T Ü R K İ Y E ' N İ N    B İ R İ K İ M İ
Y A Z A R L A R 18 KASIM 2005 CUMA
  Ana Sayfa
  Gündem
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Aktüel
  Spor
  Yazarlar
  Televizyon
  Sağlık
  Karikatür
  Bugünkü Yeni Şafak
 
  657'liler Ailesi
  Bilişim
  Çalışanın Sesi
  Diziler
  Düşünce Gündemi
  Kültür-Sanat
  Nar-ı Beyza
  Okur Sözcüsü
  Röportaj
  Yemek
 
  Bize Yazın
  Abone Formu
  Temsilcilikler
  Reklam
  Künye
 
  Arşiv

  Yeni Şafak'ta Ara
 

Haldun DOMAÇ

"Vah Türkiyem vah"

İlk maçın ardından, İsviçreliler'in planlı bir psikolojik savaşla rövanşa gerilim yüklediklerini yazmıştım. Bu durumda bir kriz yönetimi oluşturmak, krizden zararsız, hatta karlı çıkmak için doğru adımlar atmak lazımdı. Ne yazık ki, duygularımızı dizginleyip, profesyonelce davranamadığımız için, İsviçreliler'in oyununa gelip, İstanbul'u bir yüksek gerilim hattı haline getirdik.Üstelik, bu gerilimin oluşmasında Davut Dişli'den, Fatih Terim'e çok sayıda sorumlunun stratejik olmayan açıklamaları vardı.

Gümrükte pasaport kontrolünde başlayan, otobüsleri omlete çeviren olaylar aslında belli bir yere kadar çağdaş protesto kalıpları içine girebilirdi. Ancak işin orada kalmayacağı da hesaplanmalıydı. Nitekim Şükrü Saracoğlu'nda İsviçre ulusal marşı çalarken, başlayan "Kısasa kısas"ın ardından, sahaya atılan bayrak sopaları ve koridorlara taşan görüntüler bize hiç yakışmadı.

Bir spor adamı olarak o görüntüleri eleştirip, temiz futbol adına bir arpa boyu yol alamadığımızı, psikolojik savaşa hazırlıklı olmadığımızı düşünürken, dünya futbolunu yöneten Blatter'i dinleyince, "vah benim Türkiyem" demekten kendimi alamadım. Dünya futbolunu yöneten bir adam maçın ardından henüz 15 saat geçmişken, hem hakim, hem savcı oldu. Ne delillerin toplanmasını umursadı, ne savunma hakkını.

Neden "Vah benim Türkiye'm" diyorum, biliyor musunuz? Şimdi söyleyin bana aynı olaylar İngiltere, İspanya, Fransa veya Almanya'da olsa, Blatter böylesine tarafsızlıktan ve hukuktan uzak açıklama yapabilir miydi?

Dünya futbolunun başındaki kişi, "Maçı İsviçreli olarak izledim. Türkiye 2010'a almayabilir. Disiplin kurulunun başkanı İsviçreli olacak" açıklamasını yapabilir miydi?

İşte bu kadar sahipsiz gördü Türkiye'yi... Bu kadar korumasız. Ne yazık ki biz üzerimize oynanan tuzaklara düştük ve bu insanların eline koz verdik.

Bu olaylar bir kez daha şunu gösterdi; Türkiye'nin dünya futbolunda bir lobisi yok.Bir Şenes Erzik'le bu işlerin yürümeyeceğini anlamak için bugünleri beklemeye gerek yoktu. İğneyi bir de kendimize batıralım; Futbol Federasyonu derhal toplanmalı ve bu olaylara karışanlar futbolcu ve yönetici kim varsa kendi eliyle ceza vermeli.


Geri dön   Yazdır   Yukarı


ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Aktüel | Spor | Yazarlar
Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak
Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi