T Ü R K İ Y E ' N İ N    B İ R İ K İ M İ
Y A Z A R L A R 19 KASIM 2005 CUMARTESİ
  Ana Sayfa
  Gündem
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Aktüel
  Spor
  Yazarlar
  Televizyon
  Sağlık
  Karikatür
  Bugünkü Yeni Şafak
 
  657'liler Ailesi
  Bilişim
  Çalışanın Sesi
  Diziler
  Düşünce Gündemi
  Kültür-Sanat
  Nar-ı Beyza
  Okur Sözcüsü
  Röportaj
  Sinema
  Yemek
 
  Bize Yazın
  Abone Formu
  Temsilcilikler
  Reklam
  Künye
 
  Arşiv

  Yeni Şafak'ta Ara
 

Ali BAYRAMOĞLU

Fatih Terim felaketi…

Haksızlığa uğramış Türk… Hiç değişmiyor… Her konuda böyle bir koşullanma ve ruh hali içinde oluyoruz. Uluslararası her beceriksizliğimiz, her kaybımız, her hadisemiz böyle yaşanıyor. Ülkenin idarecisi, siyasetçisi, spor yöneticisi her açıklamayı, her savunmayı bunun üzerine kuruyor, buradan nemalanıyor, bununla oynuyor.

Eurovizyon yarışmaları bir savaş havasında izleniyor, "haksızlığa uğrayan Türk ya da üstün Türk ruh halini"zi beslemekten başka işe yaramıyor, müzik ise bahane…

Bir Türk Avrupalı reşit olmayan bir kızı Türkiye'ye getiriyor, meseleyi erkek tarafı olarak uluslararası kız kaçırma işine çeviriyor, üstünlük (kızı alıkoyma) ve mağduriyet (kızı iade etme) duygusu arasındaki hiç bir ara noktayı bilmiyoruz…

Bir milli maç başlıyor. Seyirci haksızlığa uğramış ya da uğramaya aday Türk olarak tribünde yerini alıyor.

İki gün önce Şükrü Saraçoğlu'nda Türkiye-İsviçre milli maçı sonrasında bu ruh halinin ayyuka çıkardığı bir rezalet yaşandı. "Galeyan kültürümüz"e dünyanın gözü önünde neşter vuran bir rezaletti bu.

Bugünün dünyasında futbol sadece bir spor değil, aynı zamanda kitlelerin, dünya kültürlerinin temaşa içinde buluştuğu, karşılaştığı dev ve şeffaf bir arena. Ahlaka, davranışa, mücadeleye ilişkin kuralları, ilkeleri, yaptırımları bir dünya dili haline getiriyor. Çağın popüler zekasını taşıyor, oyuncusuyla, seyircisiyle, kolektif eylem ve hareketlerle kültürlerin iç yüzünü sergiliyor.

Spor olarak futbol'a gelince… O, aslında basit bir oyun. 11 kişilik iki takım bir topu iki direğin arasından geçirmeye çalışır. Bunu daha çok yapan kazanır. Kazanç da kayıp da bu basit oyunda günlüktür, bunu öğretir futbol. Yenilginin ve galibiyetin, hazmetmenin terbiyesini verir, usûlünü gösterir.

Çarşamba gecesi İsviçre karşısında kaybettik… Kaybederken söz konusu terbiye ve usûlden ne denli uzak olduğumuzu da gösterdik. Ve haksızlığa uğramış Türk psikolojisiyle İsviçrelileri dünyanın gözü önünde, naklen yayında, üstelik teknik yöneticiler, futbolcular, polislerle dövdük…

Sonrası daha vahim…

Dün olduğu gibi bugün de rezaletin, başarısızlığın üstünü başkalarının sırtından, aynı psikolojiyi tahrik ederek kapatmaya çalışıyoruz.

Bugün FİFA Başkanı'nın yaptığı erken ve usûlsüz açıklamaya işaret ederek yaşanan rezaleti unutmaya soyunuyoruz.

Dün İsviçre'de çok kötü futbol oynayarak kaybettiğimiz maçı tartışmak yerine, bir İsviçreli futbolcunun Fatih Terim'e küfür etmesini öne çıkardık. Fatih Terim'in milleti kerhen temsil eder hale getirilen egosunu siyasileştirdik.

O maçın hakemine küfür ettik. İstanbul'da maça fanatik seyircileri davet ettik, İsviçre milli takımına gümrükte kötü davrandık, yolda yumurtalar attık. Sportif bir başarısızlığı siyasi bir haksızlık havasına böyle çevirdik.

Ve bu işin bir mimarı var: Fatih Terim…

Federasyonu bile susturan tavırlarıyla, mağlubiyeti sindiremeyen garip şişkin egosuyla tam dört gün boyunca ortalığı gerdi ve tahrik etti Terim. Maçı bir savaş, bir siyaset havasına soktu. Maçın bitişinde sahaya ve hakemlerin üzerine fırlayan oydu. Futbolcuları dolduran, teknik heyeti azdıran oydu. Bir tek şey uğruna: Egosu, milliyetçilik, efelik arkasına sıkıştırdığı, bunlarla doğruladığı egosu…

Bu egonun temsil ettiği otoriter, ataerkil ruh hali Türkiye'nin yüzlerce yıllık sorunudur.

Ama bugünkü mesele bu ilkelliğin sadece sporu değil, toplum siyasetini yönlendirmeye kalkması, ülkeyi temsil etme havasına girmesidir.

Fatih Terim iyi bir teknik direktör olabilir ama, spor ahlakından, sportif ruhtan azadedir. Futbolcuyken hakemlerin suratına tükürür ve oyundan atılırdı.

Şimdi Türkiye'yi oyundan attırmak üzere…

Terim istifa etmeli, olmadı derhal görevden alınmalıdır.

Geri dön   Mesaj gönder   Yazdır   Yukarı


ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Aktüel | Spor | Yazarlar
Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak
Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi