T Ü R K İ Y E ' N İ N    B İ R İ K İ M İ
D Ü Ş Ü N C E   G Ü N D E M İ 17 KASIM 2005 PERŞEMBE
  Ana Sayfa
  Gündem
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Aktüel
  Spor
  Yazarlar
  Televizyon
  Sağlık
  Karikatür
  Bugünkü Yeni Şafak
 
  657'liler Ailesi
  Bilişim
  Çalışanın Sesi
  Diziler
  Düşünce Gündemi
  Kültür-Sanat
  Nar-ı Beyza
  Okur Sözcüsü
  Röportaj
  Yemek
 
  Bize Yazın
  Abone Formu
  Temsilcilikler
  Reklam
  Künye
 
  Arşiv

  Yeni Şafak'ta Ara
 

YÖNETEN:
Yusuf KAPLAN


Bush'un yalanlarını deşifre etmek!

Irak'ın aktif olarak nükleer silah yaptığını söylerken Amerikan yönetimini hiç kimse desteklememişti. Irak'ın 1999 yılında Nijer'den uranyum almaya çalıştığını belirten rapor şüpheliydi

Başkan Bush, yönetiminin yanıltıcı beyanlarının hesabını vermekten kaçınmak için, önce, her şeyi inkâr etmeyi denedi ve Amerikan istihbaratını atla(t)madığını söyledi. Kongre'nin de, Clinton'ın da aynı istihbaratı kullandığını iddia ederek kendisine yöneltilen suçlamayı başkalarıyla paylaşmayı, kendisine yöneltilen suçlamalara başkalarını da ortak etmeyi denedi. Ardından sorumluluğu üstünden atma ve CIA'yi suçlama yoluna gitti. Son olaraksa, karşı-saldırıya geçerek, Demokratları teröristlere yardım etmekle suçlamaya başladı. Şimdi, üç yıl önce yaptıklarını sorgulamaya kalkışmanın, savaş meydanındaki askerlere ihanet anlamına geleceğini iddia etme yolunu deniyor.

Haylaz Çömlekçi:
Harry Potter, II, III, IV, …

İngilizler işinde, aşında ve tabiî yine pilavın başında... Ne zaman değillerdi ki, son dört milyon saattir? Bir adaya bütün dünyayı yığmak hırsı, daha kötüsü kararlılığı…
  • B. VOLKAN YÜCEL
  • Böyle hareket etmekle, Bush, sorumluluğu üstünden atarak temize çıkacağını düşünüyor. Ancak Kongre'ye savaşa gerekçe göstermek amacıyla -delil olarak- sunulan ve her şeyin başlangıcı olan o ünlü rapor gibi, tüm diğer raporların ortaya koyduğu kaygı verici bir sorun var: Bu raporlar doğru değil.

    Sayın Bush, Clinton'ın da, danışmanlarının da, yabancı ülkelerin de, Kongre üyelerinin de, bizzat kendi elinin altındaki istihbarat bilgilerine sahip olduğunu ve herkesin aynı sonuçlara ulaştığını söylüyor. Sayın Bush'un söylediklerinin tek doğru tarafı, Sayın Clinton'ın da aynı istihbarat bilgilerini kullandığı gerçeği. Ancak bu gerçek, güven verici değil, aksine ürkütücü bir gerçektir. Meselâ, Saddam Hüseyin'in silahları hakkındaki raporlar, yeni değil, eski raporlardı; hatta bazıları on yıldan daha eskiydi. Bu raporlardan hiç biri beş yıldan daha sonrasına ait değil. Beş yıldan taze raporlar var; ama bunların gülünç ve yanıltıcı olduğu artık ispatlanmış durumda.

    Yabancı ülkelerin istihbarat örgütleri, Amerikan istihbaratına tam olarak "girebilme" imkânına sahip değiller. Ancak Amerikan istihbaratının elinde, Irak savaşına ilişkin raporlar konusunda Amerikan yönetiminden ayrılan ilginç bilgiler vardı; ki bu bilgiler, Amerikan yetkilileri tarafından görmezden gelindi ya da Amerikalı yetkililere gösterilmedi. Amerikan Kongresi, Başkan'ın sahip olduğu istihbarat bilgilerine ulaşabilmekten bir hayli uzak bir pozisyona sahip. Ulusal İstihbarat Tahminleri adlı kuruluşun sunduğu rapor, Kongre'deki savaş kararı oylamasından birkaç gün önce, alınacak savaş kararına muhalefet edilmesini önlemek amacıyla hasıraltı edildi ve raporda sunulan bilgiler savaşa gerekçe oluşturacak şekilde silbaştan yeniden kurgulandı.

    Sayın Bush'un, aynı istihbarat bilgileriyle herkesin aynı sonuca ulaştığını söylerken, tam olarak ne demek istediğini anlayabilmek biraz zor. Gerçekten de, o vakitler, Irak'ın kimyasal ve biyolojik silahlara sahip olduğuna dair yaygın bir kanaat vardı. Ancak Sayın Clinton, ihtihbarat bilgilerini inceledi; teftiş ve siyasî baskı'nın işlediği, işe yaradığı sonucuna vardı; ki, bugün artık bu fikrin doğru olduğunu hepimiz biliyor ve görüyoruz. Dahası, Fransa, Rusya ve Almanya, savaşın gerekçesinin yetersiz olduğunu ve meşru olmadığını söylemişlerdi. Hatta İngiltere bile daha sonraları, Irak savaşını meşru kılacak yeni deliller olmadığını, sadece benimsenen yeni bir politika olduğunu itiraf etmişti.

    Irak'ın aktif olarak nükleer silah yaptığını söylerken Amerikan yönetimini hiç kimse desteklememişti. Bu iddia için öne sürülen tek delil, Irak'ın 1999 yılında Nijer'den uranyum almaya çalıştığını belirten ve gerçek olduğu şüpheli bir rapordu; ki, bu rapor'un daha sonraları gerçeği yansıtmadığı ortaya çıkacaktı. Bir de, Irak'ın nükleer silah yapımında kullanmayı düşündüğünü öne süren alüminyum tüpü hikâyesinden sözeden bir rapor vardı; ki bu rapor da, konunun hakikaten ehli olan uzmanlarca doğru olmadığı gerekçesiyle reddedilmişti.

    Öte yandan, Bush yönetimi, Irak'ın el-Kaide ile aynı yerde durduğu ve 11 Eylül terörist saldırılarıyla az çok ilişkisi olduğu şeklindeki saçma iddiasında yine yalnızdı, yalnız kalmıştı. Bu saçma iddia da, iki yanlış olaya dayanıyordu: Birinci olay, terör saldırılarıyla suçlanan Muhammed Atta'nın saldırıdan önce Prag'a gittiği şeklindeki hikâyeydi. Bu olayı konu edinen rapor, savaştan önce tartışılmıştı ve bu raporun güvenilmez bir kaynaktan geldiği anlaşılmıştı. Diğer olaysa, el-Kaide'nin, Irak'lıları kimyasal ve biyolojik silah yapımı konusunda eğittiği hikâyesiydi. Bu hikâyeyi konu edinen rapor ise, daha savaş başlamadan önce, Savunma İstihbarat Ajansı adlı kuruluş tarafından "bir muhbir tarafından kasıtlı olarak uydurulmuş bir hikâye" olarak nitelendirilmiş ve bu, ilan edilmişti.

    Sayın Bush, birkaç gün önce, Senato'daki İstihbarat Komitesi'nin Irak hakkında yaptığı araştırmanın son aşamasında, istihbarat bilgilerinin değiştirilmesi yönünde siyasî baskı yapıldığına dair bir delil olmadığını söyledi. Bu, çok küçük oranda doğru yalnızca; o da, Cumhuriyetçilerin, siyasî baskının tanımının yeniden yapılması konusunda ısrar etmeleri: Siyasî baskı'yı, istihbarat bilgilerini değiştirmek için üst yönetimden gelen direkt baskı olarak yeniden tanımlamak. Oysa, Bush yönetimi, tam aksini yaparak, istihbaratçılardan ne [tür bir rapor] istenildiğini açık seçik ortaya koymuş ve gelen raporlar, istenilen cevaplar bulununcaya kadar sürekli olarak yeniden gözden geçirilip kurgulanmıştı.

    CIA'in eski Başkan Yardımcısı Richard Kerr, 2003 yılında "Irak'la el-Kaide arasında ilişki ve irtibat olduğunu destekleyen bir delil bulunması için CIA'ye büyük baskı yapıldığını" söylemişti. CIA'in ombudsmanı Senato'nun İstihbarat Komitesi'ne Bush yönetiminin Irak hakkında istediği istihbaratın eğilip bükülerek istenilen şekle büründürülmesi talebi nedeniyle yaşadığı güçlüğün CIA'deki 32 yıllık meslek hayatının en zor ve en kötü ânı olduğunu itiraf etmişti.

    Bush ve Amerikan yönetiminin diğer yetkilileri, kendilerine verilen bilgileri olduğu gibi açıkladıklarını söylüyorlar. Ancak Başkan Yardımcısı Sayın Dick Cheney, Amerikan yönetimine en yakın uzmanların bile hayli kuşkulu buldukları raporu, Prag'da yapılan toplantıya gerçek diye takdim etmişti. Irak'ın kimyasal silahlar konusunda el-Kaide ile işbirliği hâlinde olduğuna dair hazırlanan uydurma raporların, bu raporlar henüz hazırlanırken bile, bizzat hükümet tarafından yalan / sahte raporlar olarak kabul edildiğini ABD yönetimi henüz itiraf etmiş değil.

    Başkan Bush ve üst düzey danışmanları, Irak'ın kitle imha silaharına sahip olduğuna gerçekten inanmış olabilirler. Ancak Başkan da, danışmanları da, Amerikan halkının, hatta Amerikan Kongresi'nin kendi kararlarını kendilerinin makul bir şekilde vermelerini mümkün kılacak gerekli enformasyona ulaşmalarına izin vermediler. Bush yönetiminin, Saddam Hüseyin'in silahları ve terörist bağlantıları konusunda [gerek Amerikan halkını gerekese Kongre'yi] yanılttıkları artık apaçık ortaya çıkmış durumda. Biz, şimdi, nasıl ve neden böyle yaptıklarını bilmek zorundayız.

    Bush, geçen Cuma günü, savaş zamanında bile [her şeyi] tartışmaktan yana olduğunu ancak "Irak savaşı'nın nasıl başladığının tarihini yeniden-yazmaya kalkışmanın son derece sorumsuzca bir davranış olduğunu" söyledi. Bush doğru söylüyor ama -unutmayalım ki- tarihi yeniden-yazanlar, Bush ve ekibidir.
    The New York Times gazetesinin 15 Kasım 2005 tarihli başyazısı.

    Geri dön   Mesaj gönder   Yazdır   Yukarı


    ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

    Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Aktüel | Spor | Yazarlar
    Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın
    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak
    Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi