T Ü R K İ Y E ' N İ N    B İ R İ K İ M İ
Y A Z A R L A R 14 KASIM 2005 PAZARTESİ
  Ana Sayfa
  Gündem
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Aktüel
  Spor
  Yazarlar
  Televizyon
  Sağlık
  Karikatür
  Bugünkü Yeni Şafak
 
  657'liler Ailesi
  Bilişim
  Çalışanın Sesi
  Diziler
  Düşünce Günlüğü
  Nar-ı Beyza
  Okur Sözcüsü
  Politik Fis-Kos
  Yemek
 
  Bize Yazın
  Abone Formu
  Temsilcilikler
  Reklam
  Künye
 
  Arşiv

  Yeni Şafak'ta Ara
 

Yasin DOĞAN

El Kaide'nin "cihad"ı, Akkad'ın "Çağrı"sı

Amman'da 60 kişinin yaşamını yitirdiği bombalama eylemlerini, el-Kaide'nin Musa el-Zerkavi kolu üstlendi.

Irak'ta ünlenen Zerkavi şimdi kendi ülkesi Ürdün'de sahneye çıktı. Örgüt, bir internet sitesinde eylemleri üstlenerek, ABD ve İsrail'le ilişkisi olduğu gerekçesiyle Ürdün'ün cezalandırıldığını duyurdu. Ürdün halkının bu kanlı eylemlere çok büyük tepki göstermesi sonrası ise ikinci bir açıklama yapılarak, bu otellerde yabancıların kaldığı, yani muhtemel kurbanlarla ilgili titiz bir çalışma yapıldığı, bundan sonra da eylemlerin süreceği açıklandı.

Netice: Onlarca masum insan öldü, Ürdün'deki Müslüman halkın el-Kaide'ye, diğer insanların ise din adına bu işi yaptığını söyleyen insanlara ve dolaylı olarak bunların dini kimliklerine nefreti arttı.

Ünlü sanat adamı Mustafa Akkad ve kızının kurbanlar arasında bulunması, bu nefreti katmerli hale getirdi. Çağrı ve Çöl Aslanı gibi filmlere imza atan Akkad'ın ölümü gerçekten çok büyük bir kayıptır. Hem sanat adına, hem İslam kültürü adına çok büyük bir kayıptır.

Şimdi sormak gerekir: Çağrı filmiyle Akkad mı, kanlı eylemleriyle el-Kaide mi bu dine hizmet etmektedir? Hangisi din adına yapılan gerçek bir "cihad"dır?

Çağrı, milyonlarca insanı olumlu bir tesir altına aldı, binlerce insanın kalbini dine ısındırdı, Müslümanların maneviyatını arttırdı. Bu baş yapıtlar, sanat alanında dine yapılmış en büyük katkılar arasında tarihteki yerini aldı.

El-Kaide'nin Irak kolu önceleri buradaki işgale direnişiyle belli bir halk grubunun sempatisini kazandı, ardından yüzlerce masum insanın katledilmesi eylemlerine karışarak korku, kin ve nefret üreten bir "terör makinesi"ne dönüştü. Bugün dünya üzerinde İslam ve terör yan yana zikrediliyorsa, bu başarı el-Kaide'ye aittir.

Terör, bu kez baltayı fena taşa vurdu, bir sanat adamını, son dönemlerin en kaydadeğer tebliğcilerinden birini yok etti.

Terör her zamanki gibi yine halkın duygu ve düşüncesini, taleplerini, çıkarlarını karşısına alan, bunları takmadığını gösteren bir tavır takındı.

Peki halka rağmen, dine rağmen, insanlığa rağmen bir eylemin meşrulaştırılması mümkün müdür, ne anlam ifade eder?

Yok ederek hizaya getirmeye çalışmak nasıl bir yöntemdir? Herşey yok olduktan, dinin saygınlığı, dindarların güvenirliliği tüketildikten sonra birileri pes etse, diz çökse neye yarar?

Akkad'ın ölümü, teröre başvuranların çıkmaz yolda ilerlediklerinin iyi bir göstergesidir. Orada yaşamını yitiren diğer 58 masum insan da bu eylemin kabul edilemezliğinin kanıtıdır, ancak Akkad'ın kimliği ve şöhreti eylemlerin sorgulanması için bir vesile oluşturmaktadır.

Çağrı'yı her izlediğinde bu filme vesile olanlara hayır duası edenler, bundan sonra bu filmi her izlediklerinde Akkad'ın ölümüne vesile olanlara beddua edeceklerdir.

Geri dön   Mesaj gönder   Yazdır   Yukarı


ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Aktüel | Spor | Yazarlar
Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak
Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi