T Ü R K İ Y E ' N İ N    B İ R İ K İ M İ
Y A Z A R L A R 14 KASIM 2005 PAZARTESİ
  Ana Sayfa
  Gündem
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Aktüel
  Spor
  Yazarlar
  Televizyon
  Sağlık
  Karikatür
  Bugünkü Yeni Şafak
 
  657'liler Ailesi
  Bilişim
  Çalışanın Sesi
  Diziler
  Düşünce Günlüğü
  Nar-ı Beyza
  Okur Sözcüsü
  Politik Fis-Kos
  Yemek
 
  Bize Yazın
  Abone Formu
  Temsilcilikler
  Reklam
  Künye
 
  Arşiv

  Yeni Şafak'ta Ara
 

Koray DÜZGÖREN

Meselenin 'lokal' olmama ihtimaline hazırlıklı mıyız?

Şemdinli'de olup bitenler Susurluk'la kıyaslanıyor. Yanlış anlaşılmasın. Orada olanlar Susurluk benzeri bir şey değildir. Aradan 9 yıl geçmesine rağmen Susurluk'un ta kendisidir. Devamıdır. Susurluk'la ilgili bütün yapılar, anlayışlar aynen varlığını muhafaza ediyor. Hastalıklı yapılarda bir değişiklik olmadı. Sadece ortaya çıkan kamuoyu tepkisi üzerine geri çekilmeler, uykuya yatmalar oldu, isim değişiklikleri oldu o kadar.

Şemdinli'de olan şey Susurluk'un devamıdır ve o zaman ortaya çıkmasına müsaade edilmeyen askeri boyutudur.

Türkiye'de devlet devamlıdır, devlet kolay kolay anlayışlarını, bakış açılarını vesairesini değiştirmez. Dokuz yıl önce alt kademelerdeki, rütbelerdeki bir görevli şimdi daha üst mevkilerde ve rütbelerdedir. Pek değişen bir şey yoktur.

Buna rağmen Şemdinli olayının Susurluk'tan farklı olan yanları mevcuttur. Birincisi askeri boyut ilk defa bu kadar tartışmasız bir şekilde ön plana çıkmıştır. (Susurluk olayında da Yüksekova Çetesi'nin, JİTEM'in, itirafçıların yasadışı faaliyetleri ortaya çıkmıştır ama, bu iddiaları resmen soruşturan da sahiplenen de olmamıştır. Susurluk'un kilit adı olarak bilinen Mehmet Ağar bile, emirleri daha yüksek kademelerden aldığını söylediği halde mesele kapatılmıştır.)

İkincisi, mesele Susurluk gibi tartışma kaldırır bir olay değildir. Nerdeyse naklen yayında ve hem Şemdinlilerin hem de onların cesareti sayesinde kamuoyunun gözleri önünde cereyan etmiştir.

* * *

Buna rağmen ve hükümetin kararlı tutumuna rağmen, olayın saptırılmasına yönelik çabalar söz konusudur.

Mesela, Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Fevzi Türkeri, hem soruşturma öncesinde yorum yapmayı yanlış bulduğunu söylemiş, hem de Susurluk benzetmesine karşı çıkarak, "Bu lokal bir olay" demiştir. Acaba General Türkeri daha soruşturma sonuçlanmadan olayın yerel, yani merkezle, Ankara ile bağlantılı olmadığından nasıl bu kadar emin görünmektedir. Türkeri'nin, şüphelilerin jandarmaya bağı olmasına karşılık, konunun Kara Kuvvetleri'ni ilgilendirdiğini söylemesi de garip bir durumdur.

12 Kasım tarihli Radikal'de yayımlanan belgeler, ele geçirilen 30 AK 933 plakalı aracın, Jandarma'ya ait olduğunu, o gün olay yerinde halk tarafından yakalanıp polise teslim edilen, ama sonra serbest bırakılan kıdemli Başçavuş Ali Kaya'nın emrine verildiğini göstermektedir.

Görev belgesi Hakkari İl Jandarma Komutanlığı'nca verilmiştir. Araç, olaydan bir saat kadar önce askeri birliği terk etmiştir. İşin bir de yargıyı doğrudan etkileyen yanı var ki o daha önemlidir. Bilindiği gibi Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt daha soruşturma başlamadan"Gazetelerde resmini gördüğüm astsubay, 'Çelik operasyonu'nda yanımda çalıştı. Suç işleyecek biri olduğunu sanmıyorum, ama soruşturmada meydana çıkar" şeklinde açıklama yapmıştır. Bu doğrudan doğruya kolluk kuvvetlerine de yargıya da müdahale anlamı taşıyan bir ifadedir.

* * *

Buna karşılık Genelkurmay Başkanı'nın olaya yaklaşımı değişik olmuş ve "Personelimi ne suçlarım, ne korurum" demiştir. Açıklamalardaki bu farklılık dikkat çekicidir. Hükümet yetkililerinin açıklamalarına bakarsak, olay nereye kadar giderse gitsin sorumluların ortaya çıkarılacağına ilişkin bir kararlılık görüyoruz.

Yalnız daha ilk günden Jandarma ve Kara Kuvvetleri komutanlarının yönlendirici beyanlarına ve Şemdinli Cumhuriyet Başsavcısı Harun Ayık'ın, bir insan hakları heyetine söylediklerine bakılırsa, meselenin -inkar edilemeyeceği için- lokalleştirilmeye çalışıldığı yolunda çabalar dikkati çekmektedir.

Böyle olursa hükümet açısından da mesele yok. Olay kapanır.

Ama ya mesele lokal değilse? İşin içinde çok daha vahim başka şeyler varsa?

Hükümet böyle bir gelişmeye hazırlıklı mı acaba?

Geri dön   Mesaj gönder   Yazdır   Yukarı


ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Aktüel | Spor | Yazarlar
Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak
Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi