T Ü R K İ Y E ' N İ N    B İ R İ K İ M İ
Y A Z A R L A R 15 KASIM 2005 SALI
  Ana Sayfa
  Gündem
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Aktüel
  Spor
  Yazarlar
  Televizyon
  Sağlık
  Karikatür
  Bugünkü Yeni Şafak
 
  657'liler Ailesi
  Bilişim
  Çalışanın Sesi
  Diziler
  Düşünce Günlüğü
  Kültür-Sanat
  Nar-ı Beyza
  Okur Sözcüsü
  Röportaj
  Yemek
 
  Bize Yazın
  Abone Formu
  Temsilcilikler
  Reklam
  Künye
 
  Arşiv

  Yeni Şafak'ta Ara
 

Taha KIVANÇ

İtirafın böylesi

Ben bir yandan meraklardayım, bir yandan da "Acaba Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Genelkurmay Başkanı da benim gibi meraklanmış mıdır?" diye düşünmekteyim. Aslı Aydıntaşbaş'ın dün burada değindiğim "Şemdinli Neden Susurluk Değil" başlıklı yazısını okuyan sorumluluk mevkiindeki herkesin meraklanması gerekir...

Şemdinli'de olanları Susurluk'a benzetenler yanılıyormuş. "Şemdinli'de yaşanan farklı bir durum" diyor Sabah'ın Ankara Temsilcisi. Bu kanaate nasıl vardığını "Devletin her biriminde konuyla ilgili yetkilileri aradım" cümlesi yeterince açıklamıyor. Aramış da ulaşabilmiş mi? Ulaşabildiyse konuşmuşlar mı? Bunları bilemiyoruz. Bildiğimiz 'soruşturmanın göbeğindeki üst düzey bir yetkili' ile konuştuğu... O yetkili şunları söylemiş: "Bu, oradaki beş-altı kişinin işi. Kanun dışı davranıyorlar. Ancak Susurluk değil, çünkü Ankara'da uzantıları yok."

Merakım da bu noktada başlıyor: Daha henüz soruşturma yeni başlamış iken, bu kadar kesin cümlelerle sonucu açıklayan 'yetkili' kimmiş acaba? Böyle bir kanaate nasıl varmış? Org. Büyükanıt'ın, "İyi çocuktur" diye tezkiye ettiği 'uzman başçavuş' bile henüz ortaya çıkmamışken hem de...

Şu sırada adı geçen herkesin sağlığından kuşku duyuyorum ben. Bizde 'Susurluk' sözcüğünün akla getirdiği 'Gladio' örgütünün başka ülkelerdeki uzantıları, Şemdinli'de yaşanana benzer olaylar ardından, birdenbire 'intihar virüsü' saldırısına uğradı çünkü... Gladio irtibatlı olaylarda, örgüte mensup kişilere 'intihar virüsü' ârız oluyor; dostları "Öyle biri değildi" deseler de adamlar intihar ediveriyorlar...

'Gladio' adını örgüte veren İtalya'da en kanlı eylemlerden biri 1980'de Bologna tren istasyonuna karşı girişilmişti. O eylemde 85 kişi hayatını kaybetti. Aynı yıl, Oktoberfest sırasında Münih'te de bir bomba patlamıştı. O bombayı 'aşırı sağcı' Gundholf Köhler'in oraya yerleştirdiği açıklandı. Patlayan bomba 21 yaşındaki Köhler'i de öldürmüştü. Bir yıl sonra Alman polisi Uelzen kentinde bir silâh deposunun varlığını keşfetti. Konuyla ilgilenen gazeteciler, gözaltına alınan Heinz Lembke'yi Alman Gladio'su 'BDN' ve Octoberfest eylemi ile irtibatlandırdılar.

Lembke, Emniyet'te gözaltındayken, bir iple asılmış olarak bulundu.

Gladio Belçika'da 'SDRA-8' olarak bilinir. Ülkenin savunma bakanı Guy Coeme, "Bizde radyo haberleşmesi yapmak üzere kurulmuş bir birimdi" diye açıklamıştı Gladio'nun varlığını... 1950'lerde gizli bir servisti ve gerekirse direnecek, bunun için sabotajlar da yapabilecekti. Birim 1970'lerde kapatıldı, silâh depoları olup olmadığı araştırılmadan... Örgütlenmede yararlanılan bir Neo-Nazi grubun lideri Paul Latinus, tam soruşturma açılacakken ölü bulundu. Kaynaklar, "Muhtemelen intihar etmişti" diyorlar Latinus için...

Şemdinli olayları durulmuş değil. Olaya karıştığı bilinen kişilerden gözaltına alınanlar da oldu; bazıları içeri girer girmez serbest bırakıldılar. Buna karşılık, aracı ve silâhları eylemlerde kullanılmış uzman başçavuş (Hani, Kara Kuvvetleri Komutanı Org. Yaşar Büyükanıt'ın "İyi çocuktur" dediği kişi) henüz ortada yok...

O ortada yok, pek çok zanlı henüz yakalanmış değil, ama Ankara'da 'soruşturmanın göbeğindeki bir yetkili', Sabah'tan Aslı Aydıntaşbaş'a Şemdinli'de yaşananları pek güzel özetlemiş: "Bu, oradaki beş altı kişinin işi. Kanun dışı davranıyorlar. Ancak Susurluk değil, çünkü Ankara'da uzantıları yok."

Bu kadar yıldır, neredeyse takıntı derecesinde, 'Gladio' yapılanmalarını izliyorum; şimdiye kadar, Gladio türü örgütlenmelerin varolduğu ülkelerde, bir üst düzey yetkilinin, Aydıntaşbaş'ın sütununa yansıyan kadar açık bir itirafta bulunduğunu duymadım, okumadım.

Cümlede 'inkâr' görüyorsunuz ve benim 'itiraf' sözcüğüm şaşırtıyor, değil mi? Şaşırtmasın. O cümlenin 'inkâr' anlamı taşıması zaten beklenir; çünkü hiçbir ülkede, herhangi bir üst düzey yetkili, ithamla ilk karşılaşmasında "Doğru, bizde öyle bir örgütlenme var" itirafında bulunmuş değildir. Yetkililerin ilk refleksleri inkârdır. Örgütün temel belgelerinde, "Gladio ile ilgili bir soruya muhatap olduğunuzda derhal inkâr edin" diye bir uyarı bulunduğunu sanıyorum.

Oysa yukarıdaki cümleyi bir daha okuyun, içinde hemen sırıtan itirafı siz de göreceksiniz. "Ankara'da uzantıları olmayan kanun dışı davranan beş-altı kişinin işi" olduğu bence çok önemli... Sanırım aynı kişiden aldığı bilgilere dayanarak Aydıntaşbaş başka bilgiler de veriyor aynı yazısında: Kendi kafalarınca birimler kuran... Öç almak üzere harekete geçen... Girmek için özel yeminler edilen... 'Amatör' örgütler kuran... Yasa dışı yöntemlere başvurabilen... Üç-beş kişi...

Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Genelkurmay Başkanının yerlerinde ben olsaydım, "Bu amatör örgütün lideri kim?" diye meraklanırdım... Tıpkı ailelerinin sağlıkları konusunda meraklanmasını beklediğim gibi...

Geri dön   Mesaj gönder   Yazdır   Yukarı


ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Aktüel | Spor | Yazarlar
Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak
Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi