T Ü R K İ Y E ' N İ N    B İ R İ K İ M İ
Y A Z A R L A R 15 KASIM 2005 SALI
  Ana Sayfa
  Gündem
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Aktüel
  Spor
  Yazarlar
  Televizyon
  Sağlık
  Karikatür
  Bugünkü Yeni Şafak
 
  657'liler Ailesi
  Bilişim
  Çalışanın Sesi
  Diziler
  Düşünce Günlüğü
  Kültür-Sanat
  Nar-ı Beyza
  Okur Sözcüsü
  Röportaj
  Yemek
 
  Bize Yazın
  Abone Formu
  Temsilcilikler
  Reklam
  Künye
 
  Arşiv

  Yeni Şafak'ta Ara
 

Vecdi AKYÜZ

Ev, Aslî İhtiyaç ve Mâl-i Müstefâd

* Evi olmayıp elinde nisabı aşan miktarda altını olan kişi -bir memursa meselâ- kira giderini de maaşından karşılıyor- bu durumda kişi maaşından kira giderini karşılamasına rağmen, yine de yıllık kira giderini elindeki altından düşecek mi? Evi olanla mukayese edildiğinde yani yine memur olan ve evi olan (A) kişi yaklaşık aynı maaşı aldığı halde kira bedeli ödemezken, elinde eve kıyasla çok cüzî miktar altını olan (mesela 100 gr altın, takriben 1900 YTL) (B) kişi maaşından kira giderini karşılıyor diye elindeki nisap miktarı altından düşmeyip sözkonusu altının zekâtını verecek mi? İkinci bir sorum da şu: "müstefad mal" kavramını ve bu kapsama giren malda havl (yıllanma) şartını biraz açar mısınız? (Mücahide Dumlu)

EV ve ASLİ İHTİYAÇ

Kirada oturan ve bu kira giderini maaşından karşılayan (B) kişi, yıllık kira giderini elindeki altından değil, altın tasarrufa daha yatkın özellikte olduğundan, maaş gelirinden düşecektir. Nisabı bulan altın ve maaşından tasarruf ettiği diğer gelirlerini birleştirip zekâtını ortaklaşa ödeyecektir. Bu kişi, ayrıca temel ihtiyaç olan ev alımı için parasını ayırmışsa veya ayırırsa, bu parası zekâttan muaf olacaktır.

(A) kişi ise, evi olduğundan kira ödemediği için, tasarruf imkânı artmış demektir. Temel ihtiyaçlardan sonra nisap miktarını aşan tasarrufunun zekâtını ödeyecektir. Ev sahipliği, onu zekât yükümlüsü durumuna getirecektir.

(A) ile (B)'yi yalnızca ev sahipliği çerçevesinde mukayese ettiğimizde, (A) zekât mükellefi olurken, (B)'nin ev almak için ayırdığı parası zekâttan muaf olacaktır. Öyleyse, herhangi bir çelişki ve adaletsizlik yoktur. Kefenin bir yanında yer alan A'nın artısı onu zekât mükellefi yaparken, kefenin öbür yanında yer alan B'nin eksisi A'nın sahip olduğu artıyı edinebilmek için onu zekâttan muaf kılmaktadır. Kısaca, mükellefiyet-muafiyet dengesi bulunmaktadır.

MÂL-İ MÜSTEFÂD

Mükellefin elinde bulunan zekât konusu malın havelân-ı havl (yıllanma) hesabı başladıktan sonra, meşru mülkiyet yollarından biriyle öbür mallara katılan her çeşit mal, artış ve gelir, Mâl-i Müstefâd (katma mal) adını alır. Buna göre, kişinin düzenli geliri olan ücret ve maaşlar ile ikramiye, hibe vb. kazançlar da mâl-i müstefâd kabul edilir.

Malın kendi cinsinden veya kendi cinsi aracılığıyla meydana getirdiği artış, yavrulama veya kâr yoluyla olur. Asıl nisabı bulsun bulmasın, aslın nisabına eklenir ve aslın havelân-ı havline göre zekât birlikte ödenir. Asıl malın yalnız başına nisabı bulunmayıp, kâr dışında bir yolla elde edilen ve asılla birlikte nisabı tamamlayan gelirin takvim yılı, bu tamamlamanın gerçekleştiği tarihten başlar. Aslın cinsinden olmayan artış ve gelir, -meselâ deve yanında sığır, sığır yanında koyun, koyun yanında nakit- her biri başlıbaşına ele alınır, aslın nisabına eklenmez ve onun havelân-ı havline tâbi olmaz. Mâl-i müstefâdın kendisi nisabı bulursa, havelân-ı havli başlı başına hesaplanır ve zekât ona göre ödenir.

Geri dön   Mesaj gönder   Yazdır   Yukarı


ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Aktüel | Spor | Yazarlar
Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak
Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi