|
T Ü R K İ Y E ' N İ N B İ R İ K İ M İ |
||
![]() | ||
| Y A Z A R L A R | 15 KASIM 2005 SALI | ||
|
|
"Okulda ırk ayrımcığı" adlı bir kitabın yazarlarından olan Georges Felouzis, Fransız eğitim sisteminde gözlenen etnik ayrımcılığı göçmen çocuklarının belli okullardaki aşırı yoğunluğuna dikkat çekerek açıklamaya başlıyor: "Eşitliğin Kalesi" olarak takdim edilen "Okul", iddia edilenin tersine eşitsizliğin beşiği işlevini üstlenmiş görünmektedir. Göçmen çocukları toplumun kenarına itilmişliklerini önce "babadan Fransız" öğrencilerin terkettiği bu okullarda farketmektedirler. Bu tabloda dikkatten kaçmaması gereken ilk husus, göçmen çocuklarının doldurdukları bu okullarda gözlenen ayrımcılığın "sosyal"den çok "etnik" temelde olmasıdır. Yani, bu tablo "yoksul" çocuklarından oluşan bir tablo değildir. Çünkü bu göçmen çocuklarıyla aynı ya da benzer "sınıfsal-sosyal" çevreye mensup "babadan Fransız" öğrenciler büyük ölçüde bu okuldan kaçmışlardır. Bu "kaçış", bildiğiniz gibi, Türkiye'de de karşılaştığımız bir durumdur. Ancak unutmamak gerekir ki bizdeki "kaçış" asıl olarak "sosyal-sınıfsal" temeldedir. Yani özetle: Çocuğunu "yoksul öğrencilerin bulunduğu sınıftan kurtarmak" amacını taşımaktadır. (Yeri gelmişken hatırlatalım: Bu öğretim yılında bazı okullarımızda bazı sınıfların bu amaçla düzenlendiği yolunda haberlerle de karşılaştık mı?) Demek ki Fransa'nın öğrencilerinin neredeyse tamamı göçmen işçi çocuklarından oluşan bu "problemli banliyö okulları", "cumhuriyetçi proje"nin iflasının en açık delilleri olarak karşımızdadır.
Dikkat ederseniz ilk ve orta öğretimden söz ediyoruz. Çünkü üniversite söz konusu olduğunda Fransa'da (da) öğrencilerin dağılımı "sosyal-sınıfsal" kriterlerlere göre gerçekleşmektedir. Yani özetle: Büyük Okullar'ın hazırlık sınıfları ya da "mühendis okulları" gibi "elit" okulların öğrencileri hali vakti iyi olan sınıfların çocuklarından, diplomaları iş imkanı yaratmayan okulların öğrencileri ise hali vakti iyi olmayan sınıfların çocuklarından oluşmaktadır. Ancak görüyorsunuz; işin bu faslında da bir "ayrımcılık" geçerli olmasına rağmen, bu ayrımcılık "etnik" bir sıfat taşımamaktadır. "Okul" ya da "diploma" söz konusu olduğunda Fransa'daki "etnik ayrımcılık" meselesinin bir yüzü daha vardır. Bu konuya da, "istihdamda ayrımcılık" hakkında bir kitap yazan Roger Fauroux dikkat çekmektedir. Fouroux, bu çerçevede kendisine yöneltilen bir soruya cevaben Fransa'da istihdam alanındaki ayrımcılığın "nitelikli olma düzeyi yükseldikçe" daha güçlü olduğunu söylemektedir. Yazarın bu tespiti -takdir edersiniz ki- buraya kadar sıraladığımız ayrımcılık uygulamalarından çok daha farklı bir "skandal"a işaret etmektedir. Çünkü yazara soruyu soran "Murat" adlı Kuzey Afrika kökenli kişi, Fransa'da mühendislik diploması almayı başarmış ve ardından ABD'de konusunda yüksek lisans yapmış omasına rağmen "CV"sini yolladığı hiçbir iş ilanından cevap alamadığından yakınmaktadır. Nedeni besbelli, çünkü adı "Murat"tır. (Fransa'da ayrımcılıkla mücadele eden bazı derneklerin iş başvurularında ad ve doğum yeri hanesinin boş bırakılması ulgulamasına geçilmesini istemeleri nedensiz değildir.)
|
![]()
| ||||||||||||||||
|
Ana Sayfa |
Gündem |
Politika |
Ekonomi |
Dünya |
Aktüel |
Spor |
Yazarlar Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın |
| Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi |