|
T Ü R K İ Y E ' N İ N B İ R İ K İ M İ |
||
![]() | ||
| Y A Z A R L A R | 18 KASIM 2005 CUMA | ||
|
|
Cins adam İtalo Calvino, "şehirler, rüyaların veya kâbusların mekânıdır" der. Peki, İstanbul rüyaların mı yoksa kabusların mı mekanı? Bir zamanlar İstanbul'a büyük medeniyet rüyası gördürten o asîl ruh, bugün maalesef sırra kadem basmak üzere. İstanbul'u İstanbul yapan şey, ona büyük rüyalar gördürten Müslüman ruhudur: Müslümanların gördüğü ve kurduğu medeniyet rüyasıdır. Bu ruh, herkese hayat hakkı tanıyan, farklılıkları zenginlik olarak gören; başkalarını asimile etmeyi marifet sanan tüm diğer seküler Batı kentlerinden kendini farklı kılan; kuşatıcı, kucaklayıcı, sarıp sarmalayıcı, adalet ve hayat bahşedici bir ruhtur: İstanbul, ruhuyla ve bedeniyle büyük rüyaların mekanı olduğu vakitler, başka kültürlerin ve medeniyetlerin ilham kaynağı olan büyük insanların solumadan edemediği bir "mekan"dı: İngilizlerin İstanbul tarihçisi Peter Mansell, Avrupalı büyük yazar, sanatçı ve düşünürlerin, hem Avrupa'da kendilerine karşı uygulanan baskılardan kurtulmak için, hem de İstanbul'u İstanbul yapan ruhu keşfetmek ve solumak için 16. yüzyıldan 19. yüzyıla kadar İstanbul'u mesken tuttuklarını yazar. Bugün, bu durum tam tersine dönmüş gibidir. İstanbul'u yeniden büyük rüyaların görüldüğü yegane merkez haline getirebilmenin yolu, İstanbul'u, yeniden büyük medeniyet rüyaları gören bir özne haline getirmekten geçiyor: İstanbul, o asil ve büyük rüyalarını yeniden görmeye başladığı zaman, yeniden hayatiyetine kavuşacak ve herkese ruh üfleyecek ve her bir tarafı o derûnî ruhuyla ışıtacak ve aydınlatacaktır. Bunun için İstanbul'un ruhuyla özdeş büyük rüyalar gören insanlara, istanbul'un ruhuna ve rüyalarına yeniden hayat verecek gerçek sahiplerine ihtiyacı var. "Asalaklar", İstanbul'un ruhunu kirletmekten, büyük medeniyet rüyasını ertelemekten ve hatta zamanla yok edecek bir yıkım harekâtına hız vermekten başka bir şey yapamıyorlar ve yapamazlar da. İstanbul'un, "asalaklar"a da ruh üfleyecek bir "aşkın özne" haline gelmesi, asalakların "köksüz", "tabansız", "sapkın", şaşkın, "tahripkar" ve tükenmek bilmez süflî arzularının nesnesi ve kölesi olmasından kurtarılabilmesi için İstanbul'u İstanbul yapan ruhunu yeniden canlandıracak ve kanatlandıracak büyük medeniyet rüyası görebilen asîl insanlara, öncü mimarlara, bilge kişilere ihtiyacı var. İstanbul, gerek tarihteki, gerekse gelecekteki yeri, rolü ve konumu açısından dünyanın tek biricik şehridir. Pek çok bakımdan Mekke'den de, Medine'den de, Kudüs'ten de çok daha fazla hayâtî önemi haiz bir şehirdir. Sözgelişi, Medine, sadece Müslümanların kurduğu bir şehirdir. Oysa İstanbul, Müslüman olmayanların kurdukları ama Müslümanların fethederek (kapılarını ve ruhunu İslâm'a açarak) sonradan "Müslümanlaştırdıkları", Müslüman ruhu üfledikleri bir sertahttır. "Dünya şehri" safsatasıyla bugün İstanbul, bu Müslüman ruhundan tümüyle uzaklaştırılacak yoğun bir operasyona tâbi tutuluyor. İstanbul'un Müslüman ruhu yok edilmeye, İstanbul, Paul Virilio'nun deyişiyle, seküler / arabesk ve eurobesk popüler kültürün hükümferma olduğu, başkalaştırdığı, kirlettiği, ruhun yok ettiği "mezarlıkları andıran, ruhsuz" Batı kentlerinin karikatürü ruhsuz bir kent hâline getirilmeye çalışılıyor. İstanbul'un ruhunu biz bizzat kendi ellerimizle yok ediyoruz: Fetih'ten sonraki ilk 50 yıl içinde kurulan, ruh verilen İstanbul, ilk kez nüfusunun kahir ekseriyetini Müslümanların oluşturduğu ama İstanbul'a İslâmî bir ruh katan medeniyet kimliğini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıyadır. Eğer İstanbul, bu ruhunu tümüyle yitirirse, bu şehre yeniden ruh verecek İslâmî bir gelecek yüklenebilme imkânlarını da yitirecektir. İstanbul'a karşı işlenen cinayeti saldırıyı görmek ve gerekli önlemleri alarak, şehri İslâmî bir ruh kazandıracak ve yeni bir medeniyet sıçramasına sertahtlık yapacak şekilde silbaştan yeniden kurmak zorundayız. İstanbul'un ruhunun yok olması, bizim yok olmamız demektir vesselâm…
|
![]()
| ||||||||||||||||
|
Ana Sayfa |
Gündem |
Politika |
Ekonomi |
Dünya |
Aktüel |
Spor |
Yazarlar Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın |
| Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi |