|
T Ü R K İ Y E ' N İ N B İ R İ K İ M İ |
||
![]() | ||
| Y A Z A R L A R | 18 KASIM 2005 CUMA | ||
|
|
"Olgular"ın dünyasıyla "değerler"in dünyası her zaman örtüşmez. Fiziki şartlar ve realite ile inanç ve fikir dünyası arasındaki ilişki çözülmesi zor, çetrefilli bir meseledir. "Nesne" ile onun "bilgisi" arasında ayrım yapan düşünürler nesne ile nesne hakkındaki bilginin değişim sürecinin de aynı olmadığını söylerler. Bazen herhangi bir olguyla ilgili tasavvurumuz ve ideallerimiz varolan olgudan ileridedir, bazen de bazı olgular tasavvurumuzun ilerisinde. Bizim anlayışımız ideal, mevcut durum sorunlu ya da halihazır olgu ideal, bizim zihnimizdeki tezahürü sorunlu olabilir. Kimi zaman değişim sürecine tabi olan ve ideallerimize göre şekillenmesi gereken pratik durumdur. Örneğin demokrasiyle ilgili ideal ve beklentiler nazara alındığında halihazır demokratik sistemlerin gelişim geçirmesi değişim sürecinin bir gereğidir. Bazen de varolan olgunun değil, bu olguyla ilgili kanaatlerimizin tekamül etmesi gerekir. Örneğin din sabittir, ama dini anlayışın tekamülü vardır ve dini düşünce gelişmeye tabidir. Din kamil ve tamamlanmış iken, dini anlayış eksik ve değişime tabidir. Değişmez dini sabiteler ile değişen hayat şartlarının örtüştürülmesi bir zihni ameliyeyi gerektirir. Dini bilginin gelişmesi normaldir, çünkü insanın beşeri ve tabii bilimlerden anladığı da değişir. Gerek müspet bilimlerdeki gelişmeler, gerekse beşeri bilimlerdeki gelişmeler neticesinde dini metinlerin okunması farklı yorumlar ortaya çıkarabilir. 8. yüzyıldaki insanın tabiat olayları hakkındaki bilgisiyle ortaya çıkan yorumlar ile 21. yüzyıldaki bilgilere dayanarak yapılan yorumlar arasında farklılık olması doğaldır. Evrenle ilgili insanın sahip olduğu bilgi arttıkça, evrenle ilgili ayetlerin yorumu da derinlik kazanır.
Bazen idealimizdeki anlayışa ulaşmak için mevcudun, nesnenin tekamülü, bazen de nesneyi doğru kavramak için anlayışımızın, düşüncemizin tekamülü gerekir. Bugün İslam dünyasında görülen ihtiyaç, dini çerçeveye uygun, ama çağın gerekleriyle örtüşen bir düşünceye sahip olabilmek ile idealize edilen katılımcı demokrasi ve hak/özgürlüklere uygun bir pratik üretebilmektir. Yani bir yandan orta yerdeki din olgusuna uygun bir düşünce üretebilmek, diğer yandan zihnimizdeki demokratik ideallere uygun bir sistem geliştirebilmek. Birinde teorinin, diğerinde pratiğin tekamülü. Nesne ile nesne hakkındaki tasavvuru bir sayanlar da vardır. Yani bir olgunun tezahürü olarak ortaya çıkan düşünceler ve pratiklere bakarak bu olgu hakkında fikir yürütmek… Örneğin belli bir din mensuplarının ortaya koydukları pratikler ve kültür ile dini tanımlamak ya da demokrasi adı altında ortaya çıkan pratiklere bakarak demokrasi hakkında hüküm vermek… Bunun doğru olduğu durumlar da vardır, yanlış olduğu durumlar da. Nesne hakkındaki tasavvurumuzu nesnenin kendisi olarak görmek bazen yanlış sonuçlar ortaya çıkarabilir. Bazı mezhep mensuplarının sapkınlıklarını dine veya demokratik süreçte yaşanan bazı olumsuzlukları demokrasiye mal etmek gibi. Değişimi yanlış yerden beklemek ve yanlış yere uygulamak başarısız sonuçlar almak anlamına gelir. Dini, değişime tabi tutmaya çalışmak, dini sabiteler üzerinde oynamak gibi. Oysa burada değişmesi gereken değişim ve gelişim alanında olan dini anlayış, düşünce ve pratiklerdir. Tekamül, ihya ve tecdid bu alanda olabilir. Eğer dini anlayışları, dini yorum ve kanaatleri sabit ve değişmez kutsallar olarak görürsek, o zaman bundan zarar görecek olan değişmesi talep edilemeyecek kutsal olarak din'dir. Bu yüzden olması gereken dini anlayış farklılıklarına kapı açmak, dini düşüncenin gelişimini desteklemek olmalıdır. Düşüncemiz gelişmeli ki, değerlerimize uygun pratikler ortaya koyabilelim.
|
![]()
| |||||||||||||||
|
Ana Sayfa |
Gündem |
Politika |
Ekonomi |
Dünya |
Aktüel |
Spor |
Yazarlar Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın |
| Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi |