|
T Ü R K İ Y E ' N İ N B İ R İ K İ M İ |
||
![]() | ||
| Y A Z A R L A R | 17 KASIM 2005 PERŞEMBE | ||
|
TBMM Başkanı Bülent Arınç, heyecanlı bir hatiptir.. cümlelerinin yarım kaldığı, ârızalı bulunduğu, akmadığı veya anlaşılmadığı görülmemiştir.. genel olarak hukukçularda görülen bir lisan kuvvetine sahip olduğu, siyaset sahnelerinde görev üstlendiği zamanlardanberi biliniyor.. sür'atli konuşması da dilinin etkisini artıran bir faktör olarak düşünülebilir.. bence, o biraz da orjinal bir başkandır.. zaman zaman hükûmetin, Cumhurbaşkanı'nın, muhalefetin hattâ bir kısım ahalînin görüşlerine muhalif beyanlarda bulunmaktan sakınmadığını da söyleyebiliriz.. bununla beraber saydığımız bu kurum ve makamlara olan saygısını belirtmekte hiç de ihmalkâr davranmadığını ayrıca kaydedebiliriz.. Sayın Başkan'ın şimdiye kadar dinlediğimiz veya okuduğumuz beyanları arasında son defa söylediği "kamusal alanlar"la ilgili sözleri bana pek doğru, pek çarpıcı ve pek orjinal geldi: diyor ki: "sadece cumhurbaşkanlığı, devlet daireleri, okullar ve üniversiteler değil, belediye otobüsleri, belediye binaları, bakanlıklar, trenler, vapurlar da birer kamusal alandır.. çünkü bu mekânlar ve vasıtalar da kamuya aittir.. vatandaşlar seyahat ederken, işlerini takibederken buralarda başlarını örtemeyecek mi yâni?" diyor. Vatandaşlar, kışta kıyamette bu mekânlara başlarını koruyacak bir örtü takmadan mı girecekler? olur mu böyle şey demeye getiriyor.. başörtüsü konusunda "kamusal alan" tabirinin ne kadar yersiz, gereksiz olduğunu, örtünme yasağının tüm kamusal alanlarda uygulanmasının nasıl imkânsız bulunduğunu pek açık bir biçimde dile getiriyor.. esasen bu mevzuda değişik fikir taşıyan vatandaşların bu meselenin yanlış vazedilmesinden rahatsız olarak küskün bir bıkkınlık duygusuna kapıldığı ve birçoğunun artık bu işle ilgilenmediği görülmektedir.. demek ki hükûmetin umumî bir konsensüs sağlanıncaya kadar konuyu zamana bırakmasında bir uzakgörüşlülük varmış.. Şimdi biz, TBMM'nin sayın başkanının kronikleşen bu mevzuya son demeciyle iyileştirici bir neşter atmış olduğunu kabul edebiliriz.. bu mantıksızlığa itibar edecek olursanız; vergi dairesine para yatırmaya giden vatandaş içeriye başını açarak girecek.. askerlik yapan oğluna bir kurabiye götüren anne nizamiyede bekleyecek.. asker olan oğlu ile beraber askeri gazinoya giden anne kapıda durdurulacak.. demektir.. bu acayip ahvalin Türkiye'nin canlı hayatı içinde uygulanması mümkün değildir.. ve de zaten uygulanamamaktadır.. kimse de bu dayatmaları ciddiye almamaktadır.. Onun için muhalifiyle muvafıkiyle, resmî veya gayrıresmî görevlileriyle hep beraber Türkiye halkı bu pürüzü aşmak ve mazinin karanlığına gömmek zorundadır.. tâ ki kardeşlik, dostluk ve karşılıklı güven ortamı vücud bulsun!..
|
![]()
| ||||||||||||||||
|
Ana Sayfa |
Gündem |
Politika |
Ekonomi |
Dünya |
Aktüel |
Spor |
Yazarlar Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın |
| Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi |