T Ü R K İ Y E ' N İ N    B İ R İ K İ M İ
Y A Z A R L A R 18 KASIM 2005 CUMA
  Ana Sayfa
  Gündem
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Aktüel
  Spor
  Yazarlar
  Televizyon
  Sağlık
  Karikatür
  Bugünkü Yeni Şafak
 
  657'liler Ailesi
  Bilişim
  Çalışanın Sesi
  Diziler
  Düşünce Gündemi
  Kültür-Sanat
  Nar-ı Beyza
  Okur Sözcüsü
  Röportaj
  Sinema
  Yemek
 
  Bize Yazın
  Abone Formu
  Temsilcilikler
  Reklam
  Künye
 
  Arşiv

  Yeni Şafak'ta Ara
 

Fatma Karabıyık BARBAROSOGLU

Başörtüsü karşıtlarına özgürlük

AİHM ile ilgili yazmayacağım.Takip edenler hatırlıyordur, bendeniz başörtüsüne özgürlük getireceği için AB'ye girmekten medet umanları defaatle eleştiren yazılar kaleme aldım. AİHM'ye başvurulmasını, başörtüsüne özgürlük yöntemi olarak yabancı ülkelerden özgürlük örneklerinin ortaya konmasını daima eleştirdim. Başörtüsünü "grup hakkı" olarak tanımlayanları onaylamayı reddettiğimi bildiren yazılar yazdım. AİHM'den olumlu karar çıksaydı başörtüsü karşıtları bu kararı kabul etmeyecekti. Çıkan kararı dindarların ve hakiki manada özgürlük taraftarı olanların kabul etmesi mümkün olmadığına göre… Değişen bir şey yok.

Değişen Bülent Arınç'ın temsil ettiği "hükümet tavrı". Refah Partisi'nden bu yana, dindarların oyu ile iktidar olan partiler, "başörtüsü sorununu çözmek" olarak ortaya koydukları strateji ile, başörtüsünü, hakikaten sorun ve çözmek kelimeleri ile birlikte algılanan indirgemeci bir tutuma hapsettiler.

YÖK'ten tasarım bekleyen Bülent Arınç başörtüsünü çözüp şapka takmayı bir "proje" olarak dillendirebiliyor. Sanki sorun zihniyet sorunu değil de, sadece şekil sorunuymuş gibi. Yeni tasarımlarla başörtüsü hakikaten "çözülüyor". Örnek 12 Kasım 2005 tarihli gazetelerde. Başörtüsünden vazgeçişin hikayesi olarak… Milli Görüş'ün akıl babalarından Yusuf Zeynel Abidin'in kızı Emel Abidin'in tasarlanmış başlıklı resminin bir aşama sonrası başı açıkta bırakmak.

Hayır maksadım Emel Abidin Algan'ı eleştirmek değil. Kimsenin seçimine karışmak gibi bir niyetim yok. Çünkü bendeniz bu süreci 1983'ten bu yana biliyorum. O dönemde de bazı arkadaşlarım "maksat saçı göstermemekse diyerek "şapkalı tarzlar ortaya koydular. Başta şapka olunca onun altına giyilen kıyafet de değişti. Değişen bütün üsluba rağmen söz konusu kişiler "eski başörtülüler" olarak algılanıp değerlendirilmekten kurtulamadı. Başlarındaki şapka onları arafta bekleşen bir kimliğe dönüştürdü. Yerlerini kaybetmişlerdi. Sonra başlarını tamamen açtılar. Ama bu defa başlarına antisemitizm ile mukayese edilecek bir antitürbanizm musalalat oldu. Başörtüsü karşıtlarının korkusu o kadar derin bir korku ki bu defa "eski başörtülüler" olarak tehlikeli insanlar olduklarına karar verilip, "eskiden başıörtülüydü" ibaresi ile damgalandılar.

Yani sorun başörtüsü ve başörtülüler değil. Sorun başörtüsü karşıtlarının özgürlüğü. Özgürlük korkulardan emin olmaktır. Korkulardan emin olmak için kişinin kendine dair özgüveni ve korktuğu şeyi daha içerden kavraması gerekir.

1983'ten bu yana Refah, Fazilet ve şimdi de AK Parti'nin yanlış staratejileri olmasaydı başörtüsü karşıtlarının korkularını besleyecek sahneler daha az olur muydu? Her aşamada başörtüsü karşıtlarını hesaba katmadan çözüm mümkün gözükmüyor. Başörtüsü karşıtlarının özgürleşmesini engelleyen ne? Bunun üzerine kafa yormakta fayda var. Mesela başörtüsü karşıtlarının yaş ortalaması nedir? Başörtüsü karşıtlarının kadın ve erkek olarak oranı nedir? Başörtüsü karşıtlarının mesleki dağılımı,gelir dağılımı nedir? Bölgesel dağılımı nedir?

Kendisi olmadan antisi olan bir akım ile karşı karşıyayız. Türbanizm yok ama antitürbanizm var. O halde dindarlar antitürbanizmin dinamiklerine vakıf olmak zorunda.


Geri dön   Yazdır   Yukarı


ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Aktüel | Spor | Yazarlar
Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak
Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi