İ N B İ R İ K İ M İ |
||
![]() | ||
| Y A Z A R L A R | 1 KASIM 2005 PAZAR | ||
|
|
Amerika yeni bir skandalla karşı karşıya bulunuyor. Başkan Bush ve Vekili Cheney'in en yakın adamları bir CİA ajanının ismini açıklamak ve yalan söylemekle suçlanıyor. İddialar kanıtlanırsa adı geçenlerin 30 yıla kadar hapis cezası alabilecekleri söylenmektedir. Bu skandal, Irak'ta Amerika'nın saplandığı bataklık, bütçe açıkları ve tayfunların açtığı yaralarla birlikte göz önüne alındığında, Amerikanın dünyadaki üstünlüğünün sonu mu geliyor diye düşünenler olacaktır. Amerika, buna benzer buhranlarla karşılaşmıştı. Vietnam'dan yenilerek çekilmesi, Watergate, İrangate skandalları ve Başkan Clinton'un malum olayları sebebiyle yargılanmak istemesi, bu günküne benzer olaylardı. Bütün bu skandallarda yargılamaların ortak noktası, Amerikan Başkanlarının veya ileri gelenlerinin yalan söylemiş olmasıydı. Bu sebeple biz bu son olaya da "yalangate" ismini verebiliriz.
En büyük suç yalan
Amerika'da belli başlı üç büyük suç vardır: Yalan söylemek, vergi kaçırmak ve açığa çek çekmek. Bu fiillerin tamamı, başka ülkelerde de suç sayılmaktadır. Ancak, yalan söylediği için Cumhurbaşkanı'nın sandalyesini alan, vergi kaçırdığı için Başkan Yardımcısı'nı istifaya mecbur eden tek ülke Amerika'dır. Amerika'nın asıl gücü bundan kaynaklanmaktadır. Dünyada büyük devletler kurmuş bütün ülkelerde yalan söylemek en büyük suç sayılmıştır. Orta Asya Türkleri arasında en büyük suçlardan birisi, başka bir kimseye "yemin teklif etmekti. Onlara göre, insan olan kimse yalan söylemezdi ve onun için yemin teklif edilmesi en büyük hakaret sayılırdı. Halkların yalan söyleyenlere karşı gösterdiği tepkiyi, gelişmişlik ilkesinin bir simgesi olarak ele alabiliriz. Bir ülke, yalan söyleyeni cezalandıramıyor, bir millet yalan söyleyenlere tepki göstermiyorsa, o ülkenin çöküşü yakın demektir. Türk Ceza Kanunu'nda yalan söylemek bizatihi bir suç değildir. Yalan yere şahadet vs. gibi sadece birkaç halde cezalandırılmıştır. Bu maddenin etkinliği de uygulamayla ortadan kalkmıştır. Bir kimse mahkemede- polisteki ifadesini değiştirirse, hâkim yalan söylüyorsun diye onu ikaz eder. Şahit te cezadan korktuğu için, "eski ifademi tekrarlıyorum" diyerek kendisini kurtarır. Taraflara, şahitlerin ifadesinin yalan olduğunu ispat etmek hakkı verilmemiştir. Yalan söyleyene halk tepki de göstermez. Hatta mahkemelerimizin yanında "yalancı şahit kahveleri" bile vardır. Oradan bir şahit kiralar, istediğinizi söyletebilirsiniz. Vatandaşına güvenmeyen, her hareketinde belge isteyen bir ülkedir. Devlet vatandaşına güvenmediği için vatandaş da devlete güvenini yitirmiştir. Ülkemizin neden geri kaldığını araştırırsak, böyle bir güven buhranını başlıca sebep olarak gösterebiliriz. Türkiye de Amerika gibi yalan söyleyenleri cezalandırabilseydi, acaba hangimiz veya kaç tane devlet büyüğümüz bu gün hapishanelerde olurdu. Amerika'nın büyük problemleri vardır. Bu problemler her zaman da var olacaktır. Ama Amerika bu problemlerin üstesinden gelmeyi başaracaktır. Çünkü karşımızda, yalan söylediği için bir Cumhurbaşkanı'nı devirmiş, vergi kaçırdığı için bir Başkan Vekili'nin sandalyesini elinden almış, Başkan Clinton'u doğruları söylemeye mecbur bırakmış bir ülke vardır.
|
![]()
| ||||||||||||||||
|
Ana Sayfa |
Gündem |
Politika |
Ekonomi |
Dünya |
Aktüel |
Spor |
Yazarlar Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın |
| Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi |