|
T Ü R K İ Y E ' N İ N B İ R İ K İ M İ |
||
![]() | ||
| Y A Z A R L A R | 14 KASIM 2005 PAZARTESİ | ||
Paris'te olup bitenler sadece Fransa'nın değil genel olarak AB'nin toplumsal yapısının ne kadar kırılgan olduğunu gösterdi. AB projesi, yüzyıllarca sürmüş din, mezhep, sınıf ve etnisite kavgalarıyla ilgili hafızaya ve 'bir daha asla' yaşanmamak üzere bir kâbus korkusuna dayanıyor. Bir daha asla faşizme prim verilmeyecek. Bir daha asla din kavgalarına geri dönülmeyecek. Bir daha asla anti-semitizm tuzağına düşülmeyecek, ayrımcılık yapılmayacak. Bunların hiç birinin bir daha yaşanması istenmiyordu. Ama bunların bir daha yaşanmaması için başvurulan tedbirlerin kendisi kâbusu beslemeye devam ediyordu. Entegrasyon, laiklik, ayrımcılık-karşıtı politikaların uygulanma şekli büyük marazlar doğurdu. Kabus her alanda gelip çattı. Paris olaylarının hemen arkasından telaffuz edilen sıkıyönetim seçeneği, göçmen yasaları ve basılan hava gösterdi ki, faşizmin hortlaması çok uzak bir ihtimal değilmiş. Daha önce Hollanda'da Van Gogh'un öldürülmesiyle; İngiltere'de terör saldırılarının hemen arkasından benzer bir hava esmişti zaten. 2. Dünya Savaşı'nın sonunda hızla gelişen insan hakları düzeyi sanki Avrupa'nın ezelden beri sahip olduğu değerlermiş gibi sunuldu. Avrupa değerlerinin 'bir cinayet, bir kaç bomba ve bir sokak çatışması' ile bu kadar zedelenebilir olması bizi düşündürmelidir. Belki herkes hesabını birkaç terör eyleminin arkasından Avrupa'ya faşizmin ansızın sökün edebilme ihtimaline göre yapmalıdır. Görünürde Müslüman kökenli insanların bir Avrupa ülkesinde ortalığı birbirine katarak yol açtığı şiddet beklenebileceği gibi ilk anda hemen "medeniyetler çatışması" değerlendirmelerini harekete geçirdi. Oysa isyan edenlerin büyük bir kısmının Mağrip kökenli olmasından başka bir veri yoktu elimizde. Üstelik, bu gençler artık "göçmen" olma özelliklerini bile yitirmiş bulunmaktadır. Çünkü Fransa'daki varlıkları neredeyse 4. kuşağı bulmuş olan bu insanlar her bakımdan Fransa'nın temsil ettiği medeniyetin bir parçası haline çoktan gelmiştir. Ayrıca çoktandır barbarlar olarak yaftalanmış bu asilerin medeniyetle kavgaları hangi medeniyet adına olabilir ki? Medeniyetle barbarların kavgası ne zamandan beri medeniyetler çatışması sayılmaya başlandı? İşin aslı, ortada iki ayrı medeniyet yoktur ve bütün kargaşa Fransa'nın da yüksek düzeyde temsil ettiği medeniyetin kendi içindeki çelişkilerinden kaynaklanıyor. Olaya medeniyetler çatışması yaftası vurmak bu medeniyetin kendi sorunlarını bir günah keçisine yükleme çabasından başka bir şey değildir. Böylece uzun suç listesini üstlenmekten ve sorumluluklarını yerine getirmekten kaçabilmesini sağlamaktadır. Fransa, okul kavramının eşitliği üretmek üzere tasarlandığı ve bunun üzerinde özenle durulduğu bir ülke. Ancak sınıf farklılıklarının da karmaşık bir yolla yine okul yoluyla pekiştirildiği bir ülke. Aşılamayan "sınıf farklarının" yarattığı bir yabancılık ve ayırımcılığın zamanla bir "siyasal hınç" üretmesi kaçınılmazdır. Olayların bir "entegrasyon hikayesine" dayandırılması bu yüzden son derece yanlıştır. Aksine bütün sorun, bunların fena halde entegre edilmiş olmalarından kaynaklanıyor. Entegrasyon her zaman sistemle yüzde yüz uyumlu durumlar üretmez. Bu süreç her zaman kendi çelişkilerini de ortaya çıkarır. Burada "entegrasyon" kendi çelişkilerini örtbas etmenin yolu olarak başta Almanya olmak üzere Avrupa ülkelerinin son zamanlarda sıkça sığındığı bir "mazeret söyleminden" başka bir şey değildir. Bu insanlar bütünleşmekte bir isteksizlik sergilemiyor. Aksine sistem onları entegre ederken onlara bu sınıfsal pozisyondan ilerisini vaat etmiyor. Bütün duygularını kırıp-dökerek ifade etmeye eğilimli insan tipi sadece Fransa'da değil, bütün Avrupa ülkelerinde eğitimin ortak sorunudur. Bırakınız varoş gençlerini, merkezdekilere bile eğitimin sunabildiği yüksek idealler ve seviyeler yok. Bütün duygularını ya hırçınlıklar yaparak veya dünyadan kopuk bir pasifizmle ifade eden bu gençlerin hiçbir şey talep etmeyen, hedefsiz hareketleri eğitimin derin krizini işaret ediyor.
|
![]()
| ||||||||||||||
|
Ana Sayfa |
Gündem |
Politika |
Ekonomi |
Dünya |
Aktüel |
Spor |
Yazarlar Televizyon | Sağlık | Bilişim | Dizi | Künye | Arşiv | Bize Yazın |
| Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi |